Ekonomik kriz, stres ve depresyon dinden uzak yaşamanın

sonuçlarından biridir. Dinden uzak yaşayan kimselerin Stres ve Depresyon

denilen sıkıntı ile yaşamaları ALLAH Teâlâ nın Kur an-ı Kerim de bildirdiği bir

durumdur. Bu hususta Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor:

  Her kim de benim

zikrimden yani benim kitabım Kur ân-ı Kerîm i okumaktan ve içindekiler

gereğince amel etmekten yüz çevirirse, iyi bilsin ki hiç şüphesiz dünyada onun

dar ve sıkıntılı bir hayatı, bir geçimi olacak ve biz onu, kıyamet günü kör

olarak haşredeceğiz. O kimse: Rabbim! Beni niçin kör olarak haşrettin Oysa

ben, dünyada hakikaten gören bir kimseydim!, der. ALLAH Teâlâ buyurur ki: İşte

bu böyledir. Çünkü sana ayetlerimiz gelmişti; ama sen onları unutmuştun. Bugün

de aynı şekilde sen unutuluyorsun! İşte sınırı aşanı, doğru yoldan sapanı ve

Rabbinin ayetlerine inanmayanı böyle cezalandırırız. Ahiret azabı, elbette daha

şiddetli ve daha süreklidir.

  Gerçekten biz

sana, katımızdan tarafımızdan, bu hikmetli ve ibretli kıssaları içine alan bir

kitap, Kur an-ı Kerim verdik. Kim O ndan yüz çevirirse hiç şüphesiz bilsin ki

kıyamet günü o, ağır bir günah yükü yüklenecektir   ayeti ise Kur ân-ı Kerîm den yüz çevirmenin

ve uzaklaşmanın bedelini haber veriyor.

Kur ân-ı Kerîm den yüz çevirmek önce maddi ve lafzî olur.

O nu okumamak; ülfet etmemekle olur. Ardından manasını anlamamak ve

tavsiyelerine uymamakla devam eder.

Kur ân-ı Kerim ile ülfetin yolu, O nu tanımaktan geçer.

İnsan önce tanır, sonra sever. Önce sevip sonra tanımak mümkün ise de asıl olan

önce tanıyıp sonra sevmektir.

ALLAH Teâlâ bu âyet-i kerime ile, kendisini zikretmekten

ve Kur ân-ı Kerim den yüz çevirenlerin ya maddî imkânsızlıklar sebebiyle yahut

da huzursuzluk, keder ve hastalıklarla dolu dar ve sıkıntılı bir hayat geçireceklerini

haber veriyor.

Sadece maddî alanda bir sıkıntı değil, bu tür kimselerin

maddî açıdan bolluk içinde olsalar bile, inançsızlığın, yanlış hedeflere

yönelmenin, haram yollardan kazanmanın verdiği psikolojik baskı altında daha

çok iç huzursuzluğu, Stres ve Depresyon, tatminsizlik, açgözlülük, umutsuzluk,

ölümün hatırlattığı yok olma korkusu; silinip unutulma üzüntüsü, ALLAH

Teâlâ nın rızasını kazanma amacının mutluluğundan yoksun kalmanın ıstırabıdır.

Aynı zamanda kendi anlayış ve düşüncesine veya felsefesine göre, mutlak yokluk

ve karanlık içine düşeceğinin verdiği iç sıkıntıdır.

Çünkü ALLAH Teâlâ ya ve âhirete inanmayanların,

inananlara göre çok daha dar bir maddî-mânevî alan tasavvuru ve bu tasavvura

bağlı darlık içinde yaşayacakları da ayrı bir gerçektir. İşte görüyoruz

milyarların içinde, trilyonların arasında hâlâ fakirlik korkusu içinde

kıvranıyorlar adamlar.

Zira dünya hayatında onların geçiminde, hayatlarını

sürdürmelerinde darlık var. Bu dar bir geçim ifadesinden, ekonomik darlıktan

ziyade manevi sıkıntı manası çıkarılmalıdır. Ekonomik gücü fazla olmasına

rağmen manen darlık içinde yaşayanlar, ailevî, sosyal ve tutkular bakımından

perişan olanlar kastedilmektedir. Çünkü öyle insanlar vardır ki, ALLAH

Teâlâ nın kitabından yüz çevirmesine rağmen ekonomik bakımdan bolluk içinde

yaşamaktadır. Âyet-i kerimeyi maddî anlamda darlık değil de, manevî anlamda

darlık olarak almak gerekiyor. Şu âyet-i kerimeden de bu neticenin çıkacağını

anlayabiliriz:

  Erkek veya kadın,

mümin olarak kim iyi amel işlerse, onu mutlaka güzel bir hayat ile yaşatırız.

Ve mükâfatlarını, elbette yapmakta olduklarının en güzeli ile veririz.