HER dergi, ayrı bir evdir, hanedir diyor İbrahim
Tenekeci üstadımız. Bu fuarda da bu ayrı ayrı ev olan dergiler bitişik nizam
veya karşılıklı stantlarda birbirleriyle komşuluk yapmaktalar.
Ben de bu Türkiye Dergi Fuarı mahallesinin dergiler
sokağında konuşlanmış olan bu evleri tek tek ziyaret ederek size anlatmaya
çalışacağım inşallah. Dilimin döndüğünce.
Müslüman haneler Müslümanca haneler bunlar. Hepsi
Türkiye den değil, Almanya dan, Arabistan dan Filistin den, Yunanistan,
Bulgaristan ve başka ülkelerden de haneler var. Müslümanca bir koku
duyuyorsunuz sokağın ta başından. Müslümanca çeşitlilik, Müslümanca birlik
beraberlik var. Gezmeye başlıyorum. Gözüme ilk çarpan renklerin ahengiyle
donatılmış rengârenk bir konak.
Hanımların çıkardığı ilk dergi olan Seyyide Dergisi bu
sokağın başındaki köşeyi tutmuş Hanımelinin değdiği her halinden belli olan bu
konağa yine rengârenk çiçekler, laleler, güller hâkim. Mutfağında ise bazen
neşe mutluluk takva, tarih kaynamakta bazen de Filistin, Suriye ve diğer
Müslümanların çektiği zulmü gördükçe hüzün kaynamakta. Son sayılarında dünyaca
ünlü mücellid İslam Seçen Bey konuk olmuş en güzel odalarında ağırlamışlar. Laf
aramızda bu dergiye benim de naçizane elim değmekte. Seyyide gibi Nisanur
Dergisi, hanesi de pür renk ve bu haneye de hanım eli değmiş.
Bazı haneler ise şatafatlı değil rengârenk hiç değil.
Siyah-beyaz film gibi. Gayet de mütevazı Diğer hanelerden farklı... Hanesinin
camından dışarı Ali Genç haykırıyor! Aklınız kendinizde kalsın beyler!
Kamyoncuyla öğretmeni, doktorla şizofreni, emekliyle öğrenciyi okey masası veya
menfaat örgütlenmeleri dışında bir araya getirecek bir zemin varsa, biz oranın
gönüllü hizmetçisi olmaya adayız Kimlere işittiriyor bilemedim ama güzel söz
vesselam dedim. Evin duvarlarına serpiştirilmiş pano gibi duran sözleri
seyrediyorum. h-aykırı: düğünlerde Cezayir oyun havası çalarken bir köşeye
çekilip ağlayan dergi O zaman anlıyorum ki bu h-aykırı hanesi hüzünlü olduğu
için siyah beyaz... Ve kalemin kâğıda yürüyüşüne ah çekmekte
Bu dergiler sokağında neler var neler. Gezmeye devam
ediyorum. Genç Dergi hanesindeyim. Kapıdan içeri girince Nuri Pakdil üstadın
dizinin dibine oturmuş onu can kulağıyla dinleyen Kadir Bekâr ı görüyorum.
Merak ettiklerini Genççe sormuş büyüğüne ve öğütlerini dinlemekte. Üstad: Bu
gün onurlu bir insan olabilmek, ancak ve ciddi olarak antikapitalist ve anti
firavunist olmakla mümkündür diye nasihat ediyor. Bu Genç ler hep büyüklerinin
izinden gittikleri için olsa gerek, diğer bir odada Asım Gültekin hocamızı
ağırlıyorlar. Merakla sorular sorarak.
Bilmem Yedi İklim köşkünü, Altınoluk, Semerkand,
Osmanlıca, Karabatak, Keşkül, Hece, Kültür, Derin Tarih, Anadolu Gençlik,
Umran, İtibar konaklarını anlatmama gerek var mı Zaten çoğunuz gezmişsinizdir
sayfa sayfa odalarında Ben böyle düşünürken Ali Haydar Haksal hocamız Yedi
İklim in Anlıklar-VI dan çıkıp serzenişte bulunuyor: Duvar çivi almıyor ses
almıyor soğuk ve sevimsiz ve gittiğimi görünce de Git o zaman diyor.
Gidiyorum.
Karşıma bir Değirmen çıkıyor. Kelimeleri harfleri öğütüp
kâh müzik özel sayısı yapmış kâh dergiler özel sayısı. Değirmenin yakınında bir
de Lacivert boyalı güzel bir konak var, ismiyle müsemma. Bir odasında Meryem
İlayda Atlas, Fatih Çıtlak hocamızla söyleşi yapmakta. Konu mizah. Remzi Kopar,
Sulu Mizah ın Serüveni ni anlatıyor diğer odada. Mizah demişken bu sokakta
içinden kahkahalar yükseler haneler de var. Cafcaf ve Hacamat konaklarından
yükselen kahkahalar da bu sokağı çınlatmakta. Sanırım Hacamat, mizah anlayışına
hacamat yapıp kan değişimine gitmiş. Bunu anlatıp gülmekte ve güldürmekteler
düşündürerek.
İsmail Çolak, Somuncubaba hanesinden penceresini açmış
soruyor Ayasofya nın fethi ne zaman Somuncubaba hanesinden yükselen sesler
sadece Ayasofya yla sınırlı değil. Diğer taraftan aileden Muammer Yılmaz,
Fatih ve Ulubatlı Hasan diyor, bir başka odadan da Mürsel Gündoğdu
seslenmekte Beni Kudüs çağırıyor
Bu mahallede evler farklı model olsa da ve her birinden
farklı sesler çıksa da her biri dergiler bahçesinin şakıyan kuşları gibiler.
Her biri kendi dilince katılsak da katılmasak da bir şeyler söylemekte.
Dedik ya düşüncesiyle, kültürüyle, tarihiyle,
edebiyatıyla, mizahıyla, gündelik hayatıyla bir ülkenin geçmişi, geleceği ve
şimdisi bir mekânda. Sizleri bekliyorlar. Dünyada ve Türkiye de ilk ve tek
dergi fuarı olan Türkiye dergi Fuarı kapılarını açtı ve siz okurları
beklemekte İstanbul Sirkeci garında dergiler buluştu, rengârenk kıyafetleri,
tarih dua, tebliğ, şiir, edeb edebiyat aşk ve özlem, dolu Müslümanca kokan
sayfalarıyla
(Muhterem Okurlarım, yazımız haftaya hitama erecek
inşallah. Sizlere yazının tamamını beklemeden eğer İstanbul da iseniz Sirkeci
Garında Pazar gününe kadar Pazar dâhil, devam edecek olan Türkiye Dergi
Fuarı nı ziyaret etmenizi tavsiye ederim. Saygılarımla.)