Düşmanları ona "akılda kendine ulaşılamayan insan" demişlerdi. Biz de peygamber diyoruz. Hem en akıllı, hem de peygamber... Elbet en büyük insan odur!Başların tacı, gönüllerin ilacı Peygamberimiz Hz. Muhammed (a.s.v.)den bahsediyoruz.63 senelik ömründe yüz bini aşkın insanın gönlünde taht kurdu. Her asırda da milyonlarca insanın... Hep insanlık için yaşadı. Dünya ve ahiret mutlulukları için didindi. Nice güçlüklere, sıkıntılara göğüs gerdi. Dağlar gibi engellerin üstesinden geldi. Sayısız insanı kurtuluş sahiline ulaştırdı.O insanlık için en güzel bir örnekti.Güzel ahlakın bütününü üzerinde taşımaktaydı. Hz. Ayşe‘nin ifadesiyle, "Onun ahlakı Kur‘an‘dı."Adeta o Kur‘anın yaşayan şekliydi. Ne emretmişse, eksiksiz uygulamıştı. "Beni Rabbim terbiye etti" Ne güzel terbiye etti" buyurmuştu.Oun edebinden, ahlakından uzaklaşan zarara düşer, edepten mahrum kalır.Kur‘an bizi ona tabi olmaya davet ediyor:"De ki: eğer Allah‘ı seviyorsanız bana tabi olun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın."
(Düşünce Dünyası)
Tutumlu olmak dinimizin emri
Vaktini boşa geçiren birisini görseniz, "yazık" demez misiniz? Cebindeki parayı olur olmaz yerlere harcayan çocukların haline üzülmez misiniz? Kalemini, defterini, kitabını kötü kullanan, kıran, yırtan, atan çocuklara kızmaz mısınız? Babasından ayakkabı üstüne ayakkabı, elbise üstüne elbise isteyen çocukları sever misiniz? Elbette hayır!Sevmezsiniz değil mi?Babamızın verdiği harçlığı israf edersek, babamızdan bir daha para istemeye yüzümüz olur mu?Kalemimiz i, defterimizi, kitabımızı kötü kullanırsak öğretmenimizin, büyüklerimizin sevgisini kazanabilir miyiz?Tutumsuz olur, israf edersek bunun zararını sadece kendimiz ve anne-babamız çekmekle kalmaz, bütün millet çeker. Mesela sofradan artan ekmekleri çöpe atacak olsak bir senede bu israf binlerce lirayı bulur.İş bununla da bitmiyor. Dinimiz de israfı yasaklıyor. Kur‘an-ı Kerim "Yiyin için, fakat israf etmeyin" buyuruyor.Peygamberimiz, "Evinizin önünden bir nehir aksa, oradan abdest alsanız, su nasıl olsa boldur diye israf etmeyin" buyurmuyor mu?Tutumlu ve kanaatkar olmalıyız. "İktisat eden geçim sıkıntısı çekmez" buyuruyor Peygamberimiz. İnsan olduğumuz için tutumlu olmalıyız. Dinimiz emrettiği için tutumlu olmalıyız. Mutlu olmak istiyorsa da tutumlu olmalıyız.
(Bir Kıssa Bin Hisse)
Nuh‘un gemisinin modeli kim?
Allah önce suyu yarattı. Yaratırken suya kaldırma gücü verdi. Fakat insanlar gemi yapmasını bilmiyorlardı. Onu da Nuh Aleyhisselam vasıtasıyla öğretti.Nuh Aleyhisselam Peygamberdi. Allah onu insanlara doğru yolu göstermesi, kendisini onlara tanıtması için memur etmişti.Şöyle sesleniyordu halkına:"Ey halkım, iyi bilin ki Allah birdir. Ezelidir. Ortağı yoktur. Doğmamıştır, doğurmamıştır! Her şeyi yaratan yüce Kudret sahibi Allah‘a inanın! Putlara tapmayın! Putlardan ne beklersiniz?Fakat halk, putlara tapmaktan vazgeçmiyor, bir türlü Nuh Aleyhisselam‘ı dinlemiyorlardı. Hatta onu denlememekle de kalmıyor, alay ediyorlardı.Zamanla Nuh Aleyhisselam‘a zulmetmeye başladılar.Onu görünce taşladılar, kötü sözler söylediler.Halk zengin, Nuh Peygamber ise fakirdi. Bu yüzden de onu suçluyorlardı:"Fakirsin. Etrafına kendin gibi birkaç fakir topladın. Neyine güveniyorsun? Eğer putlarımıza sataşmaya devam edersen seni yaşatmayız!" diyorlardı.Bir yandan da Nuh