Ancak böyle özetlenebilirdi hayatı; asrın hikayesi...
Hayatı, geçen yüzyılın özeti gibiydi. Bulunduğu her yere damgasını vurdu, her
alanda mücadelesini sürdürdü. Tarih kitapları onu yirminci yüzyıla damgasını
vurmuş tarih yazan adam olarak kayda geçecektir. Yeryüzünün her noktasında,
ümmetin cemaatleşmesinde ve teşkilatlanmasında, etkisini gösteren, en etkin
şahsiyetten söz ediyoruz.
Hakkında çok şey yazıldı-çizildi, yazılanlar konuşulanlar
ancak okyanustan ırmaklara ayrılan kollar gibiydi...
Tarih onu daha çok yazacak, anlattıklarının doğruluğu
tescillendikçe hakkı daha birçok teslim edilecek belki ama Ba de
harabi l-Basra!..
Vefat günlerinde bir dostun yanık yüreğiyle kaleme aldığı
şu satırlar birçoğumuzun duygularına tercüman olacaktır sanıyorum.
Kel ölünce sırma
saçlı; kör ölünce badem gözlü diyenlerin abartılı nezaketi hoştur. Fakat
hayatta iken sırma saçlıya kel; badem gözlüye kör; diyenlerin abartısız
ihanetinin nahoşluğunu ehl-i vicdan ve ehl-i insaf olanlar kaldıramaz, diyerek
acımı içimin derinliklerine gömüyor ve Rahmet diliyorum Yüce Mevla dan Muhterem
Hocam a
Ümmetin önderi merhum Erbakan Hocamız evrensel bir
liderdi. Her ne kadar son ana kadar Saadet Partisi Genel Başkanı sıfatı taşıyor
olsa da; o bir partiye, cemaate, düşünceye ve ülkeye hasr edilemeyecek kadar
büyük bir liderdi.
Erbakan da her fani gibi öldü, artık yok, bugün yapılacak
olan onu insani yönleriyle anmak değil; davasını anlamak olmalıdır.
Evet, büyüklük gösterip 28 Şubat ın baş mimarına bile
hakkını helallik verecek kadar büyük kişilikti. Tabi ki, başkalarının
istismarına fırsat vermeyelim; ancak hocamızın münhasıran sahiplenilmesi de
kanaatimizce doğru olmaz. Bırakın onu anma/anlama toplantılarına herkes gelsin
dinlesinler, fikirleri her yere yayılsın..
Ülkemizde şu anda gördüğünüz her olumlu ve hayırlı
icraatta onun imzası/payı vardır. Bugün kamuda, hademeden Cumhurbaşkanlığına
kadar her kademede görev yapan mütedeyyin insanda emeği vardır.
O, devlet
dairesinin önünden geçmeye korkan, mazlum Anadolu insanına Ayağa kalk ve
devleti yönet! ruhu aşıladı. Başlattığı kutlu yürüyüş, ülkenin çehresini
değiştirdi.
Dünyayı yönetmeye talip olan yeni bir Müslümanlık
anlayışı getirdi. Bir başka ifadeyle, Müslümanlığı hapsedildiği camiden
caddeye, konuttan kamuya taşıdı.
Cihat, faiz ve adil düzen gibi çoktan tedavülden
kalkan kavramları yeniden Müslümanların gündemine yerleştirdi. O,
Müslümanlığın bireysel ibadetlerden ibaret bir din olmadığını insanlığa
öğretti. Hayatındaki en büyük ideali İslam Birliğini kurmaktı.
Tüm zorluklara rağmen kısa süreli koalisyon ve 11 aylık
başbakanlık dönemine sığdırdığı dev icraatlara bakarak, Acaba 11 yıl Başbakan
olarak kalsaydı bugün nasıl bir dünya olurdu sorusunun cevabını
takdirlerinize bırakıyorum.
Bugün, onun izinden giden ve davasına sahip çıkan herkes,
onun ortaya koyduğu ilke ve prensiplere herkesten daha fazla uymak/bağlı
kalmak zorundadır. Çizdiği yol ve koyduğu hedef ortadadır.
Hayatını özetlemek gerekirse şunu söylemek mümkündür. Son
nefesine kadar hak yolunda mücadelesini sürdürdü. Savaş meydanında at üstünde
öldü. Hayatı asrın hikâyesi gibiydi.
Allah gani rahmet eylesin.