Galatasaray’ın Juventus karşılaşmasında ortaya koyduğu performansla takdir toplamıştı ama TT Arena stadındaki yaşanan sıkıntılar herkesin tepkisini çekmeye devam ediyor. Bu kadar bilginin olduğu bir ortamda halen Olimpiyat Stadı’nın yapılış hatalarını, TT Arena’nın tabanını, tavanını konuşuyorsak, Ankara’da basketbol şampiyonası için yapılan ASKİ Spor Salonu’nun soyunma odalarının basketbolculara göre değil, normal boyu olanlar için yapılıyorsa ve soyunma odalarının yüksekliğinden dolayı bu salondan alınıyorsa İzmir’deki, Trabzon ve Erzurum’daki oyunlar için yapılan tesisler atıl duruma düşürülüyorsa, Allah aşkına tepki göstermemiz gerekmez mi Bu tesisleri yapan mühendislere, işi alan firmalara hesap soracak kimse olmaz mı Cluj maçında da aynı olaylar yaşanmadı mı Az daha su birikintilerinden dolayı boğulacak futbolcular olacaktı!.. Bu stat sözde çağın stadıydı. Ama ne zemini ne de tavanı kimseyi mutlu etmediği gibi hep sorun oldu. Ama bu tesisleri firmadan alan yöneticilere de hesap sormak gerekli.

Türkiye’de spor yatırımları konusunda çok da doğru giden bir şey yok. Herkes rant derdine düşmüş. Organizasyon bitip, herkes parasını kazandıktan sonra bu yerlerde inekler otlamaya başlıyor. Tartışmalar sürerken de görevden alınıyorlar. Böylece kazık gibi tesisler de vatandaşa hediye olarak kalıyor.

Geçen bir mutlu haber duyalım dedim, o da kursağımızda kaldı. Okul Sporları Federasyonu kendi dalındaki en büyük organizasyonu, Federasyon Başkanı Ayhan Pala’nın büyük girişimleriyle ve başarısıyla Türkiye’ye alındı.

Hem de Trabzon’da yapılmak kaydıyla. Hani Gençlik Olimpiyatları adı altında yapılan festivalde harcanan onca paradan sonra yapılan tesisleri kullanma fırsatı doğdu ya. Birçok vatansever bu başarıya alkış tuttuk ama Bakanlık ve Genel Müdürlük yetkilileri Okul Sporları Federasyon Başkanı ve yönetimine öyle bir tepki gösteriyor ki bırakın takdiri Başkan Pala, görevinden istifa edecek durama geliyor. Sebep de ne biliyor musunuz; neden tesisleri olmayan bir ile değil de gençlik oyunlarından dolayı tesisleri bulunan Trabzon’a alıyorsunuz.

Hiçbir başarı Türkiye’de cezasız kalmaz.

Spordaki başarı, bayrağın dalgalanması, milli formanın ıslatılması veya onun için ağlanması, sporcuların çıkmaması bunların hiçbirinin bir önemi yok. Var mı yok mu tesis. Ya var olan tesisleri kimse kullanmıyor ki, yeni tesisler yapılsın. Türkiye’yi tesis mezarlığına çevirmenin bir anlamı yok. Zaten bir tane sporcu çıkmıyor. (Yabancı ülkelerden devşirme sporcularla idare ediyorsunuz). Allah aşkına son on yıla bir bakın bu kadar tesise rağmen kaç hoca yetişmiş, kaç tane sporcu kazanmışız.

Hangi şampiyonalarda dereceye girmişiz.

Spor Bakanlığı’nın Tesisler Dairesi Başkanlığı’nın dışında birçok birimi de var. Neden ilgilenmiyorsunuz Şimdi diyecekler ki biz yapıyoruz, sizlerin haberi yok. Tabi olmaz. Sayın Başbakanımızla bir yerde karşılaştığımız zaman konuşabiliyor, sorularımızı da soruyoruz, cevabını da alıyoruz ama Bakan’a ve Genel Müdüre ulaşmak, soru sormak ne mümkün. 8 ay gibi uzun bir süre federasyon başkanlarına, bakan ve genel müdüre randevu vermek için kapılarda beklettikten sonra biz basın mensupları kim oluyoruz ki. Zaten yetkililerin de federasyon başkanları, antrenörlerle, sporcularla bir işi yok ki. Her katta toplantı yapılıyor. Kültür Bakanlığı gibi. Ama bunların hiçbirisi sporcu ve federasyonlarla ilgili değil.

Tablo maalesef böyle ama yetkililere sorsanız (zaten soramıyorsunuz) kendilerini haklı gösterecek o kadar şeyler anlatırlarken, en azından ne yapılım biz bu işlerden anlamıyoruz, görev verdiler burada duruyoruz derler. Hayırlısı Allah’tan.

LOKMAN KÖSE