Son gününe ulaşan 3 aylık seçim kampanyası dönemi

hepimizin gözleri önünde cereyan etti.

Pek çok seçim kampanyasına şahit olduk ama böylesini ilk

defa gördük. Dünya, Türkiye deki seçim dönemini şaşkınlıkla izledi.

Tarafsızlık yemini yaparak göreve başlayan cumhurbaşkanı

tam bir siyasi genel başkan gibi davrandı. İki başlılık oluştu. Bu görüntü

Türkiye nin hayrına değil.

Genel başkan gibi konuşuyor gerekçesiyle bazı belediye

başkanları Cumhurbaşkanı nın programlarına katılmazken; bir siyasi parti genel

başkanı, Bizim cumhurbaşkanımız değil ifadesini kullandı.

Son hafta bunlara yenileri eklendi. MHP Genel Başkanı

Bahçeli, İstanbul mitinginde cumhur çıbanı sözünü etti. Bazı akademisyenler,

Seçime gölge düşürüyor açıklamasını yaptılar. AGİT in gözlemci heyeti,

Cumhurbaşkanı tarafsızlığını yitirdi. Seçim güvenliği konusunda endişeliyiz

(Taraf, 3. 6. 2015) şeklinde görüş bildirdi.

Bu iddiaların sahiplerine de söyleyecek sözümüz var; ama

cumhurbaşkanı icranın başıymış gibi davranarak onların eline malzeme

vermemeliydi.

Vatandaşlar arasında, Cumhurbaşkanlığı koltuğu boşaldı

diyenler bile var.

Üç aylık bir kampanya döneminde yayınlanan gazetelere

bakın! Diğer siyasiler bir tarafa, başbakan bile cumhurbaşkanının gölgesinde

kaldı. Hâlbuki seçim döneminde siyasiler öne çıkmalı değil miydi Halk

siyasilerin çözümlerini yeterince öğrenemedi.

Seçim kampanyası, bir genel seçim gibi değil de,

cumhurbaşkanlığı seçimi üslubuyla geçti.

AKP cilalanmaya çalışıldı

Seçim öncesi AKP nin boyası dökülmüş, icraatlarının

hesabını veremeyecek duruma gelmişti. TV lerde hiçbir partiyle tartışmaya

cesaret edemediler. Cumhurbaşkanı destekli AKP yeniden cilalanarak halka

sunuldu. Devletin bütün imkânları seferber edilerek yalnız biz varız mesajı

verilmeye çalışıldı.

Hâlbuki yalnız AKP lilerin söyledikleri bile onların

iflasını belgelemeye yetiyordu.

AKP, 13 senedir ilk defa İstanbul un fethini kutladı(!).

Abdullah Gül e katılacak mısınız sorusu yöneltildiğinde, Aktif siyasetin

içinde olmadığım için katılmayacağım demişti. Cumhurbaşkanı destekli program

AKP propagandasına dönüştü. Eski cumhurbaşkanı yenisinin kibirli tavrını

onaylamadı.

Bülent Arınç, İsrafı önleyebilseydik sizden vergi

almamıza gerek yoktu derken; vatandaş, devletin makam araçlarının israf

edildiğinden şikâyet edince, AKP liler bunu çerez parası dediler.

Yine Arınç, Saraylar yaptık ama adaleti sağlayamadık

itirafında bulunuyor; 19. 9. 2014 te de, Ahlaki seviyede geriye gidiş var

diyerek dönemlerindeki yozlaşmaya dikkat çekiyordu.

Rüşvet ve yolsuzluktan istifa eden 4 bakan, Ne yaptıksa

Başbakan ın talimatıyla yaptık diyor; Ertuğrul Günay ise, Zulmü alkışlayamam,

zalimi asla sevemem diyerek istifa ediyordu.

Burhan Kuzu, Devlet içinde öyle israflar var ki, anam,

anam, anam, anam! ifadesini kullandı. DİB, kendilerine verilen lüks makam

aracını iade etmiş, bu kurumun israfla anılmasını istememişti.

Çözümün Adresi Saadet Partisi

AKP nin kibir ve gurur üzerine kurulmuş siyasi anlayışına

karşılık, Milli Görüş ün tek partisi olan Saadet Partisi 46 yıldır devlet

hizmetini bir emanet sorumluluğuyla yaklaşmaktadır. Evlâdı üzerinde titreyen

bir anne misali ülkesine hizmet için görevinin başındadır.

Milli İttifak ın çatı kuruluşu olarak seçimlere katılan

Saadet Partisi nin güçlü bir ekiple Meclis e girmesi siyasete seviye

getirecektir.

Saadet Partisi nin hızla yükselişe geçmesi, AKP yi

tedirgin etmiş, ne yapacağını bilemez duruma getirmiştir.

AKP liler her gün yeni vaatler yapıyor, gariban halka

promosyonlar dağıtarak oylarını almaya çalışıyorlar. Köylerin asfaltsız

yollarına, Bu yaz asfaltlanacaktır levhaları konmakta, evsizlere ev edindirme

vaadi yapılmaktadır.

Gücü yettiğince Saadet bayraklarını belediye zabıtaları

aracılığıyla toplatmakta, iftiraya varan sözler etmektedirler.

Peki, bu yapılanlar yanlış icraatları örtmeye yeter mi

Üretim olmadan işsizliğe çözüm bulamazsınız. AKP, IMF nin

emri ile 13 senedir bir tek fabrika açmamıştır. Bu sebeple, Saadet Partisi nin

üretim seferberliğini esas alan siyasetine destek olarak, Herkesin doğduğu

yerde doyduğu bir Türkiye nin oluşmasına fırsat verilmelidir.

Böylece, köyler boşalmamalı, her türlü üretim teşvik

edilmelidir.

Yarın, çok partili dönemin çok önemli bir seçimi var. Bu

tarihi fırsatı iyi ve güzel günlerin gelmesi için değerlendirmeliyiz. Temiz,

dürüst, samimi kadrolarla temsil edilen Saadet Partisi nin varlığı, oyumuzla

geleceğimize sahip çıkmak için güzel bir fırsattır.