Küresel ekonominin şahdamarı sayılan Körfez sularında tansiyon giderek yükseliyor. Pakistan'da 21 saat süren barış masasının devrilmesiyle birlikte okyanus ötesinden gelen o sarsıcı abluka emri, dünyayı yeni ve çok daha büyük bir felaketin eşiğine getirdi. Fabrikaların çarklarını döndürmek için enerjiye aç olan milyonların hesabı fena şaştı; zira dünyanın üretim devi Çin'in, can damarını kesmeye niyetlenen Washington yönetimine çektiği o diplomatik rest, piyasalardaki korkuyu zirveye taşıdı. Devlerin o amansız güç savaşı nihayet Hürmüz'ün karanlık sularında sahaya iniyor.

Pekin'den 'Hürmüz' Çıkışı

Diplomasinin o soğuk koridorlarında Pekin yönetiminin sesi oldukça gür çıktı.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Jiakun'un, düzenlediği basın toplantısında Hürmüz Boğazı'nın uluslararası mal ve enerji ticareti için kritik bir geçiş noktası olduğuna dikkat çektiği aktarıldı. "Boğazın güvenliğinin, istikrarının ve kesintisiz geçişin korunması uluslararası toplumun ortak çıkarınadır" diyen sözcünün, krizin asıl kaynağının çatışma ortamı olduğunu ifade ettiği kaydedildi. Çinli yetkilinin, tüm taraflara itidal çağrısı yaparak, "Çin, yapıcı ve olumlu bir rol oynamaya hazır" şeklindeki o kritik mesajı verdiği vurgulandı.

Ac7F788C 36A0 4781 9828 0853Ec6A3967

Saat 17.00'de Düğmeye Basıldı

Amerika Birleşik Devletleri cephesinde ise geri adım atılmadığı gözler önüne serildi.

Başkan Donald Trump'ın pazar günü ilan ettiği o sarsıcı kararın, Pakistan'daki müzakerelerin çökmesinin hemen ardından devreye sokulduğu bildirildi. ABD ordusunun, Türkiye saatiyle 17.00 itibarıyla İran limanlarına giriş çıkış yapan tüm deniz trafiğine yönelik o korkutucu ablukayı resmen başlattığı dikkati çekti. Bu ağır denetimlerin, Basra Körfezi ve Umman Denizi'ndeki tüm İran limanlarını kıskaca aldığı ifade edildi.

Petrolün Yüzde 90'ı Oraya Akıyor

Pekin'in bu denli sert bir reaksiyon göstermesinin ardında yatan o devasa rakamlar da tek tek raporlandı.

İran'ın petrol ihracatının yüzde 80 ile yüzde 90'lık devasa bir diliminin doğrudan Çin'e aktığı, bazı güncel verilere göre bu oranın yüzde 90'ı bile aştığı kaydedildi. Yaptırımlar yüzünden müşteri havuzu kuruyan Tahran'ın en büyük dayanağının Pekin olduğu belirtilirken; Çin'in günde ortalama 1,3-1,4 milyon varil petrolü bu rotadan çektiği ve bunun da ülkenin deniz yoluyla yaptığı toplam ithalatın yüzde 13-14'üne denk geldiği hesaplandı.

Vurulursa Savaş Çıkar mı?

Küresel satranç tahtasındaki bu tehlikeli hamlelerin faturası ise akılalmaz boyutlara ulaşabilir.

Uzmanların, İran'dan Çin'e giden devasa bir petrol tankerinin hedef alınmasının yalnızca çevresel bir felaket yaratmayacağı, aynı zamanda Pekin tarafından doğrudan 'savaş nedeni' sayılabileceği yönündeki o tüyler ürperten uyarısı dikkatlere sunuldu. ABD bu adımları yaptırım kılıfına soksa da, karşı cephenin bunu uluslararası deniz hukukunun alenen ihlali olarak göreceği vurgulandı. Üstelik Independent gazetesinde yer alan o çarpıcı analize göre, Washington'ın küresel ticaret yollarını kontrole yönelik bu tavrının, Çin'e Güney Çin Denizi'ndeki askeri varlığını pekiştirmesi için bulunmaz bir emsal teşkil edeceği ifade edildi.

Okyanusun ortasında burun buruna gelen bu iki devin Hürmüz Boğazı'nda atacağı ilk somut adım ve o karanlık ablukanın küresel piyasalarda yaratacağı yeni sarsıntılar bekleniyor.

Kaynak: Haber Merkezi