Sanki her gün belli bir işte çalıştırmış da onun karşılığını veriyormuş gibi, günlük harçlık veriyor öğrencilerine!..

Hem kurs veriyor, hem burs veriyor öğrenciye, karşılıksız!

Bu ödenen ücretin bir tek karşılığı var hesapta, bu çocukların "ıyalullah"a, "Allah‘ın Iyaline, en başta insan olmak üzere bütün mahlukata yararlı olmaları umudu... İnsanlığa, insanları iki cihanda da aziz edecek İslâmiyet hizmeti taşımaları umudu...

Bu kursun ve bursun tek amacı bu.

Bu amaçla öğrencisine ücret ödeyen bir kurs, bir okul, nerede var başka?

Gönül zenginliğinden başka bir zenginliği yoktu. Nereden geliyordu peki o para?

Nereden olabilir ki?.. Allah gönderiyordu...

Pamuk Yayınlarının sahibi Arif Pamuk anlatıyor:

Hisar‘da oturuyoruz bir gün. Mevlüt Bey‘in (Hisar Yayınevi‘nin sahibi) yanında. İbrahim Subaşı Hoca var, ben varım, birkaç kişi daha var,

Gönenli Hoca Efendi orda, Mevlüt Bey‘in koltuğunda oturuyor. Hoca Efendi geçmişten gelecekten söz ederken bir ara cüzdanını çıkardı ve hepimize biner lira para verdi. Biz paraları aldık cebimize koyduk. O arada İzmir‘den bir kitapçı arkadaş geldi, Şakir Ersoy... Kitap alacak, raflara, kitaplara bakıp duruyor. Gönenli Hoca‘yı tanımıyor tabii arkadaş. Gittim yanına vardım:

- Şakir Bey, dedim, kulağına yavaşça, bu zan tanımıyorsun galiba?

- Yo, tanımıyorum, kim? dedi. Ben, yine, kısık bir sesle:

- Gönenli Mehmed Efendi! deyince, Şakir Bey heyecanlanarak:

- Ne?.. Gönenli Mehmed Efendi mi?., dedi ve gitti Hoca‘nın ellerine kapandı.

Hoca Efendi el öptürmezdi hiç. Ona da öptürmedi tabii...

Sonra, Şakir de çocuklaştı bizim gibi:

- Hocam, ben de para istiyorum! dedi.

Hoca Efendi şöööyle bir baktı Şakir‘in yüzüne... Çıkardı bin kağıt da ona verdi.

Şakir o binliği aldıktan sonra, elini cebine attı bir tomar para çıkardı ve Gönenli Hoca Efendi‘nin önüne koydu.

Gönenli Hoca Efendi:

- Hayırdır oğlum ne bu? dedi. Boynunu yıktı Şakir;

- Hocam, dedi, bu para benden çıktı! Sizin tasarrufunuzda artık... Ne yaparsanız yapın.

Öyle zannediyorum ki, o anda Şakir‘in üzerinde kendisini İzmir‘e götürecek kadar bile parası kalmamıştı. Gönenli Hoca‘nın yaptığı hizmetleri duyduğu için, onu görünce cebinde nesi var nesi yoksa boşaltmıştı.

Hep Gönendiren bir insan

Cağaloğlu‘nda, Damla Yayınları‘nda, emekli Eminönü Müftüsü Mehmed Doğru‘yu dinliyoruz: - Gönenli Hoca, dinin askıya alındığı fetret devirlerinde, 1950 öncesi ve sonrası dahil vefatına kadar talebe-i uluma kol kanat germiştir.

Sultanahmet‘te, yıllar sonra, Hoca Efendi‘nin vefatından sonra bir gayrimüslim bir hatırasını nakletmiş. Turist olarak ülkemize gelen bu insan, İstanbul‘da parasız kalmış. Artık parasını çektirmiş mi, düşürmüş mü ne hal ise perişan bir vaziyette Sultanahmed Camii avlusunda gezinirken Camiden Hoca Efendi çıkmış, dooğru bu adamcağızın yanına gelerek, sırtını sıvazlamış ve bir miktar da para vermiş.

DEVAMI YARIN

Muhabir: Haber Merkezi