Öyle ya Beşiktaş da, Galatasaray da oynadıkları rakiplerinden hayli büyükler... Bu belki de futbol olarak değil ama maliyet olarak açık ve net böyle... Öylesine ki bu iki İstanbul’un köklü kulübünde oynayan üçer oyuncunun maliyeti rakiplerinin tamamına eşittir.
Bakalım bu Pazar nasıl geçmiş. Beşiktaş, ligin yenisi Erzurumspor ile öyle bir ilk yarı yaşadı ki sormayın gitsin. Ev sahibi bu ilk yarıyı en az üç farklı bir galibiyette bitirebilirdi. Hatta direkler falan sayılırsa bu beşlik bir oyun da olabilirdi. Şenol hocanın en büyük sıkıntısı tartışmasız son adamın arkasıdır. Oğuzhan yürüyerek oynamaya çalışıyor. Ama benim spor medyam geçen haftaki maçtan sonra ortalama dört yıldız çekmişti bu oyuncuya... Hâl böyle olunca da Necip koruyucu, Medel ise şaşkın idi. Dolayısıyla da Beşiktaş’ın geri dörtlüsü yol geçen hanı gibi idi. Neredeyse bütün Erzurumspor, kalecisi hariç, pozisyona girdi. Negredo bekleyici, Babel çalışkan, Quaresma inatçı ama etkisizdi. Şenol hoca Caner’i takıma koymamakla ne kadar büyük bir hata yaptığını anlayıp onu sahaya sürdükten sonraki Beşiktaş’a bir bakın... Neredeyse tek kale oynayabiliyor. Takım rakibin sahasına yerleşip pozisyon üzerine pozisyon bulabiliyor. Bu takımda Tolgay, sakat veya cezalı değilse mutlaka oynamalı... Çünkü topla giderek uç adamına yaklaşabilen tek oyuncu o şimdilik. Ben Erzurumspor’da, isimlerini yanlış not etmediysem, Sunu ve Munsi adlı iki oyuncuya bayıldım. Ama takım halinde yorgunluk başlayınca, orta alan da, geri dörtlünün kenarları da önü top taşıyamadıkları için bu iki oyuncu Beşiktaş savunmasını ilk yarıdaki gibi perişan edemediler.
Sonra İstanbul’a baktık. Galatasaray tam kadro... Rakip mi? Göztepe çok eksik... Her şeyden önce kalecisi yok gibi neredeyse... Ama Donk’un dışında orta alanda yapıcı, taşıyıcı, hakiki eleman yok gibi sanki. Donk da belli ki tembihli, çıkış yapmadan oynuyor. Eren dertli, Onyekuru süratli ama net organize değil... Sinan fizikmen hâlâ zayıf ve etkili olamıyor. Galatasaray’ın beğenilmeyen geri dörtlüsü ise Göztepe’nin cılız kadrosunun müthiş kontralarında iyi dayandı diyebiliriz. Şayet devre biterken Göztepe çılgınca tam kadro rakip sahaya yerleşme yanlışını yapmayıp, ancak bir evsahibi takımın sunabileceği kontraya sunmasa idi, bu maçın akıbeti pek belli olmazdı. Bu arada Emre’nin Galatasaray’da çok iyi işler yapacağını gördük. Terim hoca onu ilk maçı diye belki de kenarda, fazla sıkıntıya düşmesin diye oynattı. Öyle ya bizim seyirci anında tavır koymaz mı, ilk yanlış pasta veya yanlış şutta... Gomis mi? Kafası dağınık gibi geldi bana... Öyle boş sahalar buldu ki, etkili olamadı ama... Sonuçta eksik Göztepe, tam ve fazlasıyla elemanı olan Galatasaray’a ter döktürdü.