Üretmek bir toplum için vazgeçilmez olgulardan biridir.

Hele bir devlet için kendi ihtiyacı olan şeyleri üretmek o devletin güçlü bir

devlet olduğunu gösteren en önemli ögelerden birisidir. Ülkemizde yıllardır

ağır sanayi hamlesi konuşulur ama bir türlü ağır sanayiye sahip ülkeler arasına

girmedik ne hikmetse. Son yıllarda ülkemizde kaç tane ciddi manada büyük

fabrika açılışına tanık oldunuz sahi Kurulan birkaç Organize Sanayi Bölgesi

haricinde yurt çapında öyle övüneceğimiz, sevinç gözyaşları dökeceğimiz bir

yatırım olmadı ne yazık ki. Tam tersine devletin elinde olan birçok fabrika

özelleşme sonucunda ya kapandı ya da istihdamı düşürerek daha çok kâr etmek

adına küçülmeye gitti.

Çocuklarımıza aldığımız oyuncağın bile Çin malı olduğu

ülkemizde yerli otomobil, uçak, uçak gemisi üretilmesi (!) gerçekten gurur

verici bir durum! Ne hikmetse bu tür üretim haberleri hep seçim öncesi sosyal

medyada, havuz medyasında yazılıp çiziliyor ama bir türlü bu yerli üretim

araçlara sahip olmadık milletçe. Ta 2011 den beri yerli uçaklarımız göklerde

dolaşıyor ama nedense hiçbir yolcuya binmek nasip olmadı. Şimdi seçim yaklaştı

ya yine bir sürü milli şeyimiz olacak.

Erbakan Hoca nın öncülüğünde başlatılan Gümüş Motor

fabrikası zamanla ithalatçılarla rekabet edemediğinde önce Pancar Motor adını

aldı daha sonra da kapandı. Peki, o fabrika dışında sizler hiç motor fabrikası

açıldığını duydunuz mu ülkemizde Daha motor üretemeyen bir ülkenin araba, uçak

üretmesi / üretecek olması size de garip gelmiyor mu

Ülkemizde önceleri birkaç oyuncak fabrikası yerli üretim

yapıyorken Çin mallarıyla rekabet edemediklerinden kapandılar. Aynı şekilde

bisiklet fabrikaları da zor şartlar altında rekabet etmeye çalışıyorlar. Biz

daha çocuklarımızın oynadığı oyuncağı, bindiği bisikleti Uzakdoğu dan getirirken

şimdi medyaya bakarsanız her şeyleri üretir hale gelmişiz. Çiftçinin tarlasına

ektiği tohumu bile zalim bir devletten alıyorken; pek çok şeyi parça parça

ithal edip burada montajlama suretiyle üretiyorken ağır sanayi gerektiren

şeyleri ürettiğimizi iddia etmek doğrusu tuhafıma gidiyor.

Hayır, bunları ürettiğimize ciddi ciddi inanan ve üretim

konusunda aksi görüş bildirenleri vatan hainliğiyle suçlayan büyük bir kesim

olmasa olsun hayali bile güzel diyeceğiz de ne yazık ki böyle bir kesim var. Ve

bu kesimin çoğunluğunu da okumuş yazmış gençler oluşturuyorlar. Basında

gördükleri hayali bir resimle heyecanlanan, Ortadoğu da bizden habersiz yaprak

kıpırdamaz açıklamasıyla galeyana gelen, Rusya nın binlerce kilometre öteden

kalkıp ne işi var Suriye de diye soran ama Amerika nın ne iş var orada hem

onlar Ruslardan daha uzaktalar denildiğinde o başka diyenler güruhu bu

topluluk. Parçaları gördükçe sevinen ama birleştirmek aklına gelmediğinden her

parçayı puzzlenin tamamı sananlardır bunlar.

Ülkemiz otomobil, uçak, uçak gemisi yapadursun o çok

övündüğümüz köprüleri, Marmaray ı kimler yaptı dersiniz Tabi ki Japonlar!

Evet, ülkemizdeki irili ufaklı pek çok projede Japonların imzası bulunuyor.

Peki, nükleer santrali kim yapacak dersiniz Önce Ruslarla anlaşılmıştı ama son

Suriye krizinden sonra Ruslar anlaşmadan vazgeçmişler. Japonlar talipmiş o

projeye de.

Yerli üretim araçlarımız seçim vaadi olarak kalmasın,

unutulup gitmesin bir köşede icraata geçsin. Motoru dahil her şeyini imal

edelim bu araçların. Ülkemizin gelişmesi herkesten çok bizi memnun eder

elbette. Ne dersiniz elinde Çin malı oyuncakla büyüyen bir nesil vakti

geldiğinde yüzde yüz yerli üretim otomobillere binip seyahat edebilecekler mi

sizce

Minik bir tebessüm

En büyük mesele

Kadın: - Kocacığım beni ne kadar çok seviyorsun böyle.

Her yana benim resimlerimi koymuşsun. Çalışma masana, cüzdanına, ofisteki

odana. Adam:

- Karıcığım, o resimler benim en büyük meselelerimi

çözmemde yegane yardımcım. Deyince kadın iyice şımarık bir edayla:

- Yani senin hayatında varlığımla bir kat daha

değerliyim. Demiş. Adam hafifçe gülümseyerek:

- Değerli olduğundan değil karıcığım. Ne zaman önemli bir

problemle karşılaşsam senin fotoğraflarına bakıp benim bundan daha büyük ne

meselem olabilir ki diyerek en zor sorunu bile hemen çözüveriyorum. Demiş.

İlgilisine Notlar:

Müslümanların hızla artan büyük nüfusuyla övünmemiz

bana şişmanlığıyla övünen ve aldığı yeni kilolardan haz duyan bir adamı

hatırlatıyor. Aliya İzzetbegoviç

Bir insan hakkında sizin olumlu düşünceye sahip olmanız

o kişinin iyi bir insan olduğunu göstermez.

Daha çok değil helal para kazanmalı insan.

Kötüler kendilerine tahammül edildikçe daha çok

azarlar.

Eskiden Suriye nin başşehri Şam diye yazardı

kitaplarımızda. Şimdi İstanbul un Aksaray semti diye biliniyor.

Kireçli suyu içersen İsrail e mumya olursun, sütü

içersen Sultan Fatih olursun. Prof. Dr. Necmettin Erbakan