Günümüz insanların (buna dindar ailelerin çocukları ve

dindarlar dâhil) en büyük sorunu maalesef artan fuhuş ve cinselliktir.

Toplumda büyük bir cinsel serbestlik ve fuhuş

yaşanmaktadır. Bunun temel nedeni de insanların evlenme sürelerinin gittikçe

ilerlemesi 25 -30 yaş aralığında artık evlenmeleridir.

Bu süreç kadın ve erkeklerde ortalama aynı olmaktadır.

Bir insanın cinsel açıdan en güçlü olduğu döneminde bekâr

olması, tabi ki toplumda cinsel suçlara yol açtığı gibi fuhşiyatı da

artırmaktadır.

Her ortamda (okullar ve kurslar zaten cinslerin

birbirleriyle tanıştığı ve serbest ilişki kurduğu yerler haline gelmiştir)

karşıt cinsler bir araya gelmeye çalışmaktadır.

Bu artık toplumumuzun bir realitesi haline gelmiştir. 

PEKİ, NE YAPILMALI

Bu yaşam tarzı aslında batının bize dayattığı bir yaşam

tarzıdır.

Bizim kültürümüzde buluğ çağına erdikten kısa bir süre

sonra insanlar evlenirdi. (Sakın hâlâ çocuk demeyin. Tüm atalarınız bu yaşlarda

evlendiler)

Ama ülkemizde bu süreç sürekli ileri tarihe atıldı ve

derken ekonomik nedenlerden dolayı artık 25-30 yaş aralığına dayanmış oldu.

Bu yaşta evlenen bir insanın çocuğu olup yetişkin

olduğunda babası ve annesi artık yaşlı birer insan olmaktadır.

İşte batının dayattığı bu zinciri kırmanın tek yolu erken

evliliktir.

Yani 20 sine varmadan kız ve erkeklerin evlenmesidir.

Oğlan hâlâ okuyor, işi yok mazeretini tarihe gömelim.

Evde bir tabak daha koyalım sofraya emin olun erken

evlenmiş bir genç çabuk olgunlaşacaktır.

Siz ona nasihat verip hayatını yönlendirmek için

uğraşmayacaksınız.

O, kendine çözümler üretecektir.

Genç vaktini kızların (kızlar için de tersi) peşinde

koşma, cinsel içerikli materyalleri takip etme stresinden kurtulacaktır.

Çünkü insanda en baskın duygulardan birisi de cinsel

dürtülerdir. Bu dürtüler helal yoldan tatmin edildiğinde insanın beynindeki

yani bilinçaltındaki bir yük ortadan kaybolacak, gençler hedefe daha iyi

konsantre olacaklardır.

Evlenen bir insan yaşı ne kadar genç olursa olsun

olgunlaşır.

Bekâr olan bir insan ise yaşı ne kadar büyük olursa olsun

hâlâ olgunlaşmamış ve bilinçaltındaki dürtülerle (nefis terbiyesi

diyebilirsiniz) boğuşur. Bu da ona zaman kaybettirir.

Evlenen bir insan dinini korur.

Dünyasını korur.

Çünkü hayata bakışı değişir.

Ayakları yere basar.

Batıda evlilik öncesi cinsel ilişkiler normal

karşılandığından orada bu konu çok sorun çıkarmazken bizim gibi ülkelerde bu

soruna neden olur.

Toplumu kurtarmak, toplumdaki cinsel sapkınlığı önlemenin

tek yolu

erken evliliktir.

İslam da evlilik sadece neslin devamı için istenmez.

Gençlerin ıslahı ve bir an önce hayata atılarak

toplumsallaşması için de istenir.

Evlilikle yarım olan insan tam olmuş olur. Bilinçaltının

baskısından ve nefsin tazyikinden kurtulur.

Genç yaşta evlenen kişiler, bir anlamda beraber büyürler.

Hayatı beraber tanımış olurlar. Onların daha kemikleşmiş bir dünya görüşü

olmadığından birbirlerini etkileyerek, birbirlerini şekillendirirler.

Böylelikle günümüzdeki evliliklerdeki en büyük sorun olan anlaşamama ve dünya

görüşünün farklı olması olayı da meydana gelmez.

Ülkemizde bir zihniyeti yıkıp yeni bir zihniyet inşa

etmemiz gerekiyor. O da geç evlenme (iş güç sahibi olsun, kariyeri olsun, para

kazansın, evi dört dörtlük olsun) zihniyetini yıkmaktır. Evlilik yaşını

düşürmeye çalışmalıyız. Özellikle erkekleri ilgilendiriyor. Çünkü erkeklerde

geç evlenme daha yaygın. Ama kızlarda da gittikçe yaygınlaşıyor. Toplumu

değiştirmeli, dönüştürmeliyiz.

BU yazımızda çocuk evliliği savunduğumuz anlaşımasın.

Sadece otuzlara varan evlilik yaşının yirmilere veya on sekizlere çekilmesini

tavsiye ediyoruz.

Artık batının dayattığını bu yaşam tarzını değiştirmeli,

yeni bir gelenek inşa etmeliyiz...

Erken yaşta evlilikte hayat vardır.

Gençleri evlendirin ki sapıtmasınlar, hem bugünleri ve

hem de yarınları kurtulsun.