Dikkat ediyor musunuz Son 10 senedir, iktidar ve ana muhalefet partileri arasındaki polemik, gerginlik ve seviyesizlik dozajını artırarak devam ediyor. 6. 11. 2012 Salı günü AKP ve CHP Meclis gruplarında yapılan konuşmalardaki seviyesizlik dibe vurdu. İşte, sözün bittiği yer dedirtti. İki genel başkan birbirlerine karşı skandal sayılabilecek benzetmeler yaptılar. Konuşmaları takip edenler, "Ar damarı çatlamış bu insanlar bizim yöneticilerimiz mi " demekten kendilerini alamadılar.

Peki, olay neydi Siyasi partiler salı günleri Meclis grup toplantıları yapıyorlar ya! Grup toplantısında kavgayı başlatan Başbakan oldu. Kılıçdaroğlu, Fitchin Türkiyenin kredi notunu artırmasını eleştirmiş; Erdoğan da CHP Genel Başkanına "bahtsız bedevi" benzetmesi yaparak, "çakma ulusalcılar" demişti. Bu benzetme, terbiye sınırları dışında kalan çirkin bir anlam içeriyordu.

Kılıçdaroğlu sessiz mi kalacaktı Etki, tepkiyi doğurur, kuralı gereği, Kılıçdaroğlundan cevap gecikmedi. O da, Erdoğana karşı başka bir çirkinlik içeren bir benzetme yapmaktan geri durmadı: "Suriye çöllerinde gezen sen değil misin Libya çöllerinde gezen sen değil misin Arabistan çöllerinde gezen sen değil misin Dön aynaya bak, bahtsız bedeviyi göreceksin orada. Ama, çöllerde gezerken aman ha, kutup ayılarına dikkat et!"

Türkiyenin en önde gelen yöneticileri olma sıfatını taşıyan iki siyasi parti genel başkanının birbirlerine layık gördükleri benzetme tam bir skandal: "Bahtsız bedevi", "kutup ayısı".

BASIN VE HALK TEPKİSİ

Söz konusu iki partinin gözü kapalı borazanlığını yapanlar dışında, basın ve halk olaya büyük tepki gösterdi.

Taraf gazetesi, ithamcı iki genel başkanın arasına bir kutup ayısı resmi koyarak "Siyasette bahtsız söylem" (7.11.2012) manşetini kullandı.

Radikal "Çocuklar duymasın" diyor; Posta ise, "Ayıp oluyor ama" manşetinin altına "Çölde gezerken kutup ayısıyla karşılaşan bahtsız bedevi deyimi buraya yazılamayacak kadar cinsel içerik taşıyor" (7.11.2012) ifadesini kullanıyordu.

"Siyasette 18 dönemi. Bahtsız bedevi misali. Kutup ayısına dikkat et." (Habertürk, 7.11.2012)

"Argo deyim Mecliste. Bahtsız bedevi kavgası." (Güneş, 7.11.2012)

Milli Gazete, Mecliste yapılan seviyesizliği "kırmızı noktalı konuşma" olarak nitelendirerek şöyle diyordu: "Erdoğan ve Kılıçdaroğlunun siyasi üslubu şu soruyu akla getirdi: 2023 vizyonu dediğiniz bu mu " (8.11.2012)

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı İlyas Tongüç "Bunların yüzleri bile kızarmıyor" diyerek "bahtsız bedevi" üslubunu şