Bir gün ara ile medyaya yansıyan iki haber, birbirini tekzip eder mahiyette idi. İlk günkü Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in bir açıklamasına dayanıyordu. Sayın Bakan, ilk açıklamasında, “Büyüyen kredi ile enflasyon mücadelesi olmaz” derken ertesi günü Bakan Şimşek, ihracatçıya kredi desteğinin artırıldığını belirtirken, Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan, ihracatçının finansmanına öncelik vereceklerini söylüyordu. Kısacası, ihracatçının günlük kredi limitinin 1,5 milyar liradan 3 milyar liraya yükseltildiği açıklanıyordu. Elbette ihracatçının kredi desteğinin artırılmasının ekonomik olarak çeşitli izahları olabilir. Ancak ihracatçı da, bir fabrikada çalışan işçi de ülke ekonomisinin vazgeçilmez bir parçasıdırlar. Yani ekonominin düze çıkması için ihracatçı desteklenirken milyonlarca açlığa mahkûm edilmiş asgari ücretlinin de desteğe ihtiyacı vardır. Bu bakımdan ekonominin bir ayağına her türlü destek sağlanırken, diğer ayaklarının görmezden gelinmesi bu köşede sık sık vurguladığım fakirden alıp zengine aktaran emme basma tulumbası ile işlevi gören ekonomik sistemin temelden değişmesi, değiştirilmesi gerektiğini sanıyorum bir kez daha hatırlatmakta yarar var.
Bir başka ifadeyle faize dayalı ekonomik sistem her durumda parası olanlara çalışıyor, eğer onlardan artakalan olursa dar ve sabit gelirlilere aktarılmaya çalışılıyor. Öylesine bir durumla karşı karşıyayız ki, mevcut ekonomik sistemin iplerini ellerinde tutan küresel sermaye sahipleri, mevcut sistemin değişmesini engellemek için ellerinden geleni yapıyorlar. Hatta öyle bir tehlike hissettiklerinde tehlikenin geldiğini düşündükleri hareketleri her türlü yola başvurarak devre dışı bırakıyorlar. Küresel sermaye çevreleri, iktidarlarda emirlerinden çıkmayacak ekipleri tutmak için yoğun bir çaba sarf ediyorlar. 12 Eylül darbesi ve 28 Şubat hareketinin arkasındaki güçlere bu pencereden bakıldığında bugün ülkemizin içinde bulunduğu durumun sebeplerini tespit etmek zor olmayacaktır.
Düne kadar faiz konusunda nas bulunduğunu her fırsatta topluma hatırlatanların gelinen noktada nasıl bir faiz taraftarı olduklarını görmek her şeyi görmeye yetecektir. Bu bakımdan Sayın Şimşek’in iki gün ara ile, ”Büyüyen kredi ile enflasyon mücadelesi olmaz” ve “İhracatçıya kredi desteği artırıldı” biçiminde iki farklı cümle kurmasının sanıyorum yadırganacak bir yanı yoktur. Çünkü küresel sermayede hedef hep kazanmaktır. Bu arada kazanırken tamamen öldürmemeye de dikkat edilir. Çünkü öldürmek, gelirin sona ermesi anlamına gelir.
Bu arada elbette dünya üzerinde gelişmeleri etkileyen tek güç küresel sermaye çevreleri değildir. Siyonizm’in emrindeki gizli dünya devleti olarak nitelendirilen gücün de küresel sermeye ile hep birlikte hareket ettiklerini görmeden olmaz. Bu bakımdan bize sunulan olaylara ve gelişmelere peşin teslim olmaktan vazgeçip olayların arkasında nelerin olduğunu görmek gerekiyor. Aksi halde olaylara değil, yeryüzünde oluşturulan algılara teslim olmak, irademizi algılara teslim ettiğimiz anlamına gelir ki, ondan sonra ne yapılırsa yapılsın, “Biz şunu yaptık” diye övünmek sadece kendimizi kandırmak anlamına gelecektir.