Yeni bir seçimin gündeme gelmesi ile birlikte MHP ve AK Parti yetkilileri dillerinden beka sorununu düşürmez oldular. Söylediklerine bakılırsa yeni sistemin yaşaması ve milli beka açısından Cumhur İttifakı mecburi imiş. İttifak partilerinin genel başkan ve yöneticileri bu söylediklerine gerçekten inanıyor olabilirler, ancak ülkemizin bir beka sorunu var ise memleketimizi bu sorundan kurtarmanın tek yolunun Cumhur İttifakı’nın devamına bağlamaları bu toplumun büyük bir bölümüne en hafif ifadesiyle haksızlıktır. Çünkü ülkemizin geleceğini tehlikeye atacak bir durum söz konusu olduğunda insanımızın birlikte hareket edeceğinden kimsenin şüphesi yoktur, olmamalıdır. Aksi bir yaklaşım Cumhur İttifakı’na oy vermeyenlerin tümü ülkenin bekasını düşünmüyor, bunu istemiyor anlamına gelebilir ki böyle bir yaklaşım iktidar sahiplerinin iktidarlarını korumak adına yapmaları bile doğru olmaz.

Çünkü Cumhur İttifakı’nın ülkenin bekası için zorunlu olduğunu söylemek ve kabul etmek bu ittifakın dışında kalanları hain ilan etmek anlamına gelir ki böyle bir anlayışı sadece yanlış olarak nitelendirmek yeterli olmaz. Kendilerinin dışında kalan kesimini ülkenin bekası ilgilendirmiyor yaklaşımını sergileyenlerin öncelikli olarak kendilerini sorgulamaları gerekir. Özellikle 16 yıldır bu ülkeyi tek başlarına yönetenlerin ülkenin gerçekten beka sorunu var ise bu durumda paylarını düşünme mecburiyeti vardır.

Bunun ötesinde Cumhur İttifakı’nın mahalli seçimlerde de devamını ülkenin bekası için gerekli gören ve ilan eden MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin Ankara, İstanbul ve İzmir’de aday göstermeyeceklerini açıklayarak bu üç ilde belediye başkanlığını AK Parti’nin kazanmasının beka sorununa nasıl bir katkı yapacağını izah etmesi gerekir. Çünkü böyle bir yaklaşım ülkemizin beka sorununun üç ilimizi iktidar partisinin kazanması ile son bulacağını ileri sürmek anlamına gelir ki bunun mantıki bir yanı olamaz.

Bir başka husus ise yine Bahçeli’nin ifadesiyle yeni sistemin yani Başkanlık Sistemi’nin yaşaması içinde Cumhur İttifakı’na ihtiyaç varmış. Diyelim ki, gelinen noktada gerçekten yeni sistemin ayakta kalması için bu tür ittifaka ihtiyaç var, o zaman yeni sistemi içeren anayasa değişikliğinin millete sunulduğu kampanya sırasında özellikle AK Parti sözcüleri yeni sistem ile ülkemizde istikrarsızlığın son bulacağını, koalisyonlar döneminin kapanacağını söyleyerek yeni sistem için oy istemediler mi? Bugün gelinen noktada Başkanlık Sistemi’nin devamının Cumhur İttifakı’na, bunun da ötesinde Ankara, İstanbul ve İzmir’i iktidar partisinin kazanmasına bağlanması geçmişte tüm söylenenlerin gerçeği yansıtmadığının ifadesi değil midir?

Daha önceleri de dikkat çekmeye çalıştığım gibi seçim kampanyaları seçime giren partilerin ülke sorunlarına bakışını ve çözümlerini millet ile paylaşmaları gereken dönemlerdir. Bu dönemler toplumu ikiye ayrıştırmak belki bazılarına oy kazandırır ama kamplaşmayı körükler. Böyle olunca da gerçekte ülkenin bekasını tehlikeye sokanlar toplumu beka sorunu var diyerek korkutanlar olmaz mı? Böyle bir yaklaşım oy uğruna sergileniyorsa öncelikli olarak bu yaklaşımın sahipleri oturup yaptıklarının doğru ya da yanlışlığını düşünmek durumundadırlar. Çünkü bu ülkeyi sevmenin tapusu kimsenin cebinde değildir. Kaldı ki, ülkeyi sevmenin ilk şartı sorunlara çözüm bulmak, bir takım ülkelerin güdümünden kurtulmaktır. Meseleye bu açıdan bakıldığında ülkemizin şu anda açık düşmanı konumunda olan ABD ve AB ile ilişkileri en aza indirmek gerekir. Bu düşmanlarla kol kola yürüyenlerin bunlara karşı tavır sergileyen siyasi partileri ülkenin bekasını tehlikeye sokmakla suçlamaları yanlış bir yaklaşımdır. Özetle seçim atmosferinde toplumun narkozlanmasıdır.