EKONOMİK göstergelerin olumsuz yönde seyrettiğini açıklanan “müjde”li haberlerden anlayabilirsiniz. Her gün yeni bir müjdeli haberle uyanıyoruz: işçiye, memura, emekliye müjde yağıyor! Çünkü işsizliğin arttığı, enflasyonun yükseldiği, büyümenin azaldığı, dövizlerin zıpladığı, dış ticaret ve cari açığın kontrol edilemediği bir yıldan bahsediyoruz. 2017, ekonomik sıkıntıları gidermek üzere bazı önlemlerin alınacağı ama sorunları önlemede yetersiz kalınacağı bir yıl olacak çünkü bakiye yetersiz!
Toplam bakiyeye baktığımızda uzmanlar şunu açıklıyor: Hazinenin dış borcu 14 yılda 3 kattan fazla, toplam kamu borçlarındaki artış hazine borçlarındaki hızlı artış nedeniyle yaklaşık 3 kat olmuştur. Belediyelerin bankalara borçları 10 kat, bankalar haricinde kalan özel kesim kuruluşlarının banka kredi borçları yaklaşık 20 kat artmıştır. Hane halkı 2002 yılında neredeyse borçsuz durumdayken 2016’da 440 milyar TL borçlu duruma gelmiştir. Sonuç olarak Türkiye toplam borcu son 14 yıllık dönemde 8 kattan fazla artarak yaklaşık 3 trilyon TL’ye ulaşmış ve GSYH’nın yüzde 118’ini aşmıştır.
Borç yiğidin kamçısıdır diyenlere, Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı “İç Borçlanma Stratejisi” bir not bıraktı: Mart 2017’de ödenecek borç miktarı 20.5 milyar TL! Bunun 17.6 milyar TL’si iç borç, 2.9 milyar TL’si dış borç ödemelerinden oluşmaktaymış. 17.6 milyar TL’lik iç borcun 12.9 milyar TL’si ana para, 4.7 milyar TL’si de faize ödenecek paraymış. Ancak dikkat ediniz; 2.9 milyar TL’lik dış borç ödemelerinin 0.4 milyar TL’si ana para, 2.5 milyar TL’si de faiz ödemesi olmuş! Meğer “çılgın” projeler peşinde koşmaya devam edilmesi faize ödenecek paranın, anaparanın 6 katından fazla olması imiş…
Küresel sistemin reçetelerini uygulayan hükümetler, bu ülkeye sadece vakit kaybettirmiştir. Bu yüzden Türkiye’de “istikrar” demekle, “rantiye kazanıyor” demek aynı kapıya çıkıyor. Son 14 yıllık sürede bütçeden yapılan faiz ödemelerinin toplamı 701.3 milyar TL olurken buradan bir istikrar geçti. Üstelik istikrar varken büyüme hız kesiyor, işsizlik artıyor, enflasyon yükseliyor… Bu acı gerçekler varken hâlâ “istikrar sürsün” demenin anlamı yok; biraz da istikrar sürünsün!