18 Mart 2022 Cuma günü açılış tarihi dahi tartışılan, konuşulan, 1915 Çanakkale Köprüsü’nün açılışı, Cumhur İttifakı liderlerinin ve özel davetlilerin katılımıyla görkemli, gösterişli bir törenle yapıldı. Vatana millete hayırlı olsun. Olsun da vatandaş açısından getirisi götürüsü ne olacak, bir de buna bakmak lazım... Köprüyü yapan firmaya günlük 45.000 araç geçiş garantisi verildi ve küçük araç ücretleri de 200 TL olarak belirlendi. “Vatandaşın gözünü korkutmamak için TL denildi ama esas ücret 15 Euro+KDV. Yani 200 TL ile kalmayacak, Euro arttıkça ücret de artacak. İşe başlarken “vatandaşın cebinden 5 kuruş dahi çıkmayacak” dediler sonra da “insanlar hem hizmet almak istiyor hem de köprüler, tüneller bedava olsun diyor. Böyle bir şey olmaz” dediler. Ne lahana ne turşu. Şimdi bu çelişkiyi ne ile izah edebilirsiniz? Milletin aklıyla alay etme mi, dalga geçme mi, yoksa şaka mı? Bu anlayışla şirket mi yönetiyorlar, devlet mi belli değil... Evet, kâr güdümüne bakılınca şirket gibi...

Öyle anlaşılıyor ki bunlar garson devlet anlayışını öğrenmemişler. Eğer öğrenselerdi, devletin millete karşılıksız nasıl hizmet edeceğini bilirlerdi. Garson devlet modelinde devlet, milletin cebine elini atmaz. Hizmetleri karşılıksız yapar.

Ya şimdi öyle mi? Hazineden sorumlu Bakan, yabancı yatırımcılara aynen şöyle söylüyor: “Bir problem mi yaşadınız... Rahat olun. Bize hemen ulaşırsınız. Bürokrasiyi alaşağı ederiz, arkamızda Cumhurbaşkanımız var rahat olun. Mevzuatı da değiştiririz.” Şimdi bu sözlere baktığımızda tam bir şirket yönetimi anlayışı... Bu anlayışta da kârdan başka bir şey düşünülmez ve düşünülmüyor da... Onun için vatandaşın yoksulluğu, geçim sıkıntısı umurlarında bile değildir.

Diyanet İşleri Başkanlığının bu seneki Ramazan ayı için fakire verilecek kişi başına verilecek fitreyi açıkladı: 40 TL. Yani 4 kişilik yoksul bir aileye günlük 160 TL iftar açabilmesi için gerekli. Bu da ayda 4.800 TL demek oluyor. Asgari ücret ne kadar? 4.253 TL. Bunun içinde doğalgaz faturası, elektrik faturası, ev kirası, çocukların okul masrafı, giyim, kuşam yok. Vatandaşa hayatı tozpembe gösterenler çıksınlar hadi bu matematiğin içinden. Yatırımcıların, şirketlerin, holdinglerin kârını, haklarını koruduğunuz kadar yoksulun hakkını gözetmiyorsunuz. Gösterişli açılışlara kanarak gerçekleri görmek istemeyen, uyuyan ve uyanmayı da düşünmeyen vatandaş; mağdurun, yoksulun vebali senin boynundadır. Bu vebali daha ne kadar taşıyacaksın.

Bu arada iktidarı elden kaçırmayalım diye geceli gündüzlü düşünen iktidar ortakları çareyi, Seçim Kanunu’nu kendi menfaatlerine olacak şekilde yapmakta buldular ve Meclise sundular. İlgili komisyonlarda görüşülüyor. Nasıl ve ne şekilde çıkacağı bilinmiyor ama bilinen bir gerçek var. O da bizi de yakından ilgilendiren görme engellilerin kendi başına kimseye ihtiyaç duymadan, hür ve bağımsız bir şekilde oy verme imkânının olmaması ve bu konuda herhangi bir çalışmanın yapılmamasıdır. Ülkemizde 1,5 milyon görme engellinin olduğu varsayılıyor. Bu esastan bakıldığında konunun önemsenmeyecek bir tarafı yok. Aslında her engelli grubunun rahatça ve kolaylıkla oy kullanabilmeleri için bazı tedbirler alınmıyor değil. Lakin alınan tedbirler yeterli olmadığından bir takım aksaklıkların olması kaçınılmaz oluyor. Umarız ki, bu kanunu hazırlayan, konuşan, görüşen, tartışan söz sahibi kişiler, bu söylediklerimizi dikkate alarak gereğini yaparlar, vesselam.