Ülkelerin dolara bağımlılığının zaman zaman pek çok ülkeyi iflasın eşine sürüklemesi ve bu durumun gelip kapımızı çalması ile birlikte Cumhurbaşkanı Erdoğan ‘milli para’lar ile ticareti gündeme getirdi. Hatta bu hususta bazı ülkelerle anlaşmaya da varıldı. Ancak, milli paralarla dış ticaretin ne ölçüde uygulanabilir olduğunu, bu işin mekanizmasının nasıl oluşturulacağını zaman gösterecek. Buna rağmen doların dünya üzerinde hâkimiyetinin sorgulanır olması en azından bu hususta bir gerçeğin farkına varıldığını gösteriyor. Ancak, Cumhurbaşkanı’nın açıklamalarının bazı medya organları tarafından ya anlaşılamamış olmasından ya da bilerek farklı takdim edildiğini görüyoruz. Çünkü Cumhurbaşkanı’nın dolara karşı ortak para çağrısında bulunduğu belirtiliyor. Hâlbuki Cumhurbaşkanı Erdoğan ısrarlı bir şekilde iyi ilişkiler içinde olduğumuz ülkelerin yetkilileri ile görüşmelerinde milli paralar ile ticaret yapılmasını teklif ediyor.

Aslında ortak para ya da milli para ile ticaret çağrısı doların hâkimiyetine bir karşı çıkışın ifadesi. Hangisinin daha uygulanabilir olduğu zaman içinde görülecek. Bu gerçeğin görülmüş ve doların hâkimiyetine karşı alternatif yolların araştırılmaya başlanmış olmasının önemli bir adım olduğunu düşünüyorum. Ancak, doların dış ticaretteki hâkimiyetinin tehlikeli sonuçlarını görmek için bunca yıl tek başına iktidar olmaya gerek yoktu. Çünkü yıllarca birlikte olduğumuz, görüş ve düşünceleri ile beslendiğimiz Erbakan Hocam bu gerçeğe 50 yıl boyunca dikkat çekmiş, il il, ilçe ilçe dolaşarak doların hâkimiyetinden kurtulmak için yeni bir dünyanın kurulması gerektiğini insanımıza anlatmaya çalışmıştı. Yeni bir dünyanın nasıl kurulabileceğini göstermek için yetkiyi ele aldığında bu yöndeki adımları atmıştı. D-8’lerin kuruluşu bu yeni dünya düzeninin ilk ve en ciddi adımı idi.

Erbakan Hocam kurulu dünya düzeni ile küresel sermayenin ve Siyonizm’in dünyayı sömürmesini sağlayacak bir şekilde kurulduğunu belirterek bunun için öncelikli olarak İslam Birliği’nin kurulması gerektiğini ifade etmiş, öncelikli olarak Müslüman ülkelerin Birleşmiş Milletler’inin oluşturulması gerektiğini savunmuştur. Ekonomik olarak da Müslüman ülkeler ve söz konusu birliğe katılmak isteyen diğer ülkelerin bir ortak para birimine kavuşmaları gerektiğini ifade ederek bu ortak para biriminin adını da İslam Dinarı olarak belirlemişti. Yani, Hocam sadece bir tehlikeye dikkat çekmekle kalmamış, söz konusu tehlikenin nasıl bertaraf edilebileceğini de göstermişti.

Kısacası, dünyayı yeniden keşfetmeye gerek yoktu. 16 yıldır iktidarda bulunanların ortak ya da milli para ile ticareti hatırlayabilmeleri için Trump’ın dolar eşkıyalığına soyunması gerekmezdi. Ancak, mademki doların sömürü çarkının aracı olduğu net bir şekilde görülmüş o zaman meseleye köklü çözüm bulmak gerekir. Köklü çözüm ise milli parlarla ticaret değil, ortak para birimine geçmektir. Ortak para birimine geçmek için önce ekonomik birlik oluşturulması gerekiyor. Ekonomik birlik ile aynı zamanda siyasi birlikte oluşturulabilirse iyi olur. Ama ilk adım ekonomik birlik olarak atılabilir. Elbette bu söylediklerim sabah kalkıp oluşturulacak değildir. Oluşturulması için çabaya ihtiyaç vardır. Bunun da ötesinde bir taraftan Haçlı-Siyonist ittifakı eleştirilirken öbür yanda da ABD ve AB’nin stratejik ortaklar olarak ilan edilmemesi gerekiyor. Yani samimi olarak hedef belirlenmeli, o yönde çaba sergilenmelidir.

Sözünü ettiğimiz ekonomik ve siyasi birliğin oluşacağına inanılmıyor ise bir yandan en ağır eleştireler ve meydan okumaların ardından eleştirdiğimiz ülkeleri vazgeçilmez hedef olarak takdim etmenin anlamı yoktur. Sömürülerinin sona ereceğini gören güçlerin boş durmayacaklarını peşin olarak kabul etmek ve bu yönde gelecek saldırıları göze almak gerekiyor.