Toplum olarak farklı bir süreçten geçiyoruz!

Bu süreç adı bile daha doğru dürüst konulamamış bir süreç!

Kimilerine göre bu süreç çözüm süreci! Kimilerine göreyse bu süreç bir teslim oluş süreci! Daha doğrusu bir teslim alış süreci!

Bu sürecin en belirgin yanı ise kimsenin kimseye güvenmediği bir süreç oluşu!

Sürecin taraflarının başını elbette devlet çekiyor! Devletin hemen yanı başında da terör örgütü yani İmralı sakini bulunuyor!

Devlet tarafında Cumhur İttifakı’nın bileşenleri yer alıyor!

Terör örgütü tarafında ise DEM Parti bulunuyor.

Ancak DEM Partililer bu “terör örgütü” tanımından hiç mi ama hiç hazzetmiyorlar. Yaklaşık yarım asırdır yaşananların terör değil zulme karşı direniş olduğunu iddia ediyorlar.

DEM Partililerin bu hassasiyetinin sürecin öteki tarafından paylaşılmadığı da aşikâr!

Zaten yukarıda da zikrettiğimiz gibi sürecin tarafları arasında müthiş bir güvensizlik olayı yaşanıyor.

Herkes birbirinden alabildiğine kuşkulanıyor ama herkes birbirine güveniyormuş gibi yapmaktan geri kalmıyor.

Bu güvensizlik sadece birbirine karşı olan taraflar arasında değil aynı tarafa mensuplar arasında yoğun biçimde yaşanıyor.

Mesela bu süreçte AKP’nin MHP’ye, MHP’nin de AKP’ye kesinkes güvendiği söylenebilir mi? Bu elbette mümkün değil.

Aynı şekilde karşı tarafta da büyük bir güvensizlik olayı yaşanıyor.

İmralı sakini Öcalan’ın PKK’lılara, PKK’lıların da Öcalan’a kayıtsız şartsız güvendiği nasıl söylenebilir!

Benzer bir biçimde İmralı sakini Öcalan ile DEM Partililer arasında da güven ortamı olduğunu kimse iddia edemez.

Birbirlerine güveniyor olsalar İmralı sakini Öcalan onlara ulu orta hakaret eder mi? Onları aşağılar mı?

Evet, daha adı bile doğru dürüst konulamamış bir süreçten geçiyoruz. Bugün için insanlar birbirlerine katlanıyor gibiler ama yarın nasıl davranacakları büyük bir meçhul!