Peygambere inananları kandırmaya, onları doğru yoldan ayırmaya çalışıyorlardı. Nuh Aleyhisselam bıkmadan usanmadan gerçeği anlatıyor, fakat halkın çoğu inatla onu dinlemiyordu. Nuh Aleyhisselam bir gün dua etti. Bunun üzerine büyük bir kıtlık oldu. Ve tam kırk yıl sürdü. Etraf çöle dönmüştü. Topraktan hiçbir şey bitmiyordu. Halk açlıktan kırılıyordu. Nuh Aleyhisselam‘a gittiler:"Bu kıtlığa bir çare bul, bize yol göster," dediler.Nuh Aleyhisselam:"Peki," dedi. "Allah‘ın yoluna gelin, putları kırın. Tövbe edin. Yoksa başınıza daha büyük belalar gelir."Çok kızdılar."Yeter artık!" diye bağırdılar. "Bizi azapla korkutuyorsun! Senden korkmuyoruz! Şu bahsettiğin tufan neredeyse gelsin de görelim."Nuh Aleyhisselam üzüldü ama, onları başka türlü yola getirmenin imkanı kalmamıştı. "Ya Rabbi, bildiğin gibi yap," dedi.Allah, Nuh Aleyhisselam‘a bir gemi yapmasını emretti. Kuşların kaburgalarıyla balıkları örnek almasını bildirdi.Tam dört sene çalıştılar ve gemi yaptılar. Allah‘ın eriyle bütün hayvanlardan bir erkek bir dişi olmak üzere iki tane aldı. Kendisine inanan mü‘minleri de gemiye bindirdi.Halk alay ediyro, taş atıyorlardı."Hani bahsettiğin tufan, nerede fırtına?" diye bağırıyorlardı.Derken korkunç bir yağmış başladı. Deniz kabardı. Her yer sular altında kaldı. Nuh‘un gemizi yüzdü. Onunla alay edip Allah‘a isyan edenler ise boğuldu. Tufan durup surlar çekildikten sonra Nuh Aleyhisselam‘ın gemisi Cudi dağına oturdu. Hepsi de kurtulmuştu.Böylelikle Nuh Peygamber‘in yaptığı gemi dünya yüzünde yapılan ilk gemidir. Modeli ise kuşların kemik yapısı (göğüs kafesi) ile balıklardır.
(Bu gün ne dua edelim)
Ey Allah‘ım.Her türlü hayır Senin elindedir. Senden affımızı diliyor ve Sana tevbe ediyoruz. İman ettik Allah‘ım, gönderdiğinher peygambere, iman ettik Allah‘ım, indirdiğin her kitaba; bunları tasdik ettik.
(Mini Test)
Ne kadar dikkatlisiniz?
Ne kadar dikkatli olduğunuzu anlamak için aşağıdaki testimizi doldurun. Doğru olan cevabın karesini işaretleyin. Sonra "değerlendirmeyi" okuyun ve puanlarınızı yazın. Haydi Bismillah! Bir defa gördüğünüz insanı aylar sonra görseniz hemen tanır mısınız?a)Evet b)Hayır2- Nişancılık denemesi yaparken genellikle hedefinizi vurur musunuz?a)Evet b)Hayır3- Hızla geçen arabaların plakalarını görüp okuyabilir misiniz?a)Evet b)Hayır4- Mor ile eflatun renkleri arasındaki farkı bir bakışta ayırt edebilir misiniz?a)Evet b)Hayır5- hata bulma oyununda, hataları çabucak bulur musunuz?a)Evet b)Hayır6- mesaafa tayin edebilir misiniz?a)Evet b)Hayır7- Arkanızdan biri şaka yapsa, bulun fark eder misiniz?a)Evet b)Hayır8- Yolda rastladığınız arkadaşlarınız, sizi daha önce mi görürler?a)Evet b)Hayır9- Televizyon seyrederken kişileri aklınızda tutabilir misiniz?a)Evet b)Hayır10- Alışveriş sırasında paranızın üstünü eksik verseler, bunuhemen fark eder misiniz?a)Evet b)HayırNot: 1. ve 8. sorulara HAYIR, diğerlerine EVET diye cevap verdiyseniz, her cevap için kendinize onar puan yazın. 1. ve 8. sorulardan EVET, diğerlerinden HAYIR şeklinde cevaplandırdıklarınız varsa onlar için puan yazmayın.Şimdi puanlarınızı toplayın. Eğer 70‘den yüksek ise bravo! Çok dikkatlisiniz. 70‘e kadar ise biraz daha dikkatli olmalısınız. 50‘den az ise, aman dikkat! Galiba dikkatsizsiniz veya umarsızsınız. İleride kötü sonuçlar doğurabilir. Biraz gayret edin, olur mu?
