Başörtüsü yasağının düzeltilmemesi, ilerde demokrasinin bütün müesseseleri ile işler bir hale geldiği zamanda, iyi niyetlilerin samimiyetle üzerine gidecekleri, istismarcıların da alabildiğine sömürecekleri bir konu olacaktır. Bu günkü idarenin, kendinden sonraya böyle bir miras bırakacağına ihtimal vermiyor ve bu kararın en kısa zamanda tashih edileceğine inanıyoruz.

İslâm dininin özünü öğrenerek milletimize delil olmaya ve yüce dinimizi hurafelerden arıtmaya çalışan münevver kızlarımızın okumalarını engellemeye ve gözleri üstümüzde olan milyarlık İslâm âlemini küstürmeye yönelen bu kasıtlı karar ortadan kaldırılacaktır.

Bilhassa din eğitimi kurumlarındaki kız öğrencilerin başlarını açmaları mecburiyeti, Batı daki uygulamaya da ters düşmektedir. Bugün, kendimize örnek aldığımız uygar Batı âleminde gerek rahibeler, gerek diğer din mensupları, kendi dinî ve millî kıyafetleri ile toplum hayatının her safhasında göründükleri halde, toplumun hiçbir kesimi, özellikle aydın tabakası, bu durumu asla yadırgamamakta, aksine gayet normal karşılamaktadır. Buna mukabil bizim toplumumuzda gerek başörtüsü konusunda, gerek diğer dinî konularda olumsuz tepki, hemen daima aydın kesimin bir bölümünden gelmektedir. Hâlbuki aydın olmanın asgarî şartı, kendi hak ve hürriyetine sahip çıktığı kadar, başkasının da temel hak ve hürriyetlerine saygılı olmaktır.

Devletimizin temeline dinamit koyan ve milletimizi uçurumun kenarına getiren hainler arasında, vatan sevgisinin imandan olduğuna inanan ve bu imanla günde beş vakit ALLAH ın huzurunda secdeye kapanan örtülü başların bulunmadığı bir gerçektir. Hal böyle iken, Cumhuriyet döneminde misli görülmemiş bir şekilde, başörtüsünün resmen yasaklanması ve başını örtmenin memuru işinden, öğrenciyi okulundan edecek derecede suç sayılması karşısında, millet, merhum Mehmet Akif Ersoy un dili ile soracaktır: Suç başkasınındır da niçin başkası mahkûm !

Danıştay ın kararı tam bir hukuk skandalı

Danıştay, okul dışında da eğitimin bir biçimde sürdüğünü savunarak, okulda başı açık görev yapan öğretmenin okul dışında başını örtmesini laikliğe ve başörtüsü yasağına aykırı buldu. Kararda, öğretmenin dışarıda da en iyi örnek olması gerektiği vurgulanarak, başörtülü olmanın öğrencilere "kötü örnek" olduğu, öğrencileri olumsuz etkileyeceği ima edildi.

Bu karara dayanak teşkil eden olay şöyle gelişti: Ankara Gölbaşı Bayrak Anaokulu Müdürlüğü ne atanan bir bayan öğretmen, kimliğindeki başı kapalı fotoğrafı nedeniyle, 2001 de görevden alınarak Mamak Kıbrıs Köyü İlköğretim Okulu na çocuk gelişimi öğretmeni olarak atandı. Öğretmen, Ankara 6. İdare Mahkemesi nde atama işleminin iptali talebiyle dava açtı. İdare Mahkemesi, davacı öğretmeni haklı buldu ve atama işlemini 2002 de iptal etti. Bu karar, Ankara Valiliği tarafından temyiz edildi. Danıştay 2. Dairesi, kararı bozdu.

Kararda, "davacı öğretmenin, her ne kadar okul içinde başı açık hizmet verdiği" ifade edilse de okul dışında zaman zaman türbanlı olduğuna ilişkin beyanların bulunduğu ve türban nedeniyle, daha önce iki ayrı disiplin cezası olduğundan, 6. İdare Mahkemesi nin kararını bozdu. Danıştay ın Tartışmalı Başörtüsü Kararının Tam Metni, bu yazımızın sonuna eklenmiştir.

Mahkeme kararlarına saygılı olmakla birlikte eleştirme hakkı da vardır. Bu eleştirme ve tartışmalardaki yerimiz, hukuku savunmakla sınırlıdır. Kararın oy çokluğu ile alınmış olması, yani karara katılmayan, imza atmayan üyenin de bulunması; yapılan eleştirilerin haklılığının bir göstergesidir.