TÜİK, abra kadabrayla bastırmaya çalışsa da şaibeli işsizlik rakamları bile yüzde 13’e dayandı. Gerçek işsizlik yüzde 25’in üstünde, genç işsizlik ise yüzde 30’dan fazladır. Ne hazin tablo! Erdoğan, işsizlikle ilgili, “İş nereye geliyor garanti noktasında, kalifikasyona geliyor. Ve kalite, kalifikasyon noktasında kendini ispatlıyorsa bir genç, iş bulur” demişti. Kalifikasyon... Erdoğan, işsizlikle istihdam arasındaki çarpıklığı görmüyor. Kalifikasyonla, “Her vilayete üniversite açtık, açıyoruz” diye övündüğü tabela üniversitelerden eğitim almayı kastediyorsa, bu ayrı bir facia. Zira tabela üniversiteler kalifikasyon malifikasyon getirmez. Öğrencilerin yıllarını heba eden, bozuk para gibi harcayan, sonu hüsran, gençlik öğüten çarktır buraları. Tabela koyup üniversite açmak marifet mi? Gereksiz rektör, dekanlar, öğretim üyeleri, araştırma görevlileri, fakülteler, yüksekokullar. Öğrencilerin ev, yurt, yemek, yol ve harçlıklarıyla milyarlarını akıttığı para tuzakları. Dişinden tırnağından artırarak çocuklarını okutan ana-babaların geçim sıkıntısıyla çektiği cefa. Nitelikli üniversiteler, özel bölümler hariç, öğrenciler tabela üniversitelerin bir kapısından girer öbür kapısından çıkar giderler. Buralarda eline işsizlik sertifikası diploma tutuşturulan gençler, mezuniyet sonrası iş bulmak için ömür çürütür, aldıkları eğitimden alakasız işlerde çalışırlar. Sıfır eğitimle gençleri iş güç sahibi yapacağını zanneden zihniyet, arızalıdır. Toplanacak Milli Eğitim Şurası’nda eğitim sistemi her göreve gelen bakanın başka makasa sokup yap-boz tahtası yaptığı, gençlik öğüten değirmen olmaktan çıkarılmalı, üniversitelere yeni vizyonlar belirlenmeli. Gereksiz üniversitelere para harcamanın, geleceği olmayan öğrenciler, diplomalı işsizler yetiştirmenin, gençlerin yıllarını heba etmenin abesle iştigal olduğu görülmeli. Bu ülkede KOBİ’lerin, sanayicilerin ara eleman ihtiyaçlarına yönelik meslek liseleri, teknik liseler açılmalı, üniversiteler kurulmalı. Patronların, “İş var, gençler beğenmiyor, çalışmıyor” şikâyeti ise başka bir zırvadır. Çalışanları nasıl istihdam ettiklerini, ucuz işgücü-kölelik düzeniyle emek sömürdüklerini, sefalet ücretleri önerdiklerini sanki bilmiyoruz. İTO, yayınladığı Türkiye’de Mülk Edinme Rehberi raporunda ülkemizi yabancı yatırımcılara cazibe merkezi sunarak, bir işçinin maliyetinin Almanya’nın 9 kat altında, imalatta bir işçinin saatlik maliyetinin 5,6 dolar, Almanya’da 47,2 dolar olduğunu vurgulayarak, “Ucuz işgücümüzü sömürün” çağrısı yapmıştı. Piyasayı ucuz işgücüyle emek sömürüsü ve kölelik düzeni kuran insafsız patronlara terk ederseniz, gençler iş beğenmez. Aldıkları eğitimle ilgisiz/alakasız işlerde çalıştırırsanız, gençler iş beğenmez. Partizanca torpille/kayırmacılıkla/iltimasla liyakatsizleri işe yerleştirip oralarda olmayı hak edenlere sefalet ücretleri önerip ayak işleri yaptırmaya kalkışırsanız, gençler iş beğenmez. Bu çarpıklıkların iş beğenmeme ve kalifikasyonla ne alakası var? Eğitimi vizyoner şekilde planlayın, işsizlik sertifikalı değil, kaliteli gençler yetiştirin; ucuz işgücü/sömürü/kölelik düzenini kaldırın, emeğin değerini artırın, insafsız/vicdansız patronları hizaya getirin. Çarpıklığı görün!

DİPNOT 1: Enflasyon dizginlenmiyor. Marketlerde etiket avı ve polisiye tedbirlerle fahiş gıda fiyatlarının önü alınmaya çalışılıyor. Erdoğan, “Zincir marketlerin üstüne gideceğiz” dedi. Maliyetler artarken fiyatlar düşmez. Mazot, gübre, ilaç kaç lira? Ürünler kaç defa el değiştiriyor? Millet, çantasını, filesini doldurmayı çoktan unuttu. Galiba sadece yandaş medyadan cilalanan ekonomik parametreleri seyreden Erdoğan, “açız” feryatlarını duymuyor, kilo kilo sebze-meyve almayı unutan milletin halinden memnun olduğunu söyleyerek  “uçuyoruz” edebiyatı yapıyor. Uçuyoruz uçmasına ama uçurumun dibine doğru!

DİPNOT 2: Sosyal medya düzenlemesini bitiremediler. Yalan, hakaret, iftira, küfür, rezillik, trol, fenomen. Gayya çukuru, kepazelik âlemi, klavye soytarılıkları. Gayya çukurundaki hakaretin, küfrün bir bedeli olmalı. Klavye delikanlıları ve troller, fikrini beğenmediği insanlara ettikleri küfür ve hakaretlerin cezasını çekmeli. Susturun şunları bakalım!