(Hoca Nasreddin‘in Biri Bir Gün)
Bizim eve gidiyor
Nasreddin Hoca, oğluyla birlikte giderken, bir cenazeye rastlar... Cenaze sahipleri ölünün ardından:"Ah, ah! Gittiğin yerde odun yok, kömür yok, et yok, ekmek yok, ateş yok, ocak yok." diye bağıra bağıra ağlıyormuş.Hoca‘nın oğlu babasını durdurur:"Baba yandık.""Neden yandık oğlum?""Cenaze sahiplerinin dediğini duymadın mı?""Ne var bunda, duydum tabi, ne olmuş?"Cenaze sahiplerinin söylediklerine bakılırsa bu ölü bizim eve gidiyor."
(Masal)
Suat ile Saat/ Zekiye Çoban
Portakalı soydum.Başucuma koydum.Yine bir masaldaÇocuklarla buluştum.Sahi böyle miydi bu tekerleme? Şaşırdım mı yoksa? Gülüşlerinizi duyuyorum. Bu da yeni şekerleme. Masallar; kuş gibi kanatlı, renkli mi renkli, hayal güçlendirici, umut verici. İyiler her zaman kazançlı. Kötüler her zaman pişman olmaya mahkûm. Masallar, umut taşır. Hayalleri çoğaltır, parlatır. Onların ışığında yol alır. Herkes kendince tat alır.Masal deyip geçmeyin. Kimseyi küçümsemeyin.Saatlerin hızla geçtiği günlerden bir günmüş. Okuldan yeni dönen Suat, durup düşünmüş. Bu saatler neden hızlı hızlı geçermiş? Vakitler neden hızlı ilerlermiş? Günlerin boyu mu kısalmış? Yirmi dört saat mi azalmış? Sorup öğrenmek istemiş. Duvar saatini duvardan indirmiş. "Seninle konuşmak istiyorum" demiş. Duvar saati gülümsemiş:* İstersen önce okul formanı çıkar, çantanı yerine koy, dışarıdan geldin ellerini güzelce yıkayıver seninle öyle konuşalım, demiş. Suat biraz bozulmuş ama saatin isteklerini yerine getirmek zorundaymış. Saati usulca bırakmış.Çantasını yerine koymuş. Okul kıyafetlerini çıkarmış. Ellerini yüzünü bir güzel yıkamış. Karnının acıktığını hissetmiş. Adımları onu mutfağa götürmüş. Annesinin pişirdiği yemeklerden afiyetle yemiş. Sonra çok yorulduğunu düşünüp, odasına uzanmış. Duvardan indirilen saati gören anne,"Allah‘ım daha neler göreceğim? Duvardaki saatlerle bile uğraşıyor bu çocuklar" diyerek saati tekrar yerine asmış. Duvar saati de "ben de bu anneleri anlamıyorum, her şeye kızıyorlar. Ne olur bir de kızmasalar" diye kendi kendine söylenmiş. Ama kimse duymamış. Duvar saati, Suat‘ı çok merak etmiş. Ses seda çıkmayınca odasında uyuyakaldığını anlamış. Aradan bir iki saat geçmiş. Yelkovan, akrep ilerlemiş. Suat uyanmış.Ödevleri aklına gelmiş. Çalışkan çocukmuş Suat. Ödevlerini ihmal edemezmiş. Kitapların defterlerin arasında sanki kaybolmuş. Okumuş, yazmış, okumuş, yazmış. Ödevlerini tamamlamış. Dersin, incileri sıralamış. Çantasını yarınki dersler için hazırlamış. Pencereden yıldız saymış. Ay dedeye "iyi geceler" dileyip tekrar uykuya dalmış.Sabahleyin erkenden uyanmış. Elini yüzünü yıkamış. Okul formasını giyinmiş. Kahvaltıda Allah ne verdiyse yemiş. Annesinin babasının duasını almış, okul yoluna koyulmuş. Suat‘ın aklından dersler gelip geçmiş. Yeni bilgiler öğrenmiş. Teneffüslerde bol bol koşmuş, zıplamış, terlemiş. O da ne? Son dersin zili de çalmış. Okul yolu çocuk sesleriyle coşmuş. Aa, demiş Suat. "Ne çabuk akşam oldu? Ne çabuk geçti vakitler?" Sonra birden duvar saati gelmiş aklına. Konuşacaklarını nasıl da unutmuş! Adımlarını hızlandırmış. Bir an önce saatle konuşmalıymış. Nefes nefese zile dokunmuş. Annesi telaşlanmış. " Ne oldu oğlum, neyin var?" diye sormuş. Suat, saatle konuşacağını söyleyecek olmuş. Ama sonra susmuş. Annesi onun saçmaladığını düşünürse sonuç daha kötü olurmuş. Çantasını yerine koymuş. Saatin yanına geldiğinde onun tekrar yerine asıldığını fark etmiş. Kim bilir annem ne çok