Yıllarca nasıl da okuyup geçtik Kişi sevdiği ile
beraberdir hadisini. Bazen mutlu etti bu bizi, bazen üzdü. Bazen de yordu
kalbimizi Ben kiminle birlikte olacağım sorusu. Zannettik ki, bu hadis
yalnızca ahireti işaret ediyor bize. Oysa insan, dünya hayatında da hep
sevdiği, sevdikleri ile beraber değil midir Kalbinde kim varsa, yanında da o
yok mudur Her gittiği yere onunla beraber gelmez mi yüreğindeki sevgi
Peki, bizim en büyük sevgimiz Âlemlerin Güneşine ise, en
büyük sevdamız Güller Nebisine ise, O (s.a.v.) bizimle beraber değil midir her
bulunduğumuz yerde Soframızda bir kaşık da O nun değil midir Sohbet meclislerimizde
bir yer de O nun değil midir Yürürken O nunla, konuşurken O nunla, cihad
ederken O nunla değil miyiz hepimiz
O halde bir şeyleri doğru yapıp yapmadığımızı çok iyi
değerlendirmek zorundayız. Kendimizi karşımıza alıp, İslam gözlüğümüzle, Kur an
ferasetiyle bakmak ve Resul sevgimizle de hareketlerimizi süzgeçten geçirmek
zorundayız.
Hz. Esma nın yanına girmesiyle bakışlarını ondan çeviren
Sevgilinin bakışlarına kalbimizi odaklamak, O nun gözlerinin önünde kendimizi
hayal etmek zorundayız.
Eşlerine, erkeklerle cilveli bir ses tonuyla
konuşmamalarını söyleyen o kutlu sese kulağımızı vermek zorundayız. Onlarla
perde arkasından konuşun (33/53) dediği zaman, o edep perdesinin arkasında biz
de onlarla olmalıyız.
Örtülerini yakalarının üzerine salsınlar (24/31)
vahyini duydukları zaman, hiçbir mazeretin ardına sığınmadan emre itaat eden
ensar ve muhacir kadınlarının arasında biz de olmalıyız.
Kutsal Kitap Erkeklere söyle, bakışlarını haramdan
korusunlar (24/30) dediği zaman, gözlerini yere çeviren ve bir an yabancıya
kaysa gözleri, bir ömür gözyaşı cezasında olan iffet timsali yiğitler arasında,
bizim de adımız geçmeli.
Mabette tek kadın olduğu halde, Rabbinin onu bir çiçek
gibi yetiştirdiği, onca erkeğin arasında iffet ve edep elbisesine bürünen ve
görülmemiş mucizelere kucak açan Meryemî bir namus, bize de hayat kaynağı
olmalı.
Karanlığı bile aydınlatılmaya çalışılan, gündüzleri
uyuyarak, gecelere ise günahlar taşırılarak geçirilen kapkara devrimizde, Beni
gece defnedin ki, naaşımı erkekler görmesin diyen Fatıma nın gayretini, biz de
günümüze taşımak zorundayız.
İmanı kalpte tutmak ve Müslümanca yaşamak, elde kor
tutmak kadar zor bu çağda. Ama bizler, çağımızın yıldızları olmak istiyorsak,
kadınlarımızla; Meryemler, Fatımalar, Aişeler erkeklerimizle; Ebu Bekirler,
Osmanlar, Musablar olmak istiyorsak, onlar gibi asırlar sonrasına bile
imanımızla damgamızı vurmak istiyorsak ve istemiyorsak şeytanın arkadaşlığını
Bir kez daha, samimi bir şekilde bir kez daha bakalım
kendi siluetimize. Boy boy aynalarımızın karşısında hazırlanırken güne, hangi
renk hangi renge uymuş, giydiğimiz şey hangi yıla moda olmuş, sokak
defilelerinde kaç puan alırız, yoksa vasat mı sayılırız telaşıyla bakmayalım
kendimize. Resulümüzün o anda da, dışarıya çıktığımız, sokakta yürüdüğümüz her
anda da yanımızda olduğunu ve olacağını bilerek bakalım.
Üzerindeki kıyafet vücudunu gösterecek kadar ince ve
üzerine göre olduğu için ondan yüzünü çevirdiği Esma yı yeniden hatırlayalım.
O nun bizim o halimizden yüzünü çevirip çevirmeyeceğini ölçüp tartalım. Ve
varsa O nu bizden uzaklaştıracak bir şey, velev ki o tüm zamanların modası
olsun, onu içimizden ve üzerimizden çıkarıp, bir daha dönüp bakmamacasına
atalım!
Değil mi ki biz Sevdiğimizle beraberiz, değil mi ki O
bizim hem kalbimizde sultan, hem çağımızda güneş, değil mi ki O nu seviyor
olmak Adn cennetlerine sebep O halde bırakalım O (s.a.v.) yön versin
yaşantımıza. O nun sünnetleri ışık tutsun karanlığımıza.
Elbet, her şeyin yanlış algılandığı, herkesin nefse göre
hareket ettiği bir zamanda, işimiz zorun da zorudur. Tesettür kavramının içinin
boşaltıldığı, başörtünün bir süs aracı olarak görüldüğü bir yolda, tesettürü ve
takvayı hem giyimimize, hem bakışımıza, hem kalbimize indirerek yürümek zordur.
Hele bir de üzerimize düşeni yapıp yürüdüğümüz zaman dahi, etraftaki iffetsiz
bakışların odak noktası oluyorsak...
Ama şunu da biliyoruz ki, ancak zora talip olanlar,
gereğini yerine getiremese bile bunun derdiyle dertlenenler ve bu zorlu yolda
elinden gelenin fazlasını göğüsleyenler en güzel mertebelere erişebilecektir.
Belki zor, belki yıpratıcı olacaktır ama Sizin modanızı değil, modası hiç
geçmeyecek olan Kur an ayetlerini ben kendime örnek alırım diyen kazanacaktır.
Ancak Nur Suresi benim stilistimdir diyen zamanının bir numarası olarak
tarihe adını yazdıracaktır. En büyük cihad kişinin nefsiyle yaptığıdır
diyerek nefsanî, şeytani isteklerini İslam kimliğiyle inceleyen ve cihad
dirayetiyle egale eden kişi, asrın belki de en büyük mücahidesi olacaktır.
Ancak böyle bir insan, dünya ve ahiretin ikinci bir
Meryem i olmayı umabilecektir. Ancak böyle bir mücahide, yalnızca yürüyüşüyle
bile yaptığı cihadından dolayı, nefsini Rabbi nin rızalığıyla tatmin ettiği
için sonsuz mutluluğa düçar olacaktır.
Rabbi kendisine Ey tatmin olmuş nefis, Rabbin senden
razı, sen Rabbinden razı bir şekilde, gir kullarımın arasına, gir cennetime
(89/27-30) dediği, iffeti ve hayâsıyla çağlar aşan, örtüsü ve tesettürüyle
insanlığa takva dersi veren, çıplaklığın marifet sayıldığı bir dünyada, hem
kendi iffetini, hem de erkeklerin nefsini koruyan mücahide kadına ve onun kutlu
tesettürüne selam olsun!