Ülkemizde yakın zamana kadar başörtüsü yasağı vardı...
Başörtüsü özgürlüğü yıllarca kısıtlandı.
Başörtüsü özgürlüğünün kısıtlanmasıyla ilgili aşamalara şöyle bir göz atacak olursak;
* 1935 yılında sadece yüzü tamamen kapatan peçe ve çarşaf türevi giysilere kısıtlama getirildi.
* Darbe Dönemlerinde, 12 Eylül 1980 darbesi sonrası kamuda ve eğitim kurumlarında başörtüsü yasağı sert şekilde uygulanmaya başlandı.
* Yıllarca üniversitelerde öğrenciler, kamu kurumlarında ise çalışanlar başörtüleri nedeniyle ayrımcılığa uğramış, okullara veya iş yerlerine alınmadı.
* AKP ve MHP bir dönem başörtüsü yasağını kaldırmak içim anlaştı. Bunun açıklanması üzerine dönemin bir 'büyük' gazetesi şu manşeti attı: "411 el kaosa kalktı!" Bu, manşetin ardından başörtüsü özgürlüğü yeniden rafa kalktı!
*2010 yılında üniversitelerde başlayan başörtüsü özgürleşme adımları, 8 Ekim 2013 tarihinde Kamuda başörtüsüne özgürlük sağlayan düzenlemenin Resmi Gazete'de yayımlanmasıyla kamu kurumlarında da sona erdi.
An itibari ile başörtüsü özgürlüğü alanında bir sorun yok!
Ancak bu olmayacağı manasına gelmiyor!
Bu cümlemizin ne manaya geldiğini bir başka haber/analiz'e bırakarak dost ve kardeş ülke olarak gördüğümüz bir devlette yaşanan başörtüsü sorununa değinmek istiyoruz.
AZERBAYCAN'DA NELER OLUYOR?
Son dönemde "iki devlet bir millet" olarak gördüğümüz Azerbaycan’da devlet okullarında başörtülü öğrencilerin eğitim hakkı engellenmeye başlandı.
Ortaya çıkan tablo temel hak ve özgürlükler bakımından ciddi ihlaller içeriyor ve de endişe verici.
Sosyal medyaya ve uluslararası insan hakları raporlarına yansıyan bilgi ve belgeler, Azerbaycan’ın çeşitli bölgelerinde başörtülü kız öğrencilerin okullara alınmadığını, sınıflardan uzaklaştırıldığını ve yasakları protesto edenlerin gözaltına alındığını gösteriyor.
Bakü’den Sumgait’e, Abşeron’dan Mehdiabad’a kadar farklı şehirlerdeki eğitim kurumlarında benzer uygulamalar var.
Yasağın münferit değil, sistematik bir sorun olduğu anlaşılıyor.
Azerbaycan, kendi anayasasının güvence altına aldığı temel hak ve özgürlükleri vatandaşlarına eksiksiz tanımakla yükümlü.
Dolayısıyla başörtülü öğrencilerin eğitim hakkını fiilen ortadan kaldıran bu uygulamalara son verilmeli...
Bu uygulama Azerbaycan'ın kendi iç hukuku bakımından hiçbir yasal dayanağa sahip değil!
Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası'nın 25. maddesi din ve inanç ayrımı gözetmeksizin herkesin eşit haklara sahip olduğunu güvence altına alıyor.
48. maddesi de din özgürlüğünü koruma altına almakta...
71. maddesi ise anayasal güvenceli hakların hiçbir gerekçeyle kısıtlanamayacağını açıkça hükme bağlamakta.
Ayrıca devlet okullarında başörtüsü takılmasını yasaklayan herhangi bir yasal düzenleme de mevcut değil.
Dolayısıyla başörtülü kız öğrencilerin okula alınmaması, anayasal bir hak olan eğitim hakkının mesnetsiz olarak engellenmesinden başka bir şey değil...
AZERBAYCAN'DA BAŞÖRTÜSÜ YASAĞINA TEPKİLER
Azerbaycan'da başörtüsü yasaklarını eleştiren kişilere yönelik gözaltı ve tutuklamalara değinen İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu konuyu gündemine aldı.
Yeneroğlu şu görüşlerini ifade etti:
* “Başörtüsü uygulamalarını protesto eden ya da kamuoyu önünde eleştiren Müslüman Birlik Hareketi üyeleri, uydurma uyuşturucu suçlamalarıyla tutuklanmıştır. Gözaltına alınan Samir Babayev'in aile üyelerine ilettiği ses kaydı, ifadesi alınırken işkenceye maruz kaldığı yönündeki ciddi iddiaları içermektedir. Bu tablo, dini inancına sahip çıkan vatandaşlara yönelik sistematik bir baskı politikasına işaret etmektedir.”
* “Türkiye, yıllarca başörtüsü yasağının eğitim hayatı, aile ve toplumsal barış üzerindeki derin yaralarını bizzat yaşadı. Bu yasaklar toplumsal gerilimi derinleştirdi ve devlet-vatandaş ilişkisini zedeledi. Azerbaycan'ın da bu tarihi yanlışlara yönelmesini kaygıyla izliyor, bu yolun bir çıkmaz olduğunu hatırlatmak istiyorum.”
* “Azerbaycan, kendi anayasasının güvence altına aldığı temel hak ve özgürlüklerden başörtülü vatandaşları mahrum bırakamaz. Başörtülü öğrencilerin eğitim hakkını ihlal eden uygulamalara bir an önce son verilmeli, bu yasağı protesto ettiği için gözaltına alınan kişiler serbest bırakılmalıdır.”
* “Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin eşsiz derinliğine ve 'tek millet, iki devlet' ruhuna yakışır bir şekilde bu meseleyi Sayın Aliyev ile dostane bir görüşmede ele alacağına olan inancımı paylaşmak istiyorum.”