kızmıştır, diye düşünmüş. Tam duvardan indirecekken saat: * Okul kıyafetlerini değiştir, ellerini yıka, rahatça konuşalım, demesin mi?Suat, bir telaşla odasına yönelmiş. Kıyafetlerini değiştirip, ellerini bir güzelce yıkamış. Derin bir "ohh" çekmiş. Oturma odasına geçmiş. Duvardaki saate uzanmış. Tam indiriyormuş ki annesi içeri girmiş. Annesi "oğlum her gün her gün bu saati niye indiriyorsun? Hiçbir şey yerli yerinde durmayacak mı?" diye çıkışmış. O sırada Suat, ne diyeceğini ne yapacağını bilememiş. Elleri titremiş. Koca saati "küt" diye düşürüvermiş. Saat, paramparça olmuş. Akrebi, yelkovanı eğilmiş. Camı kırılmış. Annesi, Allah‘ım duvardaki saatten ne istiyor bu çocuk? diye bağırmış. Suat, saatle konuşacaklarını söylese annesi sanki inanır mıymış? "Keşke onu duvardan hiç indirmeseydim, yerinde konuşsaydım onunla" diye geçirmiş içinden. Ama nafile. Olan olmuş. Annesi Suat‘a öfkeyle seslenmiş:* Çabuk, saatin parçalarını topla ve yeri temizle.Suat, sessizce parçaları toplamaya koyulmuş. Akrebin, yelkovanın hareket etmediğini görünce çok üzülmüş. O sırada akrebin cılız sesini duymuş:* Üzülme o kadar, canın sağ olsun. Sen, vaktini dolu dolu geçiren bir çocuksun. Çalışkansın. Çalışkan insanlar için vakit, en değerli hazinedir. Sen bu hazinenin farkındasın. Ne mutlu sana ve senin gibi arkadaşlarına. Saatin son sözleri olmuş bunlar..Suat, o günden sonra da zamanın nasıl geçtiğini saatlere soramamış. Ne zaman soracak olsa içinden bir ses; zamanın sahibinin de Allah olduğunu söylüyor, zamanını faydalı, iyi işlerle geçirenlerin her zaman kazançlı olacağını ve her anın çok değerli olduğunu hatırlatıyormuş.
Kelime kelime dinimiz
Ahir zaman:
Peygamberimizin zamanından kıyametin kopmasına kadar geçen vakte denir.
Muhasebe:
Kıyamet günü dünyada yaptıklarımızın Allah huzurunda hesabını vermeye denir.
Mizan:
Terazi manasına gelir. Allahın kıyamet günü insanların iyilik ve kötülüklerini tarttığı, anlamını bilemediğimiz terazi.
Şefaat:
Kıyamet gününde Allah‘ın sevgili kullarının, günahkar Müslümanların affedilmesi için Allah‘a yalvarması.
Sırat köprüsü:
Cehennem üzerine kurulan geçilmesi güç olan köprü. Cennetlikler için geniş birmeydan olurken, Cehennemlikler için daraldıkça daralır.
(Sizden gelenler)
Vatanım
Şehidin kanıyla sulanan toprak,Canım kurban olsun, güzel vatana.Temsil eder bizi, yüce bir bayrak,Canım kurban olsun, güzel vatana.Uğrunda kanını döken şehitler,Zaferler kazanan yüce gaziler.Bu vatan gençlere emanet derler,Canım kurban olsun, güzel vatana.Metin Hakkı, SARIKAMIŞ
Su getir
Küçük Ayşe her gece yarısı annesinden su istemeyi adet edinmişti. Bir gece annesi dayanamadı:"Şimdi gelirsem seni döverim!"Ayşe uykulu uykulu cevap verdi:"Gelirken de su getirir misin anne?"Ünzile Arı, AFYON
Çocuk dediğin
Bir nazlı kuşa benzer Çocuk dediğin,Ev ister, ekmek isterÇocuk dediğin...Aydınlık pencereler nasılsaÖyle ışıl ışıl yansın gözlerinRüzgar gibi, yelken gibiŞehri inletsin türkülerin.Azime Öztürk, KONYA
Bizden size (8 Ocak)
Sevgili çocuklarOkul devam ediyor, derslere ve sınavlara var gücünüzle asıldığınızı biliyorum. Bu yüzden hafta sonları sizi rahatlatmak ve dinlendirmek için bu sayfayı hazırlıyor, biraz olsun tebessüm etmenizi sağlamaya çalışıyoruz.Yakında tatile gireceksiniz ama gevşemek yok. Kitap okumaya muhakkak zaman ayırın... Arada bir günlük tutun, yazınızı geliştirin olmaz mı? Bilgisayara da zaman ayırın. Ama ölçüyü kaçırmadan.Gözlerinizdeki nur hiç sönmesin, Allah‘a emanet olun!





