Milli Görüş lider Erbakan 27 Şubat 2011 tarihinde Hakkın rahmetine kavuştu. Yani darı bekaya irtihal edeli çok uzun bir zaman olmadı. Son anına değin inandığı davası için tebliğ vazifesini ifa ettiğine cenaze namazındaki milyonların şahadetleri yeterli delil olmuştur elbette!

İşte merhum Erbakan siyasi mücadele ile dolu onlarca yıl boyunca pek çok konuda halkımıza ikazlarda bulunmuş ve ülkemizi yönetenlerin gittiği yolun yanlış olduğunu ifade etmiştir. Aynı zamanda Siyonizm’in dünya ve Ortadoğu üzerinde oynadığı oyuna da dikkat çekmiştir. Dilerseniz merhum Erbakan’ın bazı konulardaki uyarılarını hep birlikte hatırlayalım:

2003 yılında yaptığı bir konuşmada bakın Suriye ile ilgili özetle ne demektedir: “Biz yıllardan beri tüm bu planların arkasında dış mihrakların Arz-ı Mev’ud’un İsrail’e bağlamak gayelerinin olduğunu her zaman belirtmişizdir. Bu olayların hepsi uydurma bahanedir. Asıl maksat büyük İsrail’in kurulmasıdır. Bütün insanlığın köle yapılmasıdır. Asıl maksat ya öleceksiniz ya teslim olacaksınız kararının uygulanmasından ibarettir. Afganistan ve Irak’tan sonra Suriye ile sınırlı kalmayacak. Suudi Arabistan, Mısır ve Türkiye. Asıl hedef Türkiye’dir. Bu sebepten dolayıdır ki bir plan başlamıştır. Bunun yürütülmesi için gereken adımlar atılmaktadır… Bir yandan dış mihraklar Afganistan, Irak, Suriye, İran bütün bu planlarını adım adım ortaya koyarken asıl hedef hakkındaki hazırlıklarını da kesinlikle ihmal etmemektedir. Asıl hedef nedir? Türkiye’dir. Türkiye’nin parçalanması, yumuşak lokma yapılması ve Arz-ı Mev’ud’un bir parçası yapılması ve İsrail’e katılması hususunda da planlar harıl harıl yürütülmektedir.” Aradan geçen bunca yıl sonunda rahmetli Erbakan’ın söylediklerinin doğruluk payı ayan beyan ortaya çıkmıştır.

PKK ile ilgili 1992 yılında TBMM kürsüsünden yaptığı konuşmada özetle: “Riyad’da Amerikalı bir albay bizim gazeteciye şunları söylüyor. İşte eliyle harita üzerinde göstererek Kürt devleti burada kurulacaktır. Savaş bitecek Saddam çökmüş olacak. Bu yörede devlet kalmayacak. Kürtler burada bir devlet kuracaklar… Aziz milletimizin evlatları ABD, dış güçler, İsrail bu işlerle ilgili uzun vadeli planları var. Onların uzun vadeli planları var da bizim kısa, orta, uzun vadeli milli planlarımız nerede? Kim yapacak bunları? Bu planı yapması gerekenler planı yapmak şöyle dursun onların planlarına alet oluyorlar…” Evet! Yine ne kadar da haklı değil mi?

Ya son darbe girişimiyle gündeme gelen, FETÖ ile ilgili son gelişmeler için bizzat Cumhurbaşkanı Baş Danışmanı Şeref Malkoç tarafından kamuoyuna ifade edilen ve yıllar önce rahmetli Erbakan’ın kendilerine söylediği: “Çocuklarınızı Fethullah Gülen’in okullarına gönderirseniz Yahudi’ye asker yetiştirmiş olursunuz.” Cümlesine ne demeli. Gerçi son kısmını söylememiş kendileri ama dilerseniz sonunu da biz tamamlayalım: “Korkarım ki! Beni anladığınız gün dövecek diziniz de kalmayacak!”

Son zamanlarda görsel-yazılı ve sosyal medya üzerinden bir furya başlatıldı. Merhum Erbakan’ın ne kadar haklı olduğunu ifade etmek için insanlar adeta birbirleriyle yarışmaya başladılar. Daha doğrusu Erbakan’ın sözlerini kendilerini ve vicdanlarını aklamak için kullanmaktalar. Kimileri bir sözünden yola çıkarak aklından geçenleri legalleştirmeye çalışmaktalar. Kimileri “Ah! Erbakan Hoca’m senin kıymetini bilememişiz” vaveylasıyla bir yerlere mesaj gönderme telaşesindeler. Kimileri de samimi olarak pişmanlığını ifade etmekteler.

Dikkat ederseniz rahmetli Erbakan’ın genelde bizleri uyardığı hususlar henüz dünya ve ülkemiz gündemine gelmeden çok önce ifade edilen meseleler. Müslüman firaseti ve devlet adamlığı kısmını bir kenara koyalım zira o hususta kimsenin rahmetliye bir şey diyebileceğini zannetmiyorum. Benim asıl dikkatimi çeken husus aradan yıllar geçtikten sonra rahmetlinin haklı çıkması! Ne kadar garip değil mi? Bir konuda da yanıl be mübarek! Ama yok her ne söylediyse üç aşağı beş yukarı çıktı. Yıllarca “beni Hans anladı, Hasan anlamadı” diyen merhum şimdi yaşasaydı sizce haklı çıkmasına sevinir miydi yoksa ülkenin haline baktıkça daha fazla üzülür müydü?

Hem merhumun bunca hususta haklı olduğunu ifade edenler acaba son yıllarında özellikle ülkeyi idare edenlere yönelik yaptığı uyarılarda da haklı olabileceğini hiç akıllarına getiriyorlar mı? Yoksa yine haklılığını anlayabilmemiz için yılların geçmesini beklememiz mi gerekiyor? Yıllar önce özellikle ülkemizi ilgilendiren hususlarda uyarıları dikkate alsaydık acaba şimdi durumlar nasıl olurdu hiç düşündük mü?

Minik bir tebessüm

Aristipus ve Diogenes

Aristipus bir gün dostu Diogenes’i mercimek yerken bulur ve;

- Kralı pohpohlamayı bir öğrensen karnını mercimekle doyurmak zorunda kalmazsın diye çıkışır. Diogenes cevap verir:

* Karnını mercimekle doyurmayı bir öğrensen, kralı pohpohlamak zorunda kalmazsın.

İlgilisine notlar:

* “Ben Allah’ın izniyle ölüleri dirilttim ama ahmaklar için yapabileceğim bir şey yoktur.” Hz. İsa

* “Gönül yarasından sakınmak gerek ki yoktur cihanda onun merhemi, elinden gelirse gönül yıkma ki yıkık gönlün ahı yıkar âlemi” Sâdi Şîrâzî

* “Bazen alabileceğin en büyük intikam; affetmektir. Ve bazen karşıdakine verilebilecek en güzel cevap; gülüp geçmektir.” Victor Hugo