Cüzdanlardaki yangın sadece sokaktaki vatandaşı değil, dev ekonomileri de kasıp kavuruyor. Pandemi döneminden bu yana görülen en keskin borçlanma dalgası, küresel piyasaların adeta nefesini kesti. Ülkelerin bütçe açıkları devasa boyutlara ulaşırken, dünyanın sırtındaki bu trilyonlarca dolarlık kamburun faturasını kimin ödeyeceği ise büyük bir muamma. Hesaplar şaştı, borç sarmalı giderek içinden çıkılmaz bir hâl aldı.
Faturanın Çoğu Gelişmiş Ülkelerden
Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF) tarafından yayımlanan "Küresel Borç Monitörü" raporu, tehlikenin boyutlarını gözler önüne serdi. Artışın yaklaşık üçte ikisinin, bütçe açığı harcamalarındaki patlama sebebiyle gelişmiş piyasalardan kaynaklandığı aktarıldı.
Geçtiğimiz yılın son çeyreği itibarıyla gelişmiş ekonomilerin toplam borcunun 231,7 trilyon dolar olarak hesaplandığı, gelişmekte olan ülkelerde ise bu rakamın 116,6 trilyon dolara ulaştığı kaydedildi. Gelişmekte olan piyasalarda borcun GSYH'ye oranının yüzde 235'in üzerine çıkarak rekor tazelediği vurgulandı.

Kamunun Borcu 10 Trilyon Dolar Arttı
Tablonun en karanlık tarafında ise devletlerin bitmek bilmeyen nakit ihtiyacı yatıyor.
Küresel borçtaki sıçramanın 10 trilyon dolardan fazlasını tek başına kamu borçlanmalarının oluşturduğu ifade edildi. Bu devasa açığın neredeyse dörtte üçünün ABD, Çin ve Euro Bölgesi'nden gelmesi dikkat çekti. Avrupa cephesinde genişlemenin Fransa ve İtalya'da yoğunlaştığı, onları Almanya'nın izlediği belirtildi.

Türkiye'de Hanehalkı Borcu Yükselişte
Küresel fırtınanın ortasında Türkiye'nin borç karnesi de yeniden şekillendi.
Borçların Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'ya (GSYH) oranlarına bakıldığında, geçen yılın son çeyreğinde hanehalkına ait borçların yüzde 9,9'dan yüzde 10,1'e tırmandığı görüldü. Aynı dönemde finansal olmayan şirket borçlarının yüzde 38,2'ye çıktığı, kamu borçlarının ise ufak bir gerilemeyle yüzde 26,8 seviyesine indiği belirtildi. Vatandaşın çarkı döndürme çabası, rakamlara yansıyan bu artışla bir kez daha teyit edilmiş oldu.
Özellikle ABD, Çin ve Almanya gibi devlerin artan nakit ihtiyaçları nedeniyle bu tırmanışın hız kesmeden süreceği öngörülürken, küresel ekonomiyi bekleyen yeni kriz senaryoları merakla bekleniyor.



