Yine bilbordlar bilindik reklamlarla dolmaya, kanallarda

aynı tanıtımlar dönmeye başladı. Mağazalar, alışveriş merkezleri yine Özel

indirim adıyla insanları tuzağına düşürme derdine girdi. Özellikle mutfak

eşyaları, ev gereçleri bir yıldır hiç olmadığı kadar ön plana çıkartıldı,

vitrinleri süsledi. Çünkü yaklaşan gün, anneler günüydü...

Bu günü kim uydurdu, ne zamandır bizim için de milli bir

gün gibi önemli ve kutlanır oldu hiç birimiz bilmiyoruz doğrusu. Ama her yılın

bu günleri yaklaştığı zaman annelerimize sevgimizin daha bir arttığı ya da o

sevgiyi gösterme gayretimizin doruğa ulaştığı bir gerçek. Sinsice önemli gün

haftalar listemizin baş sıralarına bu günü yerleştirenler biliyorlardı ki söz

konusu Anne olunca, her durum ve şartta evladının çıkar ve isteklerini kendi

isteklerinin önünde tutan şefkat abidesi bir varlık olunca, alınacak

hediyelerin, harcanarak paraların hesabı tutulmazdı.

Oysa biz Müslümanlar için 1400 yıl evvel vurgulanmıştı

annenin önemi. Hem de öyle bir önem verilmişti ki anne babaya, Rabbimiz

kendisine şükürden sonra onlara iyiliği vasiyet etmişti.

Hak Peygamberimiz üç kez vurgulamış ve Burnu yere

sürtülsün demişti anne babası yanında yaşlandığı halde onları razı

etmeyenlere.

Allah a şirk koşmayı emretmediği takdirde velev ki

iyiliğe teşvik etmeyen, umarsız, anlayışsız bir anne baba bile olsa Kutsal

Kelamın kaç ayetinde onlara iyi davranmak emredilmişti

Onlara öf bile deme uyarısıyla; maddi bir ödeme yapıp

hediyeler alarak bir günün yalnızca birkaç dakikasında yüzlerini güldürmeyi

kendine yeterli gören bizlere nasıl bir sınır, hudut çizilmişti

Günümüzde moda haline gelen, özellikle farklı çevrelere

girip çıkmaya başlamasıyla anne babasını Cahil diye arkadaşlarının yanına

bile çıkarmaya utanan bir evladın aldığı hediye milyonlar değerinde olsa ne

kıymeti olur ki

Bizler elhamdülillah Müslümanız. Müslüman anne ve

babaların çocukları olarak dünyaya gelmişiz. Bizler Kur an ümmetiyiz ve o

Kur an ı okudukça da vahye şahitlik edenleriz. Kutsal emanetleri vakarla,

sabırla omuzlarımızda taşıyanlarız.

Kur an bir bütündür bizim için. Yahudi ve Hristiyanların

yaptığı gibi istediğimize inanıp istemediğimizi arkamıza atma lüksümüz ve

serbestimiz yoktur. Ebu Cehil e inen ayetleri de, ashaba inen ayetleri de

kendimize tebliğ ediliyormuş gibi okur, kabul ederiz. Namaz ayetlerini kabul

ettiğimiz gibi, orucu, haccı anlatan hükümlere iman ettiğimiz gibi anne baba

hakkını anlatan ayetlere de inanır Amenna saddakna deriz.

Ama bu devirde öyle olur muymuş, onlar da çağa ayak

uyduramıyormuş, hep kendi dedikleri olsun istiyormuş, hiç hoşgörülü

değillermiş, gençleri hiç anlamıyorlarmış... gibi bahanelerin ve serzenişlerin

altına sığınmayız, sığınamayız.

Şeytan kendisi için de çok kârlı olan bu işte bizi

aldatmak isteyecektir elbette. O bize anne babamızla ilgili yaklaştıkça, biz

Allah Rasulü nün birçok hadisinde en büyük günahlar arasında Allah a şirk

koşmaktan sonra, anne babaya asi gelmeye karşı uyarıldığımızı hatırlarız.

Nefsimiz bizi eline geçirmeye kalkarsa, biz Veysel

Karani nin sırf annesi izin vermediği için Rasulullah ı göremeden kapısından

geri döndüğünü ve annesini razı etmek adına En Sevgilisiyle buluşmayı mahşere

bıraktığını hatırlarız.

Yaptığımız iyiliklere karşılık bulamayıp da isyan

etmemize ramak kala, Ben annemin itaatkâr bir devesiyim diyerek sırtında

taşıdığı annesini tavaf ettiren bir Yemenliye, Abdullah İbni Ömer in Bu

şekilde yaparak doğum anındaki tek bir inlemesinin karşılığını bile ödeyemedin

deyişini hatırlarız!

Evet, tıpkı çocuk büyütmenin imtihan olduğu gibi, anne

baba da evlatları için birer imtihandır ve bizler cenneti kazanmak istiyorsak

bu imtihanı da kazanmanın yollarını aramalıyız. Her insanın yaşlandıkça

çocuklaştığı bir gerçektir fakat bizim üç beş yaşındaki kendi çocuklarımıza

gösterdiğimiz sabır ve tahammülümüzü, bizi olanca zorluğuyla karnında taşıyan

annemize ve bütün gücünü bizim için sarf eden babamıza ne kadar

gösterebildiğimiz de ayrıca tartışılır.

O halde bırakalım anneler gününde annemize, babalar

gününde babamıza hediyeler alıp vicdanımızı rahatlatmayı. Mağazalardan,

alışveriş merkezlerinden çıkıp evlerimize dönelim, Kur an ımıza dönelim ve anne

babamıza bize emredildiği gibi muamele edelim. Bir günü değil, bir ömrü verelim

onlara. Bir an olsun incitmeden, gönüllerini her daim hoş ederek hayır

dualarını alalım. Göreceğiz ki evladının kendisine köle olduğunu bilen bir anne

baba, o evlattan asla maddi karşılığı olan bir şey beklemeyecek,

istemeyecektir!