Muhterem Müslümanlar!
Bugünkü hutbemizde câmiler konusunu ele alacağız.
Câmi, toplayan, buluşturan, birleştiren mânâsındadır.
İnsan ihlası oranında câmiden istifade eder.
Câmi, dünyanın en üstün ilim, edep, fazilet, temizlik öğreticisi hakikatin gösterildiği yerdir.
Osmanlı en şanlı zamanlarında yalnız câmi kültüryle yetişmiştir.
Câmi, bir müessesedir. Sadece namaz yeri de değildir. Câmilerin bir tarafında İslâm medreseleri olmalı, öbür tarafında tasavvuf tekkeleri olmalı. Bugün bunların ikisi de yoktur. Beton meraklısı Müslüman kütle şimdi medrese ve tekke yerine câmiye helâ, meşruta ve şadırvan yaptırmaktadır.
Muhterem Müslümanlar!
Maalesef câmiler hayattan kopmuş, halkın % 10una hizmet veren marjinal kurumlar hâline düşürülmüştür.
Hayat çarşı ve pazarlarda, kahvelerde, lokantalarda, stadyumlarda, gazinolardadır. Sofu kesim bile genellikle câmilerden kopmuş vaziyette. Namaz kılanların ekseriyeti sadece Cuma cemaatine katılıyorlar.
Câmi kürsülerinden hakiki vaaz ve irşadlar yapılamadığı için Müslümanların konferansları, açık oturumları başka salonlarda yapılıyor.
Camilerdeki kemiyet ve keyfiyet boşluğunu dikkate alırsak, artık cemaatle namazın ismi ve resmi bile kalmadı, diyebiliriz.
Muhterem Müslümanlar!
Sultan Abdülhamid zamanında Müslümanlar hayatı günde beş kere durduruyorlardı. Ezan okununca sokaklarda sadece kediler, köpekler kalıyorlardı. Erkeklerin hepsi câmilere gidiyorlardı. Kadınlar zaten evlerinde oturuyorlardı.
Muhterem Müslümanlar!
Câmiler kiliseleştiriliyor. Her tarafı sandalye ile dolu. Câmilere yürüyerek gelebilenlerin hasta olanları oturarak namazlarını kılabilirler. Oturamıyorlarsa câmiye gelmek durumunda değildirler. Gelirlerse gelir oturur, ayaklarını da salarlar ve namazlarını kılarlar. Diyanet câmiası bu meseleyi halletmekle mükelleftirler.
Muhterem Müslümanlar!
Câmiden istifade eden millet ve devlet kurtulur. Çocuklarınızı mutlaka câmilere getirin.
"Allahın mescidlerini Allaha ve ahiret gününe inananlar... imar ederler." (Tevbe: 18) Cemaatin varlığı da bir imardır, bunu göz ardı edemeyiz.
İslamda her şey câmiden başlar. Bilindiği gibi Miraç da camiden başladı. Türkiyede huzurlu bir ortam isteniyorsa câmilerin canlanması şarttır.
Nikahın câmide kıyılması sünnettir. Salonlar, İslâma uygun değildir. Bu kanalizeyi kim yapacak
Kuran: "Mescidleri ıssız ve cemaatsiz bırakanlardan başka daha zâlim kimse yoktur" diye haber veriyor.
Herkes şunu bilsin: Cennetin yolu câmiden geçer.
Hedefe ulaşmanın yolu câmiden geçer.