Hemen aklımıza gelen şey, Allah celle celalüh domuz etini yemeyi yasak kıldığı içindir.

Tamam, cevap doğru ama Kur’an-ı Kerim’de içki de yasaklanmıştır.

Hatta içki yasağı üzerine inen ayet ve söylenen hadisler, içkinin daha kötü olduğunu haber verdiği halde, içki içen sayısı, domuz eti yiyenden çok çok fazladır.

Domuz etini bilerek yiyen sayısı  milyonda biri bulmazken içkici sayısı çok fazla.

Domuz konusunda Müslüman halkımızın daha hassas davranmasının sebebi ne ola.

Bir makalemde, “Ben deistim, ben ateistim, diyenler bile ki, bunların çoğunluğu Batı eğitimi almış veya Batı eğitimi alanların eğitiminden geçmiş insanlarımızın hayatının yüzde kırk beşi İslam’a göredir, farkına varmasa da” demiştim.

Bunlar bile yurt dışında lokantada yemek yerken içkinin en pahalısını isterken, etin de domuz olmayanını özellikle vurguluyorlarmış.

26221 sayılı 7 Temmuz 2006 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan kasaplık hayvanlar arasına domuzu da ilk sokan kanun yayınlanalı 12 yıl geçmesine rağmen, hâlâ kasap ve lokantacılarımız domuz etini kapıdan içeriye sokmamışlar.

Halkımızın Hıristiyanları hariç, geri kalan 81 milyonun içinde bilerek domuz eti yiyen sayısı bir milyonda bir, belki olabilir.

İmanın genlere vurulması işidir bu.

Allah’ın birçok emir ve yasağına uyamayan, uyamaması nedeniyle üzüntü çeken insanlarımız yanında, dinden çıktığını ifade etse de, Amerikan üniversitelerinde gâvurlaştırılsa da, (gâvurluğunu kendi yazdığı makalede ‘ben ateistim’ diye yazdığı için söylüyorum), hanımının kızıyla evlenme cesaretini gösterse de  domuz eti yememe konusunda ısrarın temelinde tahminime göre Hilal-Haç kavgası vardır.

Osmanlı’nın 600 yıllık savaşının yüzde doksanı Hıristiyanlarladır.

Hıristiyanları da Haç ve domuz temsil etmektedir. Onun içindir ki hâlâ şu anda bile Avrupa Birliği ülkelerinde, Amerika’da, Asya’da Müslümanlara hakaret etmek için cami duvarına işeme yerine domuz kanı sürüyorlar.

Yalnız Osmanlı değil, Hazreti Ömer döneminde Kudüs’ün fethinden itibaren Osmanlı’da Endülüs’te, Haçlı seferleri devam etmiş ve şu anda devam ediyor.

İman ve bilginin genlere işlemesi için yüreklerdeki iman doğrultusunda eğitim, sanat, edebiyat, sanayi, ticaret, sosyal hayat, sohbet, eğlence insanı kuşatan her şey, imanın dışa yansımış hali bir millette kırk yıl devam ederse o bilgi ve iman genlere geçer ve birkaç nesilde devam eder.

Onun için gördüğünüz her insanın genlerinde sizin sunacağınız ayet ve hadisleri kabule hazır olan ve dinlediğinde huzur bulan genleri, onların yüzünde görebilirsiniz.

Tenkit yerine teklif götürelim.

Teklif de, bizim şahsi görüşlerimiz olmasın.