AB nin artık AK Parti yönetimini de bıktırdığı yapılan
açıklamalardan açıkça görülüyor. Ne var ki, böylesine bıkkınlık ve şikâyetçi
olunan AB nin kapısını bir türlü terk edemiyor oluşumuz bir çelişki olarak
ortada duruyor. Hemen belirteyim ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başbakan
Davutoğlu nun son günlerde yaptıkları AB ye yönelik eleştiri ve şikâyetleri
bizim yıllardan beri dile getirdiğimiz hususlar olduğu için katılıyoruz. Ancak,
söylemlere uygun bir eylemin hayata geçirilemeyişini de anlamakta güçlük
çekiyor, seçimlerin yaklaştığı şu günlerde AB ye yönelik eleştirileri seçmene
yönelik hamleler gibi görüyorum.
Öncelikli olarak Sayın Cumhurbaşkanı nın, Eritre de
yaptığı konuşmada AB ye yönelik, Kapınızda dilenecek değiliz sözlerini
aktarmak istiyorum. Elbette Türkiye AB nin kapısında dilenci pozisyonunda
olmaz, olamaz, olmamalıdır. Ancak, bu cümlenin devamında; AB ye kabul
etmezlerse Türkiye kendi yolunu kendisi çizer cümlesi isteyen durumunda olanın
biz, almayan durumunda olanın ise AB olduğunu göstermiyor mu AB ye yönelik
bunca eleştiri ve suçlamanın ardından, Kabul etmezlerse kendi yolumuzu
kendimiz çizeriz demek suretiyle onların ortaya koyacağı iradeyi beklediğimizi
göstermenin ne anlamı var Onlar kovana kadar kapıda beklemeye mecbur muyuz
Sayın Cumhurbaşkanı nın aynı konuşmada bir başka cümlesi ise, Aslında
Avrupa yı test ediyoruz. Avrupa acaba halkı Müslüman olan Türkiye yi
hazmedebilecek mi şeklinde. Üyeliğe kabul edeceklerine dair en ufak bir
işaret bulunmayan AB nin Türkiye ye sürekli ev ödevi verdiği ve Türkiye nin de
bu ev ödevlerini istenen şekilde yapmak için bir çabanın içinde olduğu
düşünülürse ödev verenlerin ödev alanlar tarafından test edilmesi nasıl mümkün
olacak
Çünkü rica minnet açılan her fasıl ile birlikte o faslı
geçebilmemiz için sürekli olarak her şeyimizle AB normlarına uyumu sağlayacak
düzenlemeler yapıyoruz. Yani AB her alanda kendilerine benzememizi istiyor biz
de bu isteğe uygun hareket ediyoruz. Buna rağmen bunca yıldır kabul
edilmiyoruz.
Sayın Başbakan Davutoğlu istediği kadar, Dinimizle,
dilimizle örfümüzle AB ye gireceğiz desin dursun. Biz onların dini kurumlarını
yaşatmak, hatta yıkılmış olanlarını tamir ederek ayağa kaldırmaya çalışalım
onlar bizim inancımızdan rahatsızlar ve bizi bu halimizle aralarına almak
istemiyorlar. İnancımızın yasakladığı ve haram saydığı bir takım eylemeleri
bile yasalarda yapılan düzenlemelerle suç olmaktan çıkartmak suretiyle kendi
değer yargılarımızdan taviz verdiğimiz ortada iken dinimizle, dilimizle,
örfümüzle AB ye gireceğiz demek kendimizi kandırmak olmaz mı
Bırakın aralarına almayı bir an evvel Avrupa daki
Müslüman varlığından kurtulmak için çırpındıklarını sokaktaki vatandaş
görüyorsa Sayın Başbakan ın görmemesi ya da görmezden gelmesi içe dönük politik
açıklamalar yapması AB nin Türkiye ye bakışını değiştirmeyecektir.