Amerika bir kez daha terörle vuruldu. Bu seferki adres
Boston. Yurtseverler Günü kutlamaları çerçevesinde gerçekleştirilen maratonda
patlatılan iki bomba son açıklamalara göre 3 kişinin ölümüne ve 170 den fazla
kişinin de yaralanmasına yol açmış vaziyette.
Şu an için bu terör eylemiyle ilgili bir takım somut
iddialarda bulunabilmek, en azından elimizdeki veriler ve olayın sıcaklığından
ötürü oldukça zor. Yoğun dezenformasyon ve ABD nin karşı karşıya bulunduğu çok
boyutlu cephe, doğrudan doğruya bir adres göstermeyi mümkün kılmıyor.
Dolayısıyla burada daha çok son dönem ABD iç ve dış politikasındaki bir takım
gelişmeler üzerinden hareketle olası failler ve hedefler üzerinde durmaya
çalışacağız.
Her şeyden önce, falçata ile gerçekleştirilen 11 Eylül
saldırıları sendromunu üzerinden atamayan ABD nin bu sefer düdüklü tencereler
üzerinden; çok düşük maliyet, fazlasıyla profesyonellik gerektiren bir terör
eylemi ile karşı karşıya kalması birçok yönüyle düşündürücü. En azından
ABD deki güvenlik zafiyetlerini ortaya koyması ve onca istihbarat
teşkilatlarına, ayrılan bütçelere ve insanı çileden çıkartan tedbirlere rağmen
bu saldırının gerçekleştirilmiş olması oldukça önemli.
Dolayısıyla, ABD nin ciddi anlamda sıkışmaya başladığı ve
küresel anlamda bir takım atraksiyonlarda bulunabilmek için fazlasıyla geçerli
nedenlere ihtiyaç duyduğu bir ortamda gerçekleşen patlamaların zamanlaması ve
yaşattığı gürültü oldukça önemli.
Nitekim bombalı eylemlerle ilgili olarak ABD medyasında
üzerinde en çok durulan dört teoriye bakıldığında ne demek istediğimiz daha
rahat görülecektir. İslamcı terörist gruplar, ABD nin ırkçı beyaz milisleri,
ABD derin devleti ve yalnız bir psikopat olarak sıralanan failler merkezli
teoriler , her ne kadar birbirinden bağımsız gibi görünse de, aslında aynı
kapıya çıkıyorlar. Bir diğer ifadeyle, bu adreslere dikkatlice bakıldığında
özellikle hedef-araçlar-sonuç ilişkileri itibarıyla hepsinin bir şekilde iç
içe olduğu görülüyor.
Burada, başta Obama olmak üzere ABD li yetkililerin
terör ifadesini kullanmaktan kaçındığı bir ortamda olayın terör saldırısı
olarak adlandırılması, manşetlerin bu şekilde atılması ve bir takım adreslerin
hedef gösterilmesi bile oldukça önemli. Dolayısıyla, en başta Obama yı ve
ekibini hedef alan yoğun bir psikolojik operasyon, kampanya söz konusu. Bir
diğer ifadeyle, ABD nin yeni dış politikasından duyulan rahatsızlık terör
silahını, gerekçesini bir kez daha gündeme getirmiş durumda.
Bu bir anlamda Neo-concu anlayışın yeniden hortlaması ve
dolayısıyla da derinler arası bir mücadeleye işaret ediyor. Nitekim, İç
Güvenlik Bakanı Napolitano ve FBI Direktörü Mueller den brifing almasının
ardından kameralar karşısına geçen ve ilk etapta terör ifadesini kullanmaktan
kaçınan Obama nın daha sonra biraz bulanık tonda da olsa olayın terör eylemi
olarak araştırıldığını söylemesi, bu baskının ilk sonucu olarak kendisini
gösteriyor.
Başkan Obama nın, Bush gibi hemen hedef göstermemesi ve
iç terörist örgüt olasılığına dikkatleri çekmesi burada göz ardı edilmemesi
gereken bir husus. Bu ihtiyat, en azından Obama ve ekibi boyutuyla her şeye
rağmen belli bir iç direncin göstergesi olarak kabul edilebilir.
Fakat diğer taraftan Amerikan kamuoyuna yönelik medya
operasyonu Obama yı biraz aşıyor, zorluyor gibi. Örneğin, gazete
manşetlerinin dışında sosyal medya üzerinden yürütülen operasyonlar bu iddiayı
kuvvetlendiriyor. Amerikan Fox TV habercilerinden Erik Rush un Twitter dan
gönderdiği, Müslümanlar kötüdür, hepsini öldürmek lazım mesajı, neredeyse
Bush un Haçlı Seferi çağrısıyla eşdeğer.
Zaten, medya üzerinden gerçekleştirilen bu saldırının
varmak istediği bir diğer sonuç da bu. ABD lilerin hiç de güvende olmadığı ve
terörle ya da Müslümanlarla savaşlarının daha bitmediği mesajı. Bu da bizi
bir kez daha medyanın arkasındaki güçlere yöneltiyor. Yani, ABD deki derin
mücadeleye, gerçek Savaş Lordları na ve Gizli Dünya Devleti ne...
Son bir husus da, eylemde kullanılan bombaların niteliğiyle
ilgili. Sırt çantasının içinde yer alan, zaman ayarlı olarak geçen altı
litrelik, iki düdüklü tencerede kimyasalların yer aldığı ve şarapnel için
bilye, çivi, saçma vb. metallerin kullanıldığı iki bomba. Yazılanlara göre bu
tür bombalar daha çok Belucistan, Pakistan ve Hindistan gibi bölgelerde, bir
diğer ifadeyle Güney-Doğu Asya da kullanılıyor.
Bu bölgeler ya da ülkeler hemen aklınızda bir takım
çağrışımlar yapmış olmalı. Ortadoğu dan Asya-Pasifik e doğru yönelen ve Çin i
çevrelemeye çalışan ABD nin son dönem politikalarına, hedeflerine bakıldığında
açıkçası insan soramadan edemiyor; acaba, ABD şimdi hangi ülkeyi hedef
gösterecek diye. Sanki ibre daha çok Hindistan ın doğusundaki ülkeleri
gösteriyor gibi; örneğin, Myammar. Fakat, diğer taraftan Belucistan olasılığını
da göz ardı etmemek gerek; özellikle de İran, Afganistan ve Pakistan
boyutuyla...