Yazının başlığından da anlaşılacağı gibi Olimpiyat
Stadı ndaki sezonun ilk büyükler maçına ev sahibi olanı doğru olan tertibi,
rakibi ise tuhaf ve eğri büğrü kuruluşu ile çıktı.
Açalım ve önce yanlıştan başlayalım. Mustafa Hoca
Trabzonspor a teknik direktör olarak ilan edildiğinde, kafamızda şu soru
belirmişti: Acaba 1461 gibi oynayabilecekler mi Öyle ya o 1461 hem
Galatasaray ı, hem de Fenerbahçe yi kupada yenmişti. Yani şampiyonluğun en
güçlü iki adayı birden sırt üstü yere sermişti. Hem de kendi çöplüklerinde...
Ama o da Yine hem Colman, hem de Alanzinho var. Üstelik Alanzinho tuhaf
biçimde sağ kanatta. Hani ortaya girecek ve ortayı dörtleyip Beşiktaş ın oyun
kurma girişimlerine taş koyacaktı. Yahu adam direkt ortada oynadığından kimseye
dokunmadan oynuyor, çakma işi nasıl yapacaktı Yapmadı zaten. Ortada Aykut,
garibim tek başına öldü bitti, Colman ve Malouda... Böyle bir Trabzonspor,
Beşiktaş ı karşılayabilir miydi Tabii ki olmadı. Sadece geri blok yerinde idi.
Olcan ın yeni işini pek yadırgamaması dikkat çekiydi. Volkan, orta alandan hiç
destek gelmediğinden ve de diğer taraftaki Alanzinho yanlışından olumsuz
etkilendi. Çünkü Beşiktaş sadece onun kanadına dikkat kesilip yükü
hafiflemişti.
Sonra da doğrudan söz edelim. Bir kere Serdar transferini
kutlamak gerekir. Sivok ve Escude ortada, Ersan soldaydı. Ersan ın soldaki
duruşu Beşiktaş için tehlike olabilirdi ama karşısında Alanzinho gibi çakma bir
kanat adamı olduğundan rahat etti. Bu Atiba bana göre Beşiktaş ın en ciddi ve
en önemli transferidir. Fiziksel üstünlüğü, bölgeyi iyi kaplaması, öne doğru
hamle zenginliği Fernandes in daha rahat oynamasını sağlıyor. Veli ise dama
taşı gibi bir oraya bir buraya... Böylece Beşiktaş orta alanda rakibine ciddi
üstünlük sağladı. Zaten bu bölgeyi iyi kullanan kazanmıyor mu İlerde Dentinho
araştırıcı ama etkisiz, Mustafa sadece kavgacı, Olcay ise Ersan ın önünde
oynadığından tam randımanlı değildi.
Sonra ne mi oldu Beşiktaş ta iki etkisiz ileri oyuncusu
yerlerini kendilerinden daha aktif ve daha bilerek, düşünerek oynayanlara
bıraktılar. Almeida tecrübesi ve nereye gideceğini bilir oynadı. Gökhan ise
gezerek ve çabuktu. Zaten golünü de attı. Olcay Trabzonspor savunması içinde
deplase olduğu sırada Fernandes den aldığı pası gole çevirdi. Her iki golde de
Aykut un yaşadığı talihsizlik futbolun cilvelerini sahaya yansıtıyordu.
Şimdi asıl soru geliyor. Mustafa hocaya tabii ki...
Hocam; bu Adrian bütün Avrupa maçlarında ilk on birde oynamadı mı Beşiktaş
maçında kulübede idi ve oyuna hiç girmedi. Soner şu oyunda üç dört tane Colman
eder miydi, etmez miydi Hocam; Batuhan da nereden çıktı Sumo güreşçisi futbol
oynar mı hiç Zokora hâlâ mı hazır değildi ki, ilk on birde yoktu Bu Yusuf
kardeş, sözüm ona süper ligi, kaldıramaz mı
Özetle Mustafa hoca hayal kırıklığı oluyor galiba... Maç
kaybetmek önemli değildir. Ama önemli olan geleceğe ışıklar yakabilmektir. Siz
bu ışıkları görebiliyor musunuz Haaa az kalsın unutuyordum. Savunmanın her
yerinde oynayan Celutska gönderilir miydi hiç Diğer fazlalıklara talip
çıkmadığına göre eldeki en iyi yabancı meğerse oymuş. Ben çoktan anlamıştım da,
ya Trabzonsporlular
Biliç mi Sakatlar hariç, eldeki potansiyeli iyi
değerlendirdi. Kazandı ama asıl önemli olan geleceğe ışık yaktı. Hele bir de en
son adamı oturtabilirse...