Elimde bir kitap daha doğrusu bir rapor var; DEREBEYİ VE
DERSİM 1931 yani doğuda başlayan sözüm ona irticai faaliyet ve
başkaldırmalardan 6 sene sonra, Dersim olaylarının başlamasından da 5 sene önce
yazılan başta Tunceli Dersim olmak üzere doğu bölgesi hakkında tutulan
raporları ihtiva eden bir kitaptır.
Hakkı Naşit Uluğ denen şahıs bugün, yüzyıllarca
kullanılan adı, üzerinde katliam yapılarak gerçekleştirilen operasyonun adı
olan Tunçel ile değiştirilen ve Tunceli olan Dersim üzerine birkaç defa rapor
hazırlayıp bunları ilgili birimlere sunmuştur. Bu raporlar ilgili birimler
tarafından dikkate alınmış ve kodlamalar yapılmıştır. Üstelik Naşit Uluğ un
hazırladığı bu raporlar ne ilk ne de sondu.
1920lerin ikinci yarısından sonra Dersim bölgesini tanımaya
yönelik pek çok rapor hazırlanmıştır. Özellikle Hamdi Beyin 2 Şubat 1926
tarihli raporu çok dikkat çeker. Şöyle der bu rapor;
"Dersim gittikçe Kürtleşiyor, mefkûreleşiyor,
tehlike büyüyor. Dersim, Cumhuriyet hükümeti için bir çıbandır. Bu çıban üzerinde
kati bir darbe olması muhtemel kötü faaliyetleri önlemek, selamet-i memleket
namına farzı ayindir" tespitiyle
başlıyordu.
Kendisi de Malatya Bitlis karışımı bir doğulu olan İsmet
İnönü "Doğu raporları" isimli rapor çalışmasında;
"Erzincan beyleri Dersimlileri maraba adıyla
çalıştırıyorlar. Bu bir nevi Erzincan beylerinin Kürt himayesine
sığınmasıdır" demektedir.
Bölgede Genel
Müfettiş olarak vazife yapan Cemal Bardakçı;
"Dersimdeki
huzursuzluğun sebebi açlıktır" derken
Dönemin Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak ise;
"Dersimlileri askere almayın. Silah kullanmayı ve
savaş taktiklerini öğrenirlerse bize saldırırlar" diyecektir. Fevzi Çakmak
aynı zamanda, Dersimlilerin okşanmakla kazanılamayacağını, silahlı kuvvetlerin
müdahalesinin Dersimliye daha çok etki edeceğini bildirmiştir
Raporlarda en çok üzerinde durulan noktalar ise,
aşiretlerin birbiriyle olan ilişkileri, hangi aşiretin hangi dili (Zazaca,
Türkçe) konuştuğu, aşiret yapıları, Dersimlilerin gelenek ve görenekleri,
aşiretlerin coğrafi sınırları ve nüfuzları, Dersimin stratejik noktalarıdır.
Bunlar üzerine raporlar sunulmuştur ve başarılı bir Dersim Harekâtı için
gereken önlemler bu raporlarda tespit edilmiştir.
Dersim harekâtı ve evveliyatında tutulan raporlar bu
kadar değildir. Onlarca rapor
değişik zamanlarda değişik kurumlar tarafın
hazırlattırılmış ve yapılacak olan askeri harekatın ön fizibilite raporları
oluşturulmuştur.
Bu raporlarda ilk aşamada göze çarpan ve dikkate değer
husus kullanılan dil ve üsluptur. Bu raporların hemen hepsinde Kürtler insan
değil, yontulamaya muhtaç, yabani ve evrimini tamamlamamış yaratıklar olarak
tarif edilmektedir.
