Birçok konuda bir anda ayağa kalkar, kararlar alırız ama sıra uygulamaya geldiğinde aldığımız kararı hatırlatan bir gelişme yaşanana kadar mesele gündemimizden çıkar. Çıkmasa bile uygulamadan kalktığı için adım atılamaz. 6 Ocak’ta yaşadığımız deprem, kentsel dönüşümü yeniden gündemimize getirdi ve artık eğer bundan sonra da mesele unutulmaya terk edilecek olursa yaşanacak yeni bir depremin acısı geçmiştekilerden çok daha büyük olacağı uyarısında bulundu. Aslında kentsel dönüşüm Marmara Depremi ile gündemimize geldi, hatta bu hususta çeşitli çalışmalar da yapıldı. Ancak, atılan adımlarda nedense sonuna kadar gidilemedi. Elbette bu gidilemeyişin pek çok sebebi vardı. Ancak, konu insan hayatı ile ilgili olduğu için ülkemizin gündeminden hiç çıkmadı. Zaman zaman geri plana atılmış olmasına rağmen zaman zaman işin uzmanları yaptıkları açıklamalarla bu konunun ihmale gelmeyeceğini hatırlattılar. Sonuç olarak 6 Şubat’ta 11 ilimizde yaşanan depremde 50 bini aşkın insanımızı kaybetmiş olmak sanıyorum bu defa kentsel dönüşümü daha geniş boyutlarda ele almamızı sağladı.

Hemen belirteyim ki, belki bu depremin ardından da bir süre sonra gevşemeler olmuş, konu unutulmaya terk edilmek istenmiş olsa da yaşadığımız felaketin boyutları konuyu tekrar tekrar gündeme getirdi. Özellikle binaların neden dayanıksız olduğu, inşaat sırasında hangi görevlilerin ve hangi kurumlar görevlerini tam olarak yapmadıkları sorusunun cevabının araştırması ister istemez inşaat yapımlarında bir dizi görevli ve sorumlunun görevini tam olarak yapmadığı gerçeği ile karşı karşıya geldik. Sonuç olarak öncelikli olarak işin bu boyutu üzerinde durulmaya başlandı ama daha da çok yukarıda belirttiğimiz inşaatların yapımında yaşanan ihmaller sebebiyle binaların depreme dayanıksız olarak yapıldığı, bunun için de öncelikli işin bu boyutunun ele alınması gerektiği hususunda bir fikir birliği oluştuğunu düşünüyorum. Diğer ikince önemli husus, yani kentsel dönüşümün hızla ilerleyememesi, dönüşüme uğrayacak bina sakinlerinin aralarında bir birlik oluşturamıyor olmaları, dönüşümü engelleyen, en azından geciktiren bir sebep olarak biliniyordu birkaç mülk sahibinin tavrı sebebiyle dönüşümün başlayamadığı görüldü ve bunu engellemek için medyaya yansıyan haberlere göre bu hususta yasal bir düzenlemenin gündeme geleceği belirtiliyor ki, sanıyorum kentsel dönüşümün önündeki en önemli engel böylece giderilmiş olacak.

Bu arada kentsel dönüşüm yasasının önümüzdeki günlerde Meclis’e geleceği belirtiliyor. Ancak, başkanlık sistemi ile gündemimize giren yüzde 50+1 uygulaması kentsel dönüşüm yasasında da bulunuyormuş. Doğrusu bir yasal düzenlemenin hazırlanmakta oluşu ciddi bir gelişme. Ancak, basit çoğunluk bu iş için yeterli olamaz mıydı? Çünkü çoğunluk için katılanların ille de yüzde 50+1’in bulunması gerekmiyor ve bu çoğunluk ile karar alınmış olması haksızlık sebebi olarak düşünülemez. Önemli olan bazı maliklerin bir takım hesaplarla dönüşümün önünü tıkamalarının engellenmesi isteniyorsa sanıyorum bunun için alınan kararın toplantıya katılanların çoğunluğunun oyu ile alınması yeterli olacaktır. Meclis’te bile bazı konular istisna kararın katılanların çoğunluğu ile alınması yeterli oluyor. Hemen belirteyim ki bu düşünceme katılmayan olabilir ancak, yapacağımız hukuki düzenlemelerde daha iyisini bulacağız derken çalışmaların engellenmesine ya da geciktirilmesine zemin hazırlanmasını önlemek gerekiyor. Aksi çok iyi niyetle yola çıkılmasına rağmen düşündüğümüz işi farkına varmadan engellemiş olmayalım. Çünkü önemli olan kentsel dönüşümün biran evvel tüm hızıyla uygulamaya geçirilmesidir.