Türkiye’de deprem riskine karşı zorunlu sigorta uygulaması devam ederken, sigortalılık oranındaki artış dikkat çekiyor. DASK verilerine göre toplam 20 milyon 32 bin konutun 11 milyon 628 bin 88’inde yürürlükte poliçe bulunuyor. Böylece sigortalılık oranı yüzde 58 seviyesine ulaştı.
Buna karşılık yaklaşık 8,4 milyon konut deprem riskine karşı DASK güvencesinden yoksun. Başka bir ifadeyle, Türkiye’de her 100 konuttan 42’sinin zorunlu deprem sigortası bulunmuyor.
POLİÇE SAYISI ARTTI, ANCAK SİGORTASIZ KONUTLAR DA ÇOĞALDI
Altın Emlak Global Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Hakan Özelmacıklı, rakamların yalnızca sigortalılık oranı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti.
2020 yılında DASK kapsamındaki 17 milyon 682 bin 80 konutun 9 milyon 511 bin 200’ünde geçerli poliçe bulunuyordu. O dönemde sigortalılık oranı yüzde 53,8 seviyesindeydi.
Aradan geçen altı yılda poliçeli konut sayısı 2,1 milyondan fazla artarak 11,6 milyonu geçti. Toplam konut sayısındaki artış ise sigortasız konut sayısının düşmesini engelledi.
Özelmacıklı, bu dönemde sigortalılık oranının 4,2 puan yükseldiğini, ancak sigortasız konut sayısının yaklaşık 233 bin arttığını belirtti.
ASIL SORUN POLİÇENİN HER YIL YENİLENMESİ
DASK poliçelerinin bir yıl süreyle geçerli olduğuna işaret eden Özelmacıklı, vatandaşların yalnızca ilk kez sigorta yaptırmaya değil, poliçeyi her yıl kesintisiz yenilemeye de önem vermesi gerektiğini vurguladı.
Tapu işlemleri, konut kredisi kullanımı ile elektrik ve su abonelikleri gibi bazı işlemlerde DASK kontrol ediliyor. Ancak taşınmazın uzun süre el değiştirmemesi veya yeni bir abonelik işlemi yapılmaması halinde poliçenin yenilenmesi gözden kaçabiliyor.
Özelmacıklı, “Deprem, poliçenin yenilenmesini beklemiyor” diyerek düzenli yenilemenin önemine dikkat çekti.
MARMARA İLK SIRADA, KARADENİZ GERİDE
Bölgesel veriler ise deprem tecrübesinin sigorta davranışı üzerindeki etkisini ortaya koyuyor.
DASK verilerine göre sigortalılık oranı bölgeler bazında şöyle:
- Marmara: yüzde 64,2
- Doğu Anadolu: yüzde 63,7
- Güneydoğu Anadolu: yüzde 62,7
- Ege: yüzde 58,5
- Akdeniz: yüzde 58,3
- İç Anadolu: yüzde 50,7
Karadeniz Bölgesi’nde ise sigortalılık oranının yüzde 45 seviyesine kadar gerilediği belirtiliyor.
Özelmacıklı, büyük depremler yaşayan bölgelerde sigortalılık oranlarının daha yüksek olmasının, toplumdaki sigorta bilincinin çoğu zaman afet sonrasında güçlendiğini gösterdiğini belirterek, asıl hedefin deprem gerçekleşmeden önce güvence oluşturmak olması gerektiğini kaydetti.
DASK BİNANIN SAĞLAMLIĞINI GÖSTERMİYOR
DASK konusunda kamuoyundaki bazı yanlış anlaşılmalara da dikkat çeken Özelmacıklı, zorunlu deprem sigortasının binanın depreme dayanıklı olduğunu gösteren bir belge olmadığını vurguladı.
DASK; deprem ve deprem sonucunda meydana gelen yangın, infilak, tsunami veya yer kaymasının binada oluşturduğu doğrudan maddi zararları, poliçede belirtilen teminat sınırları içerisinde karşılıyor.
Ancak arsa değeri, ev eşyaları, kira kaybı, alternatif konaklama giderleri ve bedeni zararlar DASK kapsamında bulunmuyor. Bu nedenle ihtiyaç halinde DASK’ın ek konut sigortalarıyla desteklenmesi öneriliyor.
6 ŞUBAT DEPREMLERİ SİGORTANIN ÖNEMİNİ GÖSTERDİ
6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli meydana gelen depremler, afet sonrasında sigortanın ekonomik açıdan taşıdığı önemi bir kez daha ortaya koydu.
Özelmacıklı’nın aktardığı bilgilere göre DASK, depremlerin ardından yaklaşık 540 bin hasar dosyasını dokuz ay içerisinde sonuçlandırarak 39 milyar liralık hasar ödemesi gerçekleştirdi.
Ancak toplam ekonomik kaybın önemli bölümünün sigorta sistemi dışında kalması, sigortalılık oranının artırılmasının yalnızca bireysel değil, toplumsal bir ihtiyaç olduğunu da gösterdi.
POLİÇEDEKİ BİLGİLER DE EN AZ POLİÇE KADAR ÖNEMLİ
DASK poliçesinin düzenlenmesi sırasında taşınmaza ilişkin çeşitli bilgilerin doğru şekilde beyan edilmesi gerekiyor. Bunlar arasında açık adres ve adres kodu, tapu bilgileri, binanın inşa yılı, yapı tarzı, kat sayısı, hasar durumu, dairenin brüt yüzölçümü ve kullanım şekli bulunuyor.
Yanlış veya eksik bilgi verilmesi, olası bir hasar sonrasında maddi kayıplara yol açabiliyor.
Bu nedenle vatandaşların yalnızca poliçelerinin bulunup bulunmadığını değil, poliçede yer alan taşınmaz bilgilerinin güncel ve doğru olup olmadığını da kontrol etmesi gerekiyor.
Özelmacıklı, deprem riskinin ortadan kalkmadığını belirterek, güvence oluşturmak için afetin gerçekleşmesini beklememek gerektiğini ifade etti.