Evet, elimde tuttuğum ve Naşit Hakkı Uluğ tarafından
hazırlanan bu Dersim raporu önsöz olarak şu sözleri kaydediyor;
Bu kitap bir geçicinin görüşlerini topluyor. Bunda bir
etüd iddiası yoktur. 1925 ilkbaharında Şark vilayetlerini saran irtica havası
içinde tutulan bu notlar, Türk çocuklarında vatanlarını tetkik etmek hevesini
uyandırırsa, cumhuriyetin buraları ne halde eline aldığını gelecek nesillere
anlatabilir ve eski ile yeniyi mukayesede onları aydınlatabilirse, tehlikeler
ve ateşler içinde bunları toplayana bütün zahmetini unutturacaktır. Ankara 29
Ekim 1929
Bu raporun 17. sayfası tam manası ile rezilliğin,
utanmazlığın, zırva ve zirve yaptığı sayfadır. Ama tek değildir. Bunun gibi
onlarca sayfa vardır işi rezilliğe döken. Bakın ne diyor. 17 sayfa;
TOPRAĞA BİR OT GİBİ BAĞLI ADAMA KÜRT DERLER. KÜRT,
TOPRAKLA ALINIP SATILIR. TOPRAĞA SAHİP OLAN KİMSE ONUN MALIDIR. Türkün başı
yukarıdadır. Esirlik damgasının alnına vurdurmaz. Bir Türk köyünün üzerine
çökebilmek için onu önce KÜRTLEŞTİRMEK şarttır. Osmanlı Devleti bu menfi temsil işinde
derebeyine yardım etmiştir.
Kabile ve aşiretler Orta Asya dan getirdikleri isimleri
taşırken, buradaki birçok aşiretlerin batı vilayetlerine geçen kabileleri ve
milli benliklerini büyük şerefle muhafaza ederken, asırlarca evvel kurdukları
köylere öz Türk atalarını koyan ve Türk töresiyle yaşayan bu insanlara, şeyh ve
derebeyi elele vererek KÜRT damgasını vurmuşlardır.
Enteresan bir aşağılama ve ötekileştirme tarzı ile
yazılan bu rapor ve raporlar, KÜRT olmayı Allah ın lanetlediği bir kavrammış
gibi sunmakta ve midelerinin KÜRT karşısında iyiden iyiye bulandığını ifade
etmektedir.
Elimizde bulunan bu rezil raporun sayfalarını
karıştırmaya devam ediyoruz. Çok fazla ilerlemeden, ilerleyemeden bambaşka bir
facia ifade ile tekrar karşılaşıyoruz. 23. sayfa. Diyor ki;
Dersimli, elindeki sürünün mazisini karıştırmaya gelmez.
Onun sütünü içer, yağını etini yer, postunu giyer ama satmak için yakın bir
pazara götürmez, götüremez. Çünkü o sürü muhakkak Eğin e, Arapkir e Kemah a ya
da Perteğ e yapılan geniş bir talandan artakalandır. Yani Kürt etrafındaki
yerleşim birimlerine saldırıp oraların mallarını yağmalayan bir hırsızdır.
Dedesinin tuttuğu haydutluk yolundan mesela ayrılsa
bile, şu an hesabını vermediği kirli bir mazinin günahını sırtında taşır.
Dersim de emniyetli bölgeden biraz ayrılsak bilmem kaç
aşiret uşağının hücumuna uğrarız da yanımızda getirdiğimiz sermayeyi
kaptırdıktan başka hayatımızı da ya kurtarırız ya da kurtaramayız.
Adalet denen hak anlayışı Dersimlinin kafasına
girmemiştir.
Bütün izler, Dersimlinin tarihi hakkında şu kati malumatı
veriyor bizlere; bugünkü Dersimliler, Horasan dan gelen Türklerin bu toprağa
yayılmasından meydana çıkmışlardır.
