Tarih, 12 Ekim 2012, Cuma.

Yer, Türkiye Büyük Millet Meclisi, TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu.

Konuşan, Milli Görüş lideri, önceki Başbakan Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın yol arkadaşlarından, eski Bakan ve ESAM Başkanı Recai Kutan.

Recai Bey, Komisyon üyelerine şunları anlattı:

*  “12 Eylül 1980 askeri müdahalesi gerçekleştirildiğinde Milli Selamet Partisi (MSP) 30 sandalye ile TBMM’de temsil ediliyordu. İktidarda olmamamıza rağmen ilk önce MSP’nin Genel Başkanı Necmettin Erbakan ve biz tutuklandık.”

*  “Türkiye’nin yakın tarihindeki bütün askeri darbelerde dış güçlerin rolü var. Dış güçlerin müdahalesinden şüpheniz olmasın. Normal dönemlerde “demokrasi havarisi” gibi davranan kimi kişi ve kuruluşlar, askeri darbe dönemlerinde antidemokratik uygulamalara gönüllü olarak destek verdi. 28 Şubat, bundan önceki darbelerin hepsinden daha organizeydi. Atlantik ötesi ve Tel Aviv’in de etkisi vardı.”

*  “12 Eylül darbesi bir “olgunlaşma süreci” geçirdi. Bu süreç zarfında 10 bin genç hayatını kaybetti. Bütün askeri darbelerde en büyük zararı Türk Silahlı Kuvvetleri gördü.”

***

Recai Kutan’ın söylediklerini daha somut hale getirmek gerekirse; Sahi, 27 Mayıs 1960 askeri darbesi nasıl yapıldı?

Bilinen bir gerçek; Menderes Hükümeti ve Amerika arasındaki ilişkiler ABD’nin dümen suyuna gitme politikası doğrultusunda ilerledi, yıllarca.

Fakat 1960 yılına doğru rüzgar biraz tersine döndü.

Esasen, darbecilere, ihtilalcilere bekledikleri fırsatı bizzat Adnan Menderes verdi! Nasıl mı?

Ülkedeki ekonomik krizi aşmak için ABD’ye bir ziyaret gerçekleştiren Başbakan Menderes, daha fazla yardım talep etti fakat bu isteği kabul görmedi.  Bunun üzerine o zamana kadar Amerika’ya koşulsuz destek veren Menderes, gereken yardımı alabilmek için SSCB’ye yöneldi.

İşte zurnanın “zırt” dediği yer tam da burasıydı! İki ülke arasındaki yakınlaşma ABD ve NATO üyesi ülkeleri son derece rahatsız etti.

“Kontrolden çıkmak üzere olan!” bu iktidara son vermek için artık düğmeye basılma zamanı gelmişti!

Aldıkları dış destekle ihtilal komitelerinin hızı daha da arttı ve Cumhuriyet tarihindeki o kara sayfa maalesef yaşandı…

***

Bir başka sayfa…

Paul Henze…

CHP ve Milli Selamet Partisi’nin koalisyon hükümetinin yönetimde olduğu dönemde, 1974 yılında Ankara’ya CIA büro şefi olarak geldi.

Üç yıl burada çalışan Henze, bir dönem bakanlık da yapan eski CHP Genel Sekreteri Kasım Gülek ve istihbaratçı Enver Altaylı ile arkadaşlığıyla tanındı.

Henze, 1977 yılında Ankara’dan ayrılarak merkeze döndü.

Beyaz Saray’da başkana danışmanlık yapmakla görevli Ulusal Güvenlik Konseyi’nde CIA temsilcisi olarak 1980 yılına kadar görev yaptı.

12 Eylül 1980’de ordu darbe yaptığında bu haberi dönemin ABD Başkanı Jimmy Carter’a veren kişi de Paul Henze oldu.

Henze, gazeteci Mehmet Ali Birand’a daha sonra verdiği bir mülakatta Başkan Carter’a “Bizim çocuklar başardı”  diye haber verdiğini anlattı.  1971 Muhtırası’na, 28 Şubat darbe sürecine, 27 Nisan e Muhtıra’sına girmiyorum.

Ama yukarda anlattığım 1960 ve 1980 askeri darbelerde dış desteğin ipuçlarını anlamak mümkün.

Bir başka yazıda esasen 28 Şubat sürecinde “dış desteği” ayrıntıları ile anlatmak istiyorum.

***

Son söz; dış destek olmadan Türkiye’de askeri darbe yapmak neredeyse imkansız!

İÇİMİZDEKİ “TOPAL MOLLA”LAR!..

1920’de Topal Molla diye bilinen biri Afganistan’da tekke kurar.

İyi bir hatiptir...

Heyecanlı, radikal çıkışlar ve fikirlerle halkı kendine meylettirir.

Sarıkla, sakalla klâsik Afgan tipinin bütün hususiyetlerini yansıtır.

Müritleri, 5. yıl sonunda 300 bindir. Gittikçe de çığ gibi büyümektedirler.

Kendine güveni geldiğinde de Topal Molla; “İslâmiyet adına” isyanı, ayaklanmayı başlatır.

Tam bir yıl kardeşi kardeşe kırdırırlar, Afganistan’da kan gövdeyi götürür. O günlerin Afgan Emiri Emânullah Han pek sevdiği memleketini terk etmek mecburiyetinde kalır. Sınır kapısına geldiğinde yanına bir adam sokulur. İlk bakışta yabancı misyon temsilcilerini hatırlatmaktadır.

Sakalsız ve o dönemin en modern kıyafeti üzerinde olduğu halde...

Mükemmel konuştuğu Lisân-ı Efgânî ile sorar:

“Emir Hazretleri! Beni tanıdınız mı?”

Ve şöyle devam eder: “Afganistan’daki vazifem bitti. İngiltere’ye dönüyorum!”

Ses yabancı gelmemiştir Emir’e. “Ben Topal Molla’yım!”

Pek kederli görünen Emir şöyle karşılık verir:

“Senin İngiliz casusu olduğunu başından beri biliyordum.

Ama halkıma o kadar tesir etmiştin ki, casus olduğuna onları inandırmama imkân yoktu!

***

İçimizdeki “Topal Molla’lara karşı her dem uyanık olalım, derim…

MİLLİ GAZETE’DEN ÖNEMLİ DOSYA!

Milli Gazete Yazıişleri Müdürü Ercan Özcan dün gazetede yanımdan geçerken, “Yarınki gazetede (bugün) önemli bir dosyayı gündeme taşıyoruz. Seni de ilgilendiriyor!” demez mi?

Dosya, İmam Hatip Lisesi mezunlarının askeri okullara alınması gerektiğine vurgu yapıyor.

Ercan’ın “seni de ilgilendiriyor” demesi şundan; Bu köşede ve de başka platformlarda İmam Hatip Lisesi mezunlarının askeri okullara alınması gerektiğini kendimi bildim bileli, yıllardan bu yana yazıyorum, konuşuyorum.

Yazmaya da devam edeceğim. Zira, bu her şeyden önce bir hak!

Google’dan ‘adnan öksüz imam hatip askeri harp okul’ yazın, bakın önünüze neler dökülecek?

***

Sadece İmam Hatip Liseleri dahil tüm liselerden mezun olanların Harp Okullarına, askeri okullara alınmaları yeterli mi, peki? Bence yetmemeli;

1) Genelkurmay Başkanlığı’nı Milli Savunma Bakanlığı’na bağlamak şart!

2) Kışlaların şehir dışına çıkarılması şart!

3) Profesyonel ordu şart!

4) Askeri liselerin kaldırılması şart!

5) Askeri eğitim müfredatından, “Bir askerin nihai hedefi ülkeyi yönetmek, Cumhurbaşkanı olmak!” mantalitesinin kaldırılması şart!

6) Ordunun siyasetten arındırılması şart!

NOT: 

Bugün, 25 Temmuz 2016, Pazartesi 1) Emekliler yılda 15–20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Otur, sıfır!