Ülkemizde kendilerinden aydın diye sözedilenlerde olaylara bir tek pencereden bakmak ve ille de toplumu biz ve onlar şeklinde algılamak gibi bir hastalık var.. Hastalık diyorum çünkü ya benimlesin ya da karşımdasın aksi halde sadece benim tarif ettiğim ölçülere mahkumsun anlayışını sağlıklı kabul etmek mümkün olmaz.

Sözgelimi AB yandaşları ABye karşı olanları bir genelleme ile darbeci olarak nitelendirme kolaycılığını tercih edebiliyorlar. Halbuki ABye karşı olmakla birlikte darbeye de karşı olmak mümkün.. Şahsen hem ABye hem de darbeye karşıyım.. Ne yazık ki, iktidar yanlısı yazarların bazıları Cumartesi günkü mitingin ardından öyle değerlendirmeler ve genellemeler yaptılar ki, bilerek ya da bilmeyerek farklı farklı grupları ve düşünce sahiplerini aynı çuvala sokuverdiler.

Bu ülkede birtakım darbe hev eslileri olduğunu biliyoruz.. Son günlerde medyaya yansıyan haberler ve gelişmeler bunu gösteriyor. Bu arada ABye karşı olanlar da var.. Hem de sayıları giderek artıyor ve bir AB referandumu yapılsa girmeyelim diyenlerin sayısı girilmesinden yana olanlardan fazla çıkacaktır.. Artık, insanımız ABye 4 sene öncesinden daha farklı bakıyor. Elbette ABye karşı olanların içinde bunu engellemek için gerekirse darbeye taraftar olanlar da bulunabilir ama, bunların sayısı çok azdır. Buna karşılık benim gibi ABye karşı oldukları halde ülkemizin bir daha darbelere maruz kalmasını istemeyenlerin sayısı daha fazladır. Bu bakımdan iktidar yanlısı yazarlar olayları değerlerlendirirken kendi dar çerçevelerinin dışına çıkma beceresini gösterebilmelidirler. Kendileri gibi düşünmeyen herkesi darbeci AB karşıtı ilan ederek bir yere varamazlar, destek oldukları AKPye bir yararları olmaz. Destek verdikleri partinin bir postmodern darbenin arkasından ortaya çıkmış olduğunu unutarak darbelerin mağdurlarını darbeci gibi takdim etmek ne insaf ölçüleri ile ne de akıl ve mantıkla bağdaşır.. Olsa olsa kör particiliğin zorladığı bir değerlerlendirmeden öte gidemez. Kaldı ki daha yakın bir zamana kadar cumartesi günkü mitinge katılanların büyük çoğunluğu ABden yanaydılar.. Bugün bile aynı çizgilerini sürdürüyorlar.. Bu bakımdan darbecilik ile AB karşıtlığını yanyana getirmek hem doğru değildir, hem de iddia sahiplerini komik duruma düşürür.

Bu arada benzer yanlış değerlendirmeler dış basında da sık sık gündeme geliyor. Söz gelimi Cumartesi günkü mitingi ABDbasını "Artık iki ayrı Türkiye var" şeklinde değerlendirmiş..

İki farklı görüşün olmasını iki ayrı Türkiye var şeklinde nitelendirmek iyi niyetli bir yaklaşım olarak kabul edilemez. Farklı görüş ve düşüncelere rağmen bir tek Türkiye vardır. Görüş ayrılıklarını farklı Türkiyeler olarak takdim etmek gizli bir düşüncenin bu yolla ortaya çıkması değilse cahillik olabilir.

İnsanın olduğu yerde farklı görüş ve düşüncelerin olması kadar doğal bir şey olabilir mi İnsanoğlu düşünme yeteneğini kaybetmediği sürece elbette farklılıklar olacaktır. Önemli olan bu farklılıklara rağmen bir arada yaşamayı öğrenebilmektir. Bunu öğrenemediğimiz, birbirimize tahammül edemediğimiz sürece ülkemiz üzerinde birtakım emelleri olan güçlere bilerek ya da bilmeyerek hizmet etmiş oluruz.

Bu oyuna gelmemek gerekir.

Kaldı ki, cumartesi günkü mitinge katılanların hepsini aynı düşünce ve ideolojik çizgide gibi görmek ve göstermek de gerçeğe ters düşer. CHPGenel Başkanı Baykalın, "Meydan birleşti, sıra artık bizde" sözleri de miting alanındaki herkesin aynı yaklaşım içinde olmadığını gösteriyor. Ayrıca, Baykal ne kadar ister görünürse görünsün, mitinge katılanların tek bir siyasi çatı altında toplanmayacağını, toplanamayacağını kendisi de çok iyi bilmektedir.

Bunun için değerlendirmelerimizde olaylara geniş açıdan bakmakta, bizim gibi düşünmeyenlerin hepsini aynı çuvala koymak alışkanlığını terketmek durumundayız.