Sayfalar arasında üzülerek ama çalışma yapmak bilincinde
olarak geziyoruz. Kürtlük ve insanlık mı sadece ayaklar altına alınan Hayır,
bizatihi İslam ın ana esaslarından olan Harem-Selamlık hayat tarzı da
aşağılanmış hakaretlere maruz bırakılmış örnek mi Buyurun; İki katlı evin alt
katı ahır ve samanlıktır. Yukarıda karşınıza gelen büyükçe oda misafir
odasıdır. Haremle selamlık diye büyük bir ayrılık yoktur. Burada kadınlar Arap
tesirine girmemiştir. ERKEKTEN VAHŞİ BİR HAYVAN GİBİ KAÇMAZLAR
Bu rezil ve küstah çalışma sayfalar boyu ve hatta
satırlar boyu İslam ümmetinin bir parçası olan Kürt milleti için ağzına ne
gelmişse saymış döktürmüş, hatta döktürmemiş içindeki tüm kötülükleri Kürtlerin
üzerine kusmuş. Bu yüzden Naşit Uluğ tarafından 1925 de ve 1931 de hazırlanan
bu hakaretnameyi sonlandırılalım. Zira, Kürt kardeşlerimizin de bu yazıyı
okuyacaklarını bildiğimden ötürü burada yazılan alçaklıkları ifade etmeye ne
bizim edebimiz müsaade eder, ne de sayfamızın hacmi Ancak, bir şey var ki ne olursa
olsun o hususiyete ve hassasiyete asla dokunmamak lazım gelir ve hatta savaşta
bile. NAMUSA İşte bu rezil rapor, ona da dokunmuş ve şerefli Kürt
kardeşlerimizin namus telakkisi ile oynanmış. Bakın ne deniyor;
Kürtlerde bir kardeşin aldığı karıyı diğer kardeş
utanmadan sıkılmadan tasarruftan kullanmaktan çekinmez. Yani Kürtlerin namus
anlayışları bizlere uymaz.
Şunun bunun malını çalıp sahibini öldürmeyi en tatlı iş
sayarlar. Başkasının malını çalmaktan çekinmezler. Adam öldürmekten korkmazlar.
Devleti tanımazlar. Kürt aşiretleri
birer aşiret değil eşkıya çeteleridir.
Bu hainler, bu tarih, sosyoloji, antropoloji, İslam
ümmeti şuuru cahilleri ne yaparlarsa yapsınlar bizleri bölemeyecekler.
Müslümanların kalbinde 1400 senedir gürleşmiş İslami kardeşlik ağacını
kesemeyecekler. Ve bizim birbirimize dair büyüttüğümüz sevgimizi
silemeyecekler. Ezcümle; Türk, Kürt, Arap, Laz, Çerkez, Arnavut, Abhaz ve ne
kadar Müslüman varsa bu aziz memlekette, hepsi kardeştir ve kıyamete kadar da
öyle kalmaya devam edecektir.
Sürç-i lisan ettikse affola
Naşit Hakkı Uluğ,
Derebeyi ve Dersim, Ankara 1931
http://gundem.bugun.com.tr/kan-donduran-haber-176371-haberi.aspx
http://issuu.com/dengmirov/docs/dersim_katliam___-ntv_tarih#/signin
İhsan Sabri
Çağlayangil, Çağlayangil in Anıları,Kader Bizi Una Değil Üne itti, Bilgi
Yayınevi, s.65 İstanbul 2007.
Cumhuriyet
Ansiklopedisi 1923-2000, Cilt I (1923-1940), Yapı Kredi Yay., İstanbul, 2006,
s. 277.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Dersim_%C4%B0syan%C4%B1
Naşit Hakkı Uluğ,
a.g.e., 17.
a.g.e. 21
a.g.e. 23
a.g.e.24
a.g.e.26
a.g.e. 51
Sivil halkın yaşadığı masum köyleri bombalayan savaş pilotu
Sabiha Gökçen
Dersimin manevi büyüğü Seyid Rıza Dersimde yapılan katliamı
görünce böyle seslendi; YAPMAYIN, AYIPTIR, ZULÜMDÜR
Ölü ele geçirilmiş Dersimliler
Seyid Rıza ve oğulları
Toplama kampında
tutulan Dersimliler
Yapılan katliam neticesinde kesik bir başla fotoğraf
çektirmekten zevk alan dönemin askerleri
Açlığa ve ölüme terk edilen Tuncelili Dersimli çocuklar
Dersim
olaylarını batıda yaşayan halka duyuran bir gazete