Evlenen dinin yarısını korur, diğer yarısı için
Allah tan korksun direktifi Peygamber Efendimizin (S.A.V.) mübarek
ifadelerinin mealidir.
Evlilik insanların nefislerini ve şahsiyetlerini korur.
Nesillerin emin bir şekilde yetişmelerini sağlar.
Dikkat edersek, evlilikle dinimizin korunması hadisesinin
gerçekleşebileceğidir. Dinimizin korunması, ferdin, toplumun ve dolayısıyla
toplumun huzurunun gerçekleşmesi demektir.
Cassas Ahkamu l Kur an ında zikrediyor:
Hz. Ömer (R.A.) evlenmeyen bir sahabeyi azarlıyor ve
diyor ki:
Sen ya Allah tan korkmuyorsun, ya erkek değilsin!
Onlar evlilik konusunda bu derece hassas idiler.
Gençlerin evlenmelerinde birçok engeller çıkarılıyor.
Bu toplumda sistem, kültür ve medeniyet anlayışı bozuk.
Müslümanlar henüz üzerine düşeni yapmıyorlar. Herkes
çevre putunun tasallutu altında.
Evlenmede eşya isteniyor.
Aynı fikirde olan gençler birbirlerini bulamıyorlar.
Yüzünde şeytani bakışların izi olmayan erkeklerle, gözünde şehvani bakışların
izi olmayan kadınların evliliğinden stressiz, huzurlu ve nurlu yavrular dünyaya
gelir.
Batı ülkelerinde evlilik dışı doğum sayısı son 30 yılda 9
misli artmıştır. Rekor İzlanda dadır. İkinci sırada İsveç gelmektedir. Norveç
ve Danimarka yı da Fransa takip etmektedir.
Batı da da bizde olduğu gibi eskiden evlilik ile annelik
kavramı bir aradaydı. Avrupa da şimdi bu iki kavram birbirinden ayrılmıştır.
Müminin hayatında kadın, Allah ın erkeğe emaneti, el
üzerinde tutulmasını emrettiği bir ziynet, nikâh da bu ziynetin tezyinatıdır.
İzdivaç konusunda karar vermek insan hayatında çok
kısıtlıdır. Böyle bir karar için zaman çok mahduttur.
Çok insan hayatında ancak bir kere evlenmiştir. İki kere
evlenenler orantılandığında yüzde olarak çok azdır. 3 veya 4 kere evlenenler
pek enderdir. Evlenmenin çok sayıda olanları istisnaidir. Bu gibi konular
eğlenceli sözler ve fıkralarda işlenen konulardır.
Evlilik hayatı için insanın ilk tercih hakkını çok
itinalı kullanması gerekir.
Bekârlıktan toplum düzenine, başıboşluktan bir nevi küçük
devlet kurma düzenine, talebelik devresinden idareci düzenine, yeni bir yaşam
tarzına, artık dönüşü olmayan bir yolculuğa çıkış gibi olan evlilik için ilk
karar son derece önemlidir.
İlk evlilikteki heyecanı insan diğer evliliklerde
bulamaz. Birinci evlilik hayatın ilk kozudur. İlk evlilikten saadet bulamadım
diyenler, evliliklerini sonlandırmakla hatalı davranmışlardır.
İlk evliliğin yerini dolduran ikinci saadet pek vaki
değildir. Ben ilk evliliğimden çok şimdi mesudum diyenler sadece kendilerini
avutmaya çalışanlardır. Onun için evliliğe karar verildi mi caymak bir
faciadır.
İslam dini, karı-kocanın ayrılışını istisnai hal çaresi
olarak beyan etmiştir. Taraflara ayrılmadan önce çeşitli sulh çareleri
sıralamıştır. Şayet anlaşamıyorlarsa üç ay gibi bir zaman geçtikten sonra
konuyu tekrar düşünmeleri tavsiye edilmiştir. Bu takdirde de anlaşamamışlarsa
boşanmalarına müsaade edilmiştir.
Birinci evlilik akdi yapıldıktan sonra taraflar,
yaşadıkları hayatın derin izlerini ayrıldıklarında kolay kolay hafızalarından
silemezler.
Hayatın bu aşamasında gönlüne büyük emeller doldurarak,
dünya saadetinin en güzelini umarak, eski çevresinden, ana-baba ocağından
uzaklaşarak, baharın çiçeğini yeni tanıdığı erkeğe sunan kız, neler görecekse
bu ilk kocada görecektir.
Baharın güllerini devşiren koca, emeller yıkıcı, hayaller
kırıcı, arşı sallayıcı o boşanmak sözünü şuursuzca kullanırsa; bu gibi
sevimsiz sözler kadın kalbinde depresyonlar yapar, manen çökertir. Aynı akıbet
kadının kocasına tavrıyla erkek tarafından da yaşanır.
Çok kritik bir mesele olan boşanma hususunda erkek de
kadın da sözünü bilmeli, diline sahip olmalı, kendisine Allah ın emaneti olan
eşinin benliği ile asla oynamamalıdır.
İsabetli bir evlilik insanın dünyada cennet hayatı
yaşamasına vesiledir. Cenab-ı Hak böyle bir vesileyi ümmet-i Muhammed e ihsan
etsin. Hepinize mutluluk dualarımla