BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM;

BARBAROS Hayrettin Paşa şöyle der: “Denizleri kontrol edebilen, dünya ticaretini; dünya ticaretini kontrol edebilen, zenginlikleri; dünyanın zenginliklerini kontrol edebilen de dünyayı kontrol eder.”

Kıbrıs, tarih boyunca, yer altı zenginlikleri, çok zengin su kaynakları, stratejik önemiyle dünyanın gözdesi durumundaydı. Ada, nice büyük savaş, çatışma ve mücadelelere sahne oldu.

1571’de fethedilmesinden sonra, Kıbrıs 309 yıl Osmanlı hakimiyetinde kaldı. Osmanlı - Rus Savaşı’yla birlikte İngiltere’ye geçti. Türkler ve Rumlar bir arada yaşamaya başladı. Huzursuz bir ortam oluştu. Rumlar, “Enosis - Büyük Yunanistan” ideali için çatışma çıkarıyordu. 1920’lerin İngiliz Başbakan’ı Lord Curzon’un, “Kıbrıs’ın kaderi, Anadolu’nun kaderine bağlıdır” sözü Kıbrıs’ın Türkiye için önemini anlatmaktadır.

Kıbrıs Türkiye’ye 46; Yunanistan’a 770 km.dir. Coğrafyacılar, “Kıbrıs Toroslar’dan kopmuş bir parçadır” derler. Hiçbir zaman Yunan hâkimiyetine girmemiştir.

1963 ve 1967 yıllarında Kıbrıs’ta büyük çatışma ve katliamlar yaşandı. Görevini yapmak isteyen ordumuz İskenderun’a kadar gelmiş, Kıbrıs’a çıkıp akan kanı durdurmak için teyakkuz halinde emir beklemiştir. ABD ve Avrupa bunu istemiyordu. O günlerin Batı’nın ağzına bakan hükümetleri geri çekilme emrini vermiş; kan ve gözyaşı akmaya devam etmiştir.

1974’te Kıbrıs’ta Makarios’un darbe girişimi, katliamların şiddetini artırdı. Rumların EOKA terör örgütü Kıbrıs’ta tek Türk bırakmamakta kararlıydı.

İktidarda CHP - MSP koalisyonu vardı. Başbakan Ecevit, problemi diplomatik görüşmelerle çözmek isterken; Başbakan Yardımcısı Erbakan ve asker tek çözümü Kıbrıs’a müdahalede görüyordu.

BARIŞ HAREKÂTI BAŞLIYOR

BAŞBAKAN Vekili Erbakan Hoca, Ecevit’i İngiltere’ye yolcu ettikten hemen sonra GKB Sancar’la görüştü. Asker de çıkarmadan yanaydı. Sancar buna hazır olduklarını söyledi. Erbakan bütün tedbirleri aldı. Hatta Ecevit yanlış yapabilir düşüncesiyle, Oğuzhan Asiltürk’ü onunla birlikte İngiltere’ye gönderdi. Bakanlar Kurulu’nu topladı. Kıbrıs’a çıkarma yapma kararı aldı. Vakit kıymetliydi. Kıbrıs’ta kan gövdeyi götürüyordu.

20 Temmuz 1974 Cuma sabahı Kur’an-ı Kerim okunarak Kıbrıs Barış Harekatı başlatıldı. Ordumuz tarihi gücünden hiçbir şey kaybetmemişti. 3 günde Kıbrıs’ın 3’te birine hâkim oldu. Erbakan Hoca, Allah Resulü’nün (sav) halası Ümmü Haram’ın (ra) medfun olduğu Larnaka’yı da almak istiyordu. BM ateşkeste ısrar ediyordu. İngiltere’den eli boş dönen Ecevit BM kararına uydu. 1974’te tek kanal olarak yayın yapan TRT’de konuşan Zafer gazetesi yazarı Hüdai Bayık’ın sözleri her şey anlatmaya yetiyordu: “Erbakan 3 gün Başbakan Vekilliği yaptı, Kıbrıs’ın 3’te birini aldık. 13 gün yapsaydı, tamamını alırdık.”

KKTC eski Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş bir röportajında anlattı: “Erbakan Hoca Kıbrıs için çok önemli şahsiyet. Kıbrıs’ın kurtuluşunda en önemli emeği olan insanların başındadır. Her Ankara’ya gidişimde kendisini ziyaret ederdim. Her görüşmemizde Kıbrıs’ın tamamının alınması gerektiğini söylerdi.” (Milli Gazete, 18. 8. 2015)

Kıbrıs Barış Harekâtının anlatıldığı İngiliz arşivlerinde de, “Kıbrıs’ın mimarı Erbakan’dır; Ecevit harekâtta kararsızdı” ifadesi yazılıdır.

ADA’NIN HUZURU SAĞLANDI

OSMANLI’NIN toprak kaybetmeye yöneldiği 1699’daki Karlofça Antlaşması’ndan sonra; ilk defa, 1897’de, 2. Abdülhamit dönemindeki Dömeke Zaferi’yle toprak kazandık. 2.sini de Erbakan Hoca’nın mimarı olduğu 1974’teki Büyük Kıbrıs Zaferi’yle elde ettik.

Kıbrıs Barış Harekâtıyla katliamlar durduruldu; Kıbrıs’ın huzur, barış ve güvenliği sağlandı. Genelkurmay eski Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt şöyle der: “Kıbrıs sorunu 1974’te çözüldü. Parça parça çözüm olmaz; kalıcı ve adil bir çözüm aranmalıdır.” (Milli Gazete, 1. 8. 2008)

Kıbrıs Zaferi; BM, ABD, Batılıların baskılarına rağmen kazanılmıştır. Bağımsız bir ülke; zulüm ve katliam devam eder, hakları çiğnenir, varlığı hiçe sayılırken ABD ve benzerlerinin tutumuna bakarak olaylara seyirci kalamazdı. Kıbrıs’ta emperyalistlerin sözlerine aldanılmadı. Kararlı ve onurlu bir duruş ortaya konuldu.

Harekât sonrası ABD, Türkiye’ye silah ambargosu koydu. ABD güçten anlardı. Hükümet de ABD’nin Türkiye’deki üslerini kapattı. ABD’ye muhtaç olmamak için güçlü bir Savunma Sanayi kurulmasının startı verildi. Avrupa’ya taviz verilmedi. Müslüman ülkelerle işbirliği çalışması başlatıldı. Çünkü iktidarda Milli Görüş (MSP) koalisyonu vardı.

Her dönemde bu stratejik Ada’ya sahip çıkılmalıdır. Orada sahabeler, evliyalar medfundur. Erbakan Hoca’nın çok önem verdiği “manevi kalkınma” bir an önce başlatılmalıdır. Çünkü o, sıklıkla söylerdi: “Tarihte kazandığımız zaferlerin hepsi imaaaann… imaaan… iman, aşk ve azimle kazanılmıştır.”