Bir kısım seçilmişler hariç emekliler adeta unutulmuş durumda. Çünkü emekliler hariç hemen her kesime zam yapıldı ama emekliler galiba unutuldu. Çünkü başlangıçta yapılan açıklamalarda ücretlere yapılacak ara zam konusunda emekliler ümitlendirildi, ciddi bir zam yapılacağını düşünmeye başladılar ama sıra zamma gelince yüzde 25 zam yapılacağı ısrarla vurgulandı. Sonunda zamlar yapıldı ama o güne kadar gündemde olmayan bir kök maaş gündeme geldi ve bunun sonucu olarak yapılan yüzde 25 zam da arada kaynadı. Kaynadı diyorum ama bu durum kazara ortaya çıkmış değil. Çünkü 14 milyon emeklinin unutulmasını sadece unutma kelimesi ile izah etmek, meseleyi önemsizleştirecektir. Hâlbuki bugün gelinen noktada çalışanlar ve emekliler içinde büyük bir kesim artık evinden dışarı çıkamaz bir konuma gelmiş bulunuyor. Bu arada bir de emekliler niçin cezalandırıldıklarını bulmaya çalışırken bir de  sanıyorum 1996’da Ankara Belediye Meclisi’nden geçen bir karar ile emeklilerin pik saatlerde belediye otobüslerinden ücretsiz yararlanması sağlanmıştı, bu kararın iptal edildiği konuşulmaya başlandı. Eğer bu doğru ise emekliler sadece maaşlarına zam yapılmamakla değil, aynı zamanda günde 4-5 saat dışarı çıkıp ücret ödemeden bir tur yaparak vakit geçirme imkânları da ellerinden alınmış olacak. Bunun ilk adımı olarak bazı illerde 10.00-16.00, 19.00-24.00 saatleri arasında yani pik saatlerde ücretli, diğer saatlerde ücretsiz hale getirildiği haberleri medyaya yansımaya başladı.

Hemen belirteyim ki; derdim 65 yaş üstü vatandaşların belli saatlerde otobüslerden ücretsiz yararlanmasına son verilmesi değil. Çünkü esas mesele emeklilerin otobüslerden ücretsiz yararlanmak zorunda bırakılmaları ana sorun. Çünkü nedense iktidar aldığı karar ve uygulamalarla toplumun bir bölümünü önce yardıma muhtaç hale getiriyor, ondan sonra da bir miktar sosyal yardım adı altında destek vererek sanki onları yoksulluktan kurtarıyor görüntüsü vermeye çalışıyor. Bunun için artık insanlarımızı yoksulluğa terk ederek yardıma muhtaç hale getirme uygulamasına son verilmeli. Çünkü ülkeyi yönetenlerin asli görevi, insanları yardıma muhtaç hale getirmek değil, insanca yaşamalarını sağlayacak imkâna kavuşturmaktır. İnsanları önce yoksullukta buluşturmak, ondan sonra da çeşitli kurumlar aracılığı ile yardım dağıtmak olmamalıdır.

Bu arada her şeye her gün zamlar gelirken emeklinin unutulması yaşam mücadelesi veren emeklileri enflasyona ezdiren, bu arada ülke imkânlarının zenginlere aktarılmaya devam edilmesine emeklilerin dayanma gücü kalmamıştır.

Emeklilerin bu bekleyişinin uzatılması hayatı daha da çekilmez hale getiriyor. Aslında çalışanların büyük bir kesiminin de açlık sınırı altında kalmış bir asgari ücrete mahkûm edilmiş olmaları aslında çalışanlarında hayat şartlarının zorlaştığını gösteriyor olsa da ömrünü ülkesine hizmete adamış emeklilerin yokluğa mahkûm edilmişlikten bir an evvel kurtarılmaları gerekiyor. Çünkü emeklilerin 5 ay daha bu sefalet rakamlarına dayanma gücü yoktur. Unutulmasında ülkenin içine yuvarlandığı ekonomik darboğazdan emeklilerden esirgenen para ile kurtulması mümkün değildir. Ayrıca ülkenin içine yuvarlandığı ekonomik darboğazın faturasını tek başlarına emeklilere ödetmek adil olmaz. Ülkede adalet kaldı mı, diye sormayın, biliyorum adaletin hâkim olduğu bir ülkede ülkenin içine yuvarlandığı çıkmazın tüm faturası sadece emeklilere ödetilmez diye düşünüyorum.