II. Dünya Savaşı son demleri… Dünya tarihinde ilk defa atom bombası kullanılır. 1945’in Ağustos’u daha bir sıcak geçer dünyada. 6 Ağustos’ta Japonya’nın Hiroşima şehrine, 9 Ağustos’ta Nagasaki şehrine Amerika atom bombası atar. Nasıl da edebidir(!) Amerika bombalarken, Hiroşima’ya attığı bombaya “Little Boy” (Küçük Oğlan), Nagazaki’ye attığı bombaya “Fat Man” (Şişman Adam) isimlerini verir.
Hiroşima’da atom bombası saldırısından dolayı yaklaşık 140 bin, Nagasaki'de ise 80 bin kişi ölür. Amerika, önceden Japonların hayat ve hareket tarzlarını araştırarak onların en çok dışarıda oldukları saati saptamış ve saldırı saatini ona göre belirlemiştir. Ayrıca Amerika saldırıyı planlarken şehir merkezinin çapının 4,8 kilometreden fazla olup merkezin etrafında da yerleşim bölgelerinin var olması, rüzgârın etkisi ile saldırının daha geniş bir coğrafyaya yayılmasını hedeflemiştir. Hiroşima’ya atılan bomba 43 saniyede kentin yüzde altmışını yok etmiştir. Saatte 750 km/s hızla esen bir rüzgâr, bombanın düştüğü yerden 3 km. kadar uzaklıkta olan bütün binaları ve köprüleri yerle bir edecek, bu alandaki bütün canlı varlıkları öldürecektir. Patlama, merkezinden çok uzaklarda bile rüzgârın etkisi ile insan vücutlarında yanıklar oluşturup, insanları kör edecektir. Patlamadan sonra yağan yağmur da gökyüzündeki radyoaktif maddeleri tüm bölgeye indirmiştir ve saldırının derinliğini artırmıştır. Bir anda yok edilen koca şehir, ölenler, engelli kalanlar, yayılan radyasyon sebebiyle çocuklarda ve yeni doğan bebeklerde genetik hastalıklara maruz kalma…
Amerika, Japonya’ya saldırısını savaşı bitirmek için yaptığını ilan etmiştir. Avrupa’nın göbeğinde başlayıp tüm dünyaya yayılan bu savaşta dünyanın zihnine sadece Yahudilere yapılanların kazınması; Dresden’den, Hiroşima’dan, Nagasaki’den bahsedilmemesinin sebeplerini düşünmek gerekir. Yirminci yüzyılda -ki teknolojinin gelişimi ile insanlığın çağ atladığı iddia edilir- savaşlar savaş meydanlarından şehir merkezlerine, askerlerin üzerinden sivil halkların vurulmasına evrilmiştir, icat edilen yeni silahlarla. Yeni teknolojinin hedefleri atom bombasında olduğu gibi ordular değil, en uzak etki alanı ve en etkili saati belirlenen sivil yaşam alanlarıdır. Sivil halk ölümlerinin yanında çevrenin de yok edildiği, tarım alanlarının bir daha ürün alamayacak oranda yok edildiği, sadece o anda yaşayanları değil daha sonra doğan nesli de etkileyen savaşlar oldu. Savunmasız sivilleri hedef alan saldırılara savaş denir mi, tartışılır. İnsanlık en yüksek bilim düzeyini kullananlar tarafından soykırıma uğratılması yaşadığımız büyük ihtimal.
Hem II. Dünya Savaşı’nda hem daha sonraki savaşlarda askerlerden daha etkin olan kişilerin askerlerden ziyade yeni silahlar keşfeden bilim adamları olduğunu görüyoruz. Hiroşima ve Nagasaki saldırıları da bilim adamları tarafından önerildi ve onların yol açması ile gerçekleşti. Böyle bir soykırımı yani bilim adamlarının planlayıp uyguladığı bir soykırım da yakın tarihimizde Bosna-Hersek’te gerçekleşti. Bosna’ya yapılan saldırıların planlayıcılarının Sırp profesörler olduğunu herkes biliyor.
Yirminci yüzyılın başından itibaren dünyada gerçekleşen savaşlara yıkımlara baktığımızda bilimin en acımasız bir silah olarak kullanıldığına şahit oluyoruz. Bilimi insanlığa kurtuluş olarak sunmadan önce bilim yapan insanların insan olarak yetiştirilmesine bakmak gerekiyor. Müslüman bilim adamları bir konu üzerine çalışırken bir konuyu keşfetmekten önce keşfedilen şeyin insanlara, hayvanlara, bitkilere, çevreye ne zarar verecek onun üzerine çalışmalar yaparlardı. Kendilerinin kullanmayacağı ürünleri piyasaya sürmezlerdi. Kendileri kullanmayacak aşıları, ilaçları başkalarının üzerinde kullanmazlardı. Ama bu hassasiyet diğer bilim adamlarında görülen karakter değildir. Bunu en iyi anlatan da II. Dünya Savaşı’nı yaşamış bir yaşlı Japon’dur.
Yaşlı Japon, II. Dünya Savaşı’nda Hiroşima ve Nagasaki'ye atılan atom bombası için şunu söylüyor: “Amerikalıları bağışlamamamın nedeni Hiroşima'nın yalnızca bir savaş eylemi değil, bir deney olması.”
Acaba günümüzde yaşadığımız savaşların hangisi savaş, hangisi deney? Bir de bu deneylerin sağlık alanında olanları var ki! Sanki tüm dünya bu bilim adamları için laboratuvar bizler de onların denekleriyiz. Sahi, bilim, insanların faydası için değil miydi?