Cuma günü çalan telefonumu açtığımda Merzifondan arayan okuyucum, "Ağabey bu Buş gribi bir oyunun adı olmasın " diye soruyor ve düşündüklerini anlatmaya başlıyordu. Doğrusunu söylemek gerekirse okuyucumun olaya baktığı gibi bakmak aklıma gelmemişti.. Ama, anlatılanları dinledikten ve haberleri enine boyuna inceledikten sonra bende de Türkiyenin yeni bir oyunla karşı karşıya olabileceği düşüncesi gelişmeye başladı..

Merzifondan arayan okuyucumun söylediktleri ana hatlarıyla şöyleydi:

"Batılılar bize kırmızı et diye domuz eti yedirmenin kapısını açıyor olmasınlar Öyle ya fakir fukaranın yediği sadece tavuk etidir.. Köylerimizde kapısında 40-50 koyun ya da keçisi olan bile hayvanını kesip yiyemez.. Onu satmak için hazırlar.. Ama, her evde en azından 10-15 tavuk bulunur.. Arada bir tavuklarından birini keserek yer. Böylece et ihtiyacını karşılamış olur. Şimdi bu Kuş gribi salgınının ardından insanlar tavuk eti yemekten vazgeçecek.. Bunun yerini kırmızı et alacak.. Böyle olunca et ithalatının önü açılacak.. Avrupa ve Amerikanın soğuk hava depolarındaki etler Türkiyeye gelmeye başlayacak.. Bunların içinde deli dana hastalığına yakalanmış hayvanların etleri olabileceği gibi, kırmızı et diye ülkemize domuz eti de giremez mi Sakın Kuş gribi bahanesiyle bizi domuz etine alıştırmanın planını yapıyor olmasınlar "

Her olaya kuşku ile bakan, her olayın ardından bir takım kıyamet senaryoları üretmeyi seven birisi değilim. Buna rağmen olayların sadece görünen kısmı ile yetinmenin de doğru olmadığını biliyorum.

Birkaç günden beri medyaya yansıyan haberlere baktığımızda görünen gerçek ister istemez bu tür senaryoların doğru olabileceğini akla getiriyor. Söz gelimi ülkemizde ayda 20 bin ton tavuk tüketimi olurken kuş gribi salgınının ardından bu miktarın 4 bin tona kadar düştüğü belirtiliyor. Otellerde mönülerden beyaz et tamamen çıkartılmış.. Bunun sonucu olarak tavukçular komaya girmiş durumda.. Bu sektör bitme noktasına geldi.. Peki tavuk tüketimi azalırken bunun yerini ne alacak Kırmızı et tabii ki.. Bunu da parası olan alabilecek ama, son yıllarda çeşitli sebeplerle kırmızı etten kaçış bunun yerine tavuk eti başta olmak üzere beyaz ete bir yöneliş vardı. Bu yöneliş şimdi tersine dönmüş olacak

Bu tersine dönüşte kimlerin ya da hangi ülkelerin çıkarı olduğunun araştırılması gerekiyor.

İşin bir başka dikkat çeken yanı ise iki ilaca yoğun bir talep ortaya çıkmış olmasıdır. İşin garip tarafı bu iki ilaç da kuş gribine karşı kesin etkili değil. Böyle olmasına karşılık insanlar kapış kapış ilaç alıyor. Yani derde deva olan ilaçların tüm stokları tükenmiş durumda..

Kuş gribine karşı elde kullanılacak bir aşının bulunmadığı biliniyor.. Salgın halinde bu aşının ithal edilerek ihtiyacın karşılanmasının da mümkün olmadığı yetkililer tarafından belirtiliyor.. Kendimiz üretmediğimiz takdirde kuş gribi aşısı temininin mümkün olmayacağı ileri sürülüyor. Yani tam bir belirsizlik ve çıkmaza mahkum ediliyoruz.

Bunların yanında başka hususlara da dikkat çekmek istiyorum. Kuş gribinin göçmen kuşların göç yolundaki konaklama bölgelerindeki tavuklara geçtiği belirtiliyor. Ancak, bugüne kadar özellikle Manyasta kuş gribinden ölmüş bir tek göçmen kuşa rastlanmadığı belirtiliyor.. Bu kuş gribi, hastalığı taşıyan ve yayan göçmen kuşlara bir zarar vermiyor mu Zararı ve öldürücü etkisi sadece bulaştırdığı hayvanlara mı ve insanları mı oluyor Böyle olunca insanın aklına yeni bir biyolojik tehdit olasılığı da gelmiyor değil.

Netice olarak bu salgını da inşaallah insan kaybına sebep olmadan atlatırız. Ancak, ardından yapılacak kırmızı et ithalatında ilgililerin dikkatli olması ve hassas davranması gerektiğini hatırlatmak isterim. Halkımız kuş gribinden kaçarken başka hastalıklar taşıyan, Avurpa ve Amerikanın soğuk hava depolarında uzun yıllar kalmış hastalıklı hayvanların etlerini tüketmek durumunda kalmasın.. Özellikle de sığır eti diye ülkemize domuz eti ithal edilip farkına varmadan halkımız yemek durumunda bırakılmasın.

Peki herkesin Kuş Gribi dediği hastalığa okuyucum niçin Buş gribi diyordu

Bana göre haklıydı okuyucum. Özellikle bölgemizde yaşanan tüm acıların ve felaketlerin ardında Bushun parmağı var da ondan olsa gerek..