Büyükşehir koşuşturmaca demektir.. Sabah işe giderken, akşam eve dönerken duruma göre insanların birkaç saatleri yolda geçer.. Bir bakıma büyükşehirde çalışmaktan çok yollarda geçen zaman insanı yorar. Normal günlerde böyle olan ulaşım bir kaza ile yolun kapanması ya da kar yağışı ile bir anda sizi adım atamaz hale getirebilir.

Pazartesi sabahı işe gitmek üzere evden çıktığımda saat 9.30u gösteriyordu. Kış şartlarına rağmen durumda bir anormallik görünmüyordu. Ancak, bir süre sonra 5 şeritli yolun tıkandığı, arabaların adeta adım adım ilerlediklerini gördük. Normal zamanlarda en fazla yarım saat sürecek olan yolumuz bitip gazeteye ulaştığımda saat 13.30 olmuştu. Dünkü tüm gazetelerde yer alan halk otobüsünün Dışişleri Bakanlığı mensuplarını taşıyan servis aracını biçmesi ile meydana gelen kaza sebebiyle ana yol kapanmış gidiş tali yollara verilmişti.

Bir yandan trafikte sıkışıp kalmanın sıkıntısı öbür yandan kaza mahallinin yakınından geçerken gördüğümüz manzara sadece bende değil sanıyorum bu olaya şahit olan herkesi kendinden geçirmiş, iş yerine varıldığında insanlarda çalışacak güç ve moral kalmamıştı..

Pazartesi günü akşama doğru başlayan kar yağışı bir gün sonranın adeta habercisi gibiydi. Pazartesiyi salıya bağlayan gece sabaha kadar kar yağışı devam etmişti. Ankaralı dün sabah uyandığında her tarafın beyaz bir örtü ile kaplandığını görüyordu. Doğal olarak insanlar genellikle özel araçlarını evlerinin önünde bırakarak yola çıkmayı tercih ediyorlardı. Ancak, bu defa da duraklarda uzun süre beklemek zorunda kalıyorlardı. Ana artellerin dışında Ankaranın pek çok caddesine öğle satlerine kadar kar temizliği ve tuzlama çalışmaları için ulaşılamamıştı.

Alınan tüm tedbirlere rağmen çalışmalar yetersiz kalmıştı. Sanki, Ankarayı yönetenler kış şartlarına karşı yeterli tedbiri almamış/ alamamışlardı. Daha doğrusu hala olağanüstü kar yağışına karşı kendimizi hazırlayabilmiş görünmüyoruz.

Halbuki dünyanın pek çok köşesinde bizden çok daha ağır şartlarda kışı geçiren ülkelerde bizdekine benzer bir şekilde hayat birden bire durmuyor. Bunda da ana sebep sanıyorum uzun yıllar boyunca şartlara uygun bir altyapı oluşturulamamış olmasıdır. Hala Ankara ve İstanbulda metro çalışmaları yeni yeni sürüyor.. Halbuki dünyanın pek çok ülkesinde büyükşehirlerin altı adeta metro ile bir ağ gibi örülmüş, yerin üzerinde ne olursa olsun altında trafikte hiçbir aksama meydana gelmeden akıp gidiyor.

Bu bakımdan İstanbul ve Ankarada oluşturulan Afet Kontrol Merkezleri aslında afete karşı ilk yapılacakları yapmak ve bunun için gerekli tedbirleri almaktan çok geri kalmışlığımızın bir simgesi olarak karşımıza çıkıyor.

Bu arada kış şartlarının biraz ağırlaşması karşısında araç gereçlerimizin yetersizliği de ortaya çıkıyor. Senenin birkaç günü lazım olacak araçların temini konusunda yapılacak harcamayı ilgililer sanıyorum israf gibi görüyorlar. Bunca masraf yapılana kadar birkaç gün insanlar evlerinden çıkmasın gibi bir mantık sergileniyor. Çünkü, yapılan tüm çağrıların özünü, "Vatandaşların yoğun kar yağışına karşı tedbirli olmaları" oluşturuyor. Vatandaş tedbir alacak da ne yapacak Evden çıkmamaktan başka elinden ne gelir ki