CHP’de başını Muharrem İnce’nin çektiği muhalifler olağanüstü kongre toplanması için imza topluyorlar. Yapılan açıklamaya göre de tüzüğün öngördüğü sayıya ulaşılmış durumda. Eğer böyle ise sanıyorum CHP yönetimi mecburi olarak olağanüstü kongre çağrısında bulunacak. Toplanacak olağanüstü kongre ne ölçüde değişimin önünü açacak, nasıl bir sonuç verecek kesin bir şey söylenemez ama gerçekten muhalifler gerekli olan delegelerin yarısının imzasını alabilmişlerse mevcut CHP yönetimi değişecek demektir. Böyle olunca da Kılıçdaroğlu’nun, “Yeni süreçte partide çok ciddi değişiklikler olacaktır. Hiç kimse bundan endişe etmesin” sözleri ile neyi kastettiğini insan anlamakta güçlük çekiyor.

Elbette Kılıçdaroğlu, başını Muharrem İnce’nin çektiği muhalif kanadın öngördüğü değişimi kastetmiyordur. Böyle olunca Kılıçdaroğlu, kendi başkanlığında CHP’de büyük değişikler olacağını söylüyorsa bunun için de olağanüstü bir kongre toplanmasına ihtiyaç vardır. O zaman ille de 625 delegenin imzasının toplanmasını beklemeye gerek yoktur. Muhalefet kanadı kongre isteği ile ortaya çıktığında mevcut CHP yönetimi hodri meydan der, kongreyi toplantıya çağırabilirdi. Böylece Kılıçdaroğlu’nun sözünü ettiği CHP’de ciddi değişiklik isteniyorsa gerçekleşmiş olurdu. Ancak, bunun için partinin mevcut yönetiminin delegelerin çoğunluğunun kendilerinden yana olduğundan emin olması gerekirdi. Olağanüstü kongre toplanması için başlatılan imza toplama sürecinde parti yönetiminden yapılan açıklamalarda muhaliflerin gerekli imzayı toplamasının mümkün olmadığı ısrarla vurgulandı hatta 450-470 civarında imzada kalacakları ifade edildi. Bu güvenledir ki muhaliflerin 604 imza topladıklarını açıklamalarının hemen ardından toplanan imzalar genel merkeze teslim edilsin, hemen olağanüstü kongrenin toplantıya çağrılacağı, ille de 625 imzaya gerek olmadığı açıklandı. Bu çağrıya muhalifler müspet bir cevap vermedi. Bu arada, imza veren bazı delegelerin bazılarının imzalarını geri çektiği haberleri kulaklara fısıldanmaya başlandı.

Tüm bu gelişmeler parti içinde ciddi bir taktik savaşının verildiğini gösteriyor. Böyle olunca bir yandan olağanüstü kongreye olumlu bakmayan Kılıçdaroğlu’nun öbür yandan partide ciddi değişikliklerin olacağını söylemesi de bu taktik savaşının bir sonucu olarak görülüyor. Bir bakıma iki taraf da ince siyaset yapıyor. Düşünülenler ile söylenenler arasındaki farkı da ince siyaset diye nitelendirmek yanlış olmaz sanıyorum. Peki, bu taktik savaşlarına gerek var mı? Siyasette gerekli ki böyle davranılıyor olsa gerek.

Bu noktada siyasette esas olanın güvensizlik olduğunu düşünmek yanlış olmaz sanıyorum. Gerçek niyetler gizlenerek rakiplerin karşı tedbir almalarını önlemek, ya da yönetimin muhaliflere karşı anında bir karşı hamle geliştirerek köşeye sıkıştırmak düşüncesinde olduğunu söylemek de yanlış olmaz. Çünkü muhalifler 604 imza topladık dediklerinde yönetimden gelen, topladığınız imzaları genel merkeze teslim edin olağanüstü kongre toplanması için gerekli çalışmaları başlatalım açıklamasına rağmen muhaliflerin 15 günlük süreyi kullanmak ve tüzüğün öngördüğü asgari imzanın da üstüne çıkmak istemeleri sanıyorum bir güvensizliğin ifadesiydi. Denebilir ki, mevcut yönetimden memnun olunsaydı muhaliflerin olağanüstü kongreye gitmek için imza toplamalarına da gerek kalmazdı.

Bu noktada gerek parti içi gerek partiler arası hamlelerde güvenden çok bir takım taktiklere başvurulduğunu, bu yaklaşımın sadece CHP’ye özgü olmadığını söylemek gerekir. Gerek parti içi gerek partiler arası bir takım mücadelelerde şeffaflık hakim olabilse siyaset çok daha güzel olmaz mı diye insan düşünmeden edemiyor.