Milletimizin manevi duygularını canlandıran, kendi iç dünyalarını değerlendirme fırsatı veren, sorumluluk sahibi herkesin görev ve sorumluluğunu hatırlamasına vesile olan mîrac gecesi, duygu ve düşüncelerimizde yenilenerek ilahi rahmeti çekecek işler yapmamız, kulluk bilincine ulaşarak dua ve niyazda bulunmamız için bir nimettir. Kur an-ı Kerim in:

 " İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır " 20,

 "Erkek veya kadın kim mü min olarak iyi amel işlerse onu mutlaka güzel bir hayat ile yaşatırız ve onların mükafatlarını yapmakta olduklarının en güzeliyle veririz" 21 beyanları, maddi ve manevi yönden ilerlemenin ve her alanda var olma yolunun çalışmak ve emek sarf etmekten geçtiğini, hayatın güzelleşmesinin iman ve çalışma ile mümkün olacağına işaret etmektedir.

Mü minlerin gönüllerinde huzur veren duygu ve hislerin oluşmasına, zaman zaman oluşan olumsuz düşüncelerden zihinlerin temizlenmesine vesile olan mîrac gecesini, fert ve toplum olarak bu duygular içerisinde değerlendirmek durumundayız. Çünkü, hayatımızda maddi ve manevi yönden denge oluşturmaya, tutarlı yaşamaya, insanlarımızı ayırmadan ve yargılamadan anlamaya, kendi içinde ve çevresiyle barışık olmaya, paylaşmaya, ekonomik sıkıntılardan dolayı ümitlerini ve ahlaki değerlerini kaybedenleri nasıl kazanacağımızı düşünmeye, insanlıktan sorumlu topluluğun bir parçası olarak eğitim ve bilimde ahlaki ve evrensel değerleri ortaya koymada, üretim ve kalitede hukuk ve adalete bağlı kalmada yükselmeye ihtiyacımız vardır.

Duyguların ve hislerin coştuğu, dua ve niyazların yükseldiği, inananların huzur bulduğu böyle gecelerde; insanlarımız kalplerinde iyimserlik ve ümit kandillerini yakmalı, mîrac ın engin mesajını ruhlarında hissetmeli, ufuklarını açacak aydınlatıcı bilgilere doğru koşmalı, İslam dininin yaratanı tanıma ve ona bağlılık, yaratılanı sevme ve güzel ahlak dini olduğunu idrak etmeli ve gönül kapılarını herkese açmalıdır.

İslam alemi bu geceyi her yıl hüzün, keder ve kalplerdeki burukluğu yaşayarak idrak etmektedir. Çünkü İsra ve Mîrac mucizesinin bir bölümünün vuku bulduğu Mescid-i Aksa ve çevresinde meydana gelen ve uzun zamandır çözümü de mümkün olmayan hadiseler, sağduyu sahibi bütün insanları üzmekte ve derinden yaralamaktadır. İnanıyor ve ümit ediyorum ki aklı selim galip gelecek, şiddet ve akan kan durdurulacak barış hakim olacaktır. İnsanlık adına hayır düşünen ve şiddetin yürekleri parçaladığına inanan herkesin gerekli hassasiyeti göstermesini diliyorum.

Dünyanın muhtelif bölgelerindeki Müslüman toplumlarda, isteme-sekte İslam ın yüceliği, saygınlığı, engin rahmet ve hoşgörü anlayışı ile bağlantı kurulması asla mümkün olmayan esef verici hadiseler yaşanabilmektedir. Adı ve özü barış ve esenlik olan İslam ın, düşmanlıkla, suçsuz ve masum insanları öldürmekle, terörle, huzur ve barışı bozmakla, insanların malına ve canına açık ve gizli zarar vermekle, uzaktan ve yakından ilgisi yoktur.