Şiir hayatımızda nasıl bir etkiye sahiptir, niçin vardır
Bu soru çoğu zaman zihnimize gelir bizi düşündürür. Büyük çoğunluğa göre şiir
lüzumsuz ve boş bir iştir.
Yakın zamanlarda Birikim Koleji nin Yakamoz Şiir
Akşamları programının 9. su düzenlendi. Gazetemiz yazarlarından Ali Haydar
Haksal da o programdaydı. Şiire dair dile getirdiği düşünceler benim
düşüncelerimle örtüşüyordu. Peygamber Efendimiz s.a.v. zamanında olan
durumlardan bahsetti. Şiiri küfrü hiciv için yazmamızı istiyordu Efendimiz. O
akşamki programda kuşkusuz bunu yansıtan en mühim şiir Mehmet Akif Ersoy un
Tükürün adlı şiiriydi.
İnsanı yeise düşüren hallerden çıkaran şiirleri vardır
Akif in. Çalışma şevkini insana aşılayan şu mısra hem ürpertici hem de insanı
harekete geçiricidir: Leş misin davranmıyorsun bari Allah tan utan!
Müslümanlar olarak gelecekte önemli yerlerde yer
almalıyız. Bunun için azmimizi bırakmadan sürekli ve sürekli çalışmalıyız.
Elimizden gelenin en iyisini her dönemde yapmak mecburiyetindeyiz. Her şeyi bir
hiç gibi atamayız. Elimizin tersi ile itip görmezden gelemeyiz. Bana ne
diyemeyiz. Bir Müslüman ın yapamayacağı şey bana necilik tir. Gördüğümüz
hataları gidermek için elimizden geleni yaparken kendi hayatımızı miskinlikten
bir an evvel kurtarmalıyız. Emeksiz yemek olmaz sözünü duymak istemiyorsak
emeğimizi daim etmeliyiz. Allah ın bizim için çizdiği güzel bir plan vardır.
Çalışarak azmederek dua ederek bu plana uymalıyız. Her birimiz su taşıyan
karıncalardan birisiyiz. Birimiz vazgeçer de suyu taşımayı bırakırsa bu yangın
sönmez. Çağın bağrında bir ur gibi bir har gibi büyümekte olan kötülük
tohumları çok geçmeden evlatlarımızı zehirleyecek. Her şey için çok geç olmadan
davranalım.
Maneviyat tohumları ekelim gönüllere. Doğru sözlü olmak
birinci görevimiz zira çocuklarımız bizi taklit ediyor ve ileride usta bir
yalancı hilebaz olmasını istemiyorsak önce kendimize çeki düzen vereceğiz.
Çalışmak insanı boş vakit sıkıntısından kurtarır. Boş
vakit boşa giden vakit demektir aslında. Çalışmak için elinde bir malzemesi
olmayan her genç vaktini saçma sapan yerlerde çarçur ediyor. Bir eğlence
merkezinin giriş biletinin fiyatı kişi başına 160 lira ve oraya defalarca
arkadaşlarıyla gidebiliyor. İsraf kavramı boşa giden para hiçbir şey onun
düşünce dünyasında yer edinmemiş. Eğleniyor vaktini güzel geçiriyor. Fakat
yanılmakta. Vaktini zayi etmekten başka bir şey değildir yaptığı.
Asilik bu çağın yeni vebası. Bakıyorsunuz bir baba
evladının rahatça okuyabilmesi için ona bir ev satın alıyor ve içini onun
zevkine göre döşüyor. Yurtlarda evlerde sıkıntı çile çekmesin diye elinden
geleni yapıyor. Tek isteği evladının okulunu güzelce bitirmesi ve değerlerini
yitirmeden yaşaması. Çok geçmiyor ki o evlat babasına isyan ediyor ve arkadaş
ortamına uyum sağlayıp İslam dışı hayatın cazibesine kapılıyor. Hayatımı
yaşıyorum diyor.
Evet doğrudur. İslam dışı hayat çok çekicidir
cazibelidir. İnsanlar o hayatı tercih edince mutluluktan uçarlar. Her şey
istedikleri gibi gider. Özgürlük denilen şeyi sorumsuzca yaşar ve tüketirler.
Tecrübeler oldu diyerek hatalarına kılıf da bulurlar. Fakat bunun faturasını 30
yaşına geldikleri gün acıyla ödeyecekler. Devamını haftaya yazalım.