Bismillahirrahmanirrahim;

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a (C.C.) hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimize, âline ve sahabelerine olsun.

Biz bu yazımızda akıl hastalığı olan deliliği kastetmiyoruz. Biz deli dediğimizde; deli yürekleri, deli kanlıları, sıra dışı işlerin, zor zamanların adamlarını, Erbakan hocamızın “davasının delisi” dediği kahramanları kastediyoruz. Deli; yapılması riskli ve zor şeyleri yapandır. Zamanında Osmanlı’da bir “deliler ocağı” varmış. 15. yüzyılın ortalarında Osmanlı fetihlerinin sürdüğü yükselme döneminde, Rumeli sınır boylarında düşmanlara korku salan “deliler” olarak ortaya çıkmışlar. Bu süvari birliğine “deliler” denmesinin sebebi, akıl sağlıklarının yerinde olmamasından değil tam aksine gözü kara olduklarındandır. Osmanlı’da delileri ortaya çıkaran sebep, iç sorunlar, taht kavgaları, Anadolu’nun her yerinde patlak veren ayaklanmaların yarattığı kargaşaydı. Çoğu zaman Rumeli sınır beyleri bu ayaklanmalara hazırlıksız yakalandıklarından önlem almakta oldukça zorlanıyordu. Bunun üzerine Rumeli sınır beyleri, akıncılardan farklı olarak, doğrudan kendilerine bağlı hafif atlılardan oluşan bu süvari birliklerini kurdular. “Deliler” korku nedir, bilmezdi. Deliler Ocağı’na katılmak kolay da değildi. “Delilere” katılmak isteyen bir kişinin öncelikle heybetli bir fiziğe sahip olması, cihat azmini ve cesaretini ispatlaması gerekiyordu. Heybetli görünümleri,  olağanüstü cesaretleri ve cihat azimleri ile “deliler”, Osmanlı ordusuna uzun yıllar hizmet ettiler. Hak bildiği bir davaya, kınayanın kınamasına aldırmadan hizmet etmeye çalışan asrımızın Deliler Ocağı ise Milli Görüş’tür, Saadet Partisi’dir. Saadet Partisi; temsil ettiği davanın heybetiyle, Irkçı Emperyalizme ve işbirlikçilerine korku salan, milletin ve insanlığın saadeti için harp eden bir deliler ordusu gibidir.

GÜNAH HASTALIĞINA İLAÇ

Allah dostlarından Bayazid-i Bestami bir gün tımarhanenin önünden geçiyormuş. Hekimlerden birisini, tokmakla havanda bir şeyler dövüyorken görmüş. Bayazid-i Bestami: “Ne yapıyorsun? Hekimbaşı” diye sormuş. Hekimbaşı: “Delilere ilaç hazırlıyorum” demiş. Bayazid-i Bestami: “Benim hastalığıma da bir ilaç yapabilir misin?” demiş. Hekimbaşı: “Hastalığın nedir?” diye sormuş. Bayazid-i Bestami: “Günah hastalığıdır, bir ilaç biliyorsan tarif et” deyince hekim: “Hayır, ben günah hastalığının ilacını bilmiyorum” deyivermiş. O sırada parmaklığın arkasından bir “deli” Bayazid-i Bestami’ye seslenerek: “Gel baba, bana gel, ben senin hastalığının ilacını biliyorum” deyince Bayazid-i Bestami: “Söyle bakalım, seni dinliyorum” demiş. Deli, O’na şöyle bir tarif yapmış: “On dirhem tövbe kökü ile on dirhem istiğfar yaprağı al. Bunları kalp havanına koy, tevhit tokmağı ile döv, insaf eleğinden geçir, gözyaşlarıyla yoğur, aşk fırınında pişir. O macundan her gün beş kaşık al, hastalığından bir eser kalmaz.” Bunun üzerine Bayazid-i Bestami: “Hey gidi dünya hey, seni deli diye bu tımarhanenin parmaklıkları arkasına koyanlar utansın” deyivermiş. Buradan çıkaracağımız sonuç, milletimizi “faizci kapitalist düzen” hatalığından kurtaracak ilacın tarifini, deli muamelesi yapılan Milli Görüş-Saadet Partisi yapıyor. Saadet Partili olmak demek; toplumun “faizci günah düzeninin” kölesi yapıldığı bir dönemde, inatla “adil düzen” ilacını topluma telkin eden delilerden olmak demektir.

MAHALLİ SEÇİMLER

31 Mart 2019 tarihinde yerel seçimle yapılacak. Saadet Partisi, bu seçimlere ciddi olarak hazırlanmaktadır. Her seçim çevresinde kazanabilecek adayları tespit etmek için takip edeceği yol haritasını belirlemiştir. Saadet Partisi, yerel yönetimlere özel bir önem vermekte, “rant belediyeciliğinin” değil “hizmet belediyeciliğinin” temsilciliğini yapmaktadır. Saadet Partisi; yerel yönetimlerde iktidara geldiği her dönemde gençlik ve spor, kültür, sanat, turizm ve çevre ile ilgili hizmetlerde destanlar yazmıştır.  Kerim belediyecilik anlayışıyla özürlü, yaşlı, düşkün ve dar gelirlilerin durumlarını gözeten hizmetlerin öncüsü olmuştur. Sağlık ve kültür hizmetleri için, gereken tesisleri üretmiştir. Yetişkinler, yaşlılar, gençler, çocuklar ve engellilere yönelik olarak her türlü sosyal, kültürel, ahlaki ve manevi hizmetleri ihmal etmemiştir. Saadet Partili belediyeler, yerel kaynakların üretime yönlendirilmesinde, yerinde istihdamın ve aynı zamanda halkın refahının artırılmasında ve büyük şehirlere göçün önlenmesinde her zaman öncü olmuşlardır. Milli Görüş’ün iktidarda olduğu şehirlerde, barışın ve kardeşliğin korunmasına yönelik gayretler, hep canlı tutulmuştur. Büyükşehirlerimiz, illerimiz, ilçelerimiz, beldelerimiz, Milli Görüş belediyeciliğine hasrettir. Önümüzdeki yerel seçimler, bu hasretin giderilmesi için önemli bir fırsattır. Saadet Partisi, önümüzdeki yerel seçimlerde, üzerine düşen görevi yapmak üzere kolları sıvamıştır.

TEBLİĞ VE SİYASET

İnsanların hayırlısı diğer insanlara faydalı olandır. Saadet Partisi; herkesin saadeti için siyaset yapar. Saadet Partisi’nin başarılı olması toplumu Milli Görüş’e ikna etmesiyle mümkündür. Bunun için Milli Görüş’ün bütün kadroları, teşkilatları, üyeleri, gönül verenleri topluma “Niçin Milli Görüş?” konusunu hikmetine uygun olarak anlatmak zorundadırlar. Bir toplumu ikna etmek ancak tebliğ ile olur. Mücadelemizin özü, Milli Görüş’ün tebliğ edilmesinden ibarettir. Bu görev yapılmadan, başarı elde etmek mümkün olmaz. Tebliğ demek, ulaştırmak demektir. Tebliğ, çatışmak, zıtlaşmak, dalaşmak, ötekileştirmek, toplumu germek ve kutuplaştırmak demek değildir. Tebliğ demek gönülleri fethetmektir. Tanıtma, eğitim ve siyasi şuurlandırma ve çelikleştirme görevleri dahi tebliğ görevinin içindedir. Tebliğ; halka ne anlatmak gerekiyorsa, onu anlatmaktır. Siyasi görüşü ne olursa olsun, toplumun her kesimiyle ilgilenmek ve onlara gerçeği anlamaktır görevimiz. Tebliğ; Milli Görüşü-Saadet Partisi’ni iktidara taşımak için yapılacak en büyük cihattır. Zaman kucaklaşmak, barışmak, birlik ve beraberlik, ülfet etmek zamanıdır. Bu dahi tek taraflı olmaz. Başarı, AK Parti’nin ve diğerlerinin başarısızlığı, beceriksizliği veya diğer olumsuzlukları üzerine bina edilemez. Kalıcı başarı; iman ve cihat üzerine bina edilen başarıdır. Hedef,  girilmedik ev, sıkılmadık el, ikna edilmedik bir tek seçmen bırakmamaktır. Allah’ın inayetiyle seçimi, bunu yapan “deliler” kazanacaktır. Selam hidayete tabi olanlara...