İnsan, o meşhur dizeyi hatırlamadan edemiyor, "Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu, birinciliği beyaza verdiler" İnsanlar kendilerine çeki düzen vermedikten sonra, toplumun düzelmesini beklemek de abesle iştigaldir. Çünkü, toplum, insanların genel bir aynasından başka bir şey değildir. Kirlenme, çürümüşlük, ahlâksızlık, düzenbazlık topluma hakim olmuşsa, önce fert fert insanları düzeltmenin yolunu yöntemini aramak gerekir. "Bir ben tertemizim, geri kalan herkes kirli" "Bir ben doğru düşünüyorum, geri kalan herkes yanlış" Bunları niye yazıyoruz Kirlenmenin, çürümenin, kokuşmuşluğun artık şirazesinden çıktığı medyamızdaki seviyenin sıfır noktalara düşmesi dolayısıyla Günlerdir "Böyyük yazar, Böyyük yazar" diye lanse edilen ve ülkemizin en büyük medya grubunda yazmaya başlayan kalemşör, ilk iki yazısıyla "Yazarlık müessesesinin" nasıl kirlendiğine dair çarpıcı ipuçları verdi Böyyük yazarlık buysa, eski Türk filmlerinde argo kültürüne takla attıran senaristlerimiz, bu medya grubunun başyazarı olarak tarihe geçerlerdi. Böyyük yazarlık buysa, kabadayı ve külhanbeyi edebiyatı, kitapçılarda best seller olarak yer bulmalıydı Böyyük yazarlık buysa, sanattan, edebiyattan, fikirden, polemikten nasibi bulunmayanlar, genel kültür abidesi olarak ortalıkta dolanmalıydı
Onun için, o meşhur dizeyle yazımıza başladık "Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu, birinciliği beyaza verdiler" Klasik bilgileri tekrarlamaya gerek yok Medya, enformasyon aracıdır Bilgi verir Kültür verir Düşünce verir Ufuk açar Vizyon oluşturur
Eğer, kültürde, dilde, sanatta kirlenmeyi medya tetikliyorsa, kamuoyu füze gibi yerin dibine çakılır Çünkü, medya göz önündedir Medya, örnektir Medya, emsal teşkil eder
Polemik olmasın mı Yazarlar, düşünce erbabı birbirleriyle fikir atışmasına girmesin mi Biz böyle bir şey demiyoruz! Ama, bunun bir yöntemi, usulü, usturubu olmalı
Her zaman söylüyoruz Basınımızın Bab-ı Ali yokuşunda faaliyet gösterdiği günlerde, yazarlar arasında müthiş polemikler yaşanırdı Okuyucular, köşe yazarlarının birbirlerine söyleyeceklerini merakla takip eder, düzeyli atışmalar izleyenlerin "hazırcevaplılık kültürüne" katkıda bulunurdu.
Bab-ı Ali de sevilmeyen bir yazarın günlük yazısı dizilirken (eskiden yazıları mürettipler tek tek dizerlerdi) "Öksüz üyüm" şeklindeki kelimeden s harfi düşmüş ve yazı ertesi gün, "Ben bu memleketin öküzüyüm" şeklinde çıkmış Yazar, kızmış, köpürmüş Ertesi gün, köşesinin altında "Bu bir mürettip hatasıdır" diye bir özür yazısı çıkarmış Bunu takip eden sürekli polemik içinde bulunduğu diğer yazar ise, "Bu bir mürettip hatası değil, mürettip sevabıdır" diye kendi köşe yazısından ince bir gönderme yapmış
Var mı böyle polemik Edebiyat, edebi olmaktan gelir Edep ten gelir Osmanlı döneminde herkesin evinin başköşesine astığı önemli bir hilye vardı, şöyle yazardı: "Edep Yahu"
Kirlenme, çürüme, kokuşmuşluk etrafımızı sarıyor Üstelik, bu kirlenmenin merkezleri, albenili, cafcaflı şekillerde cilalanarak pazarlanıyor Su-i misal, misal değildir Kötü örnek, örnek değildir Lütfen, aynaya bakın Lütfen kendinizi düzeltin Bu kirlenmenin sonu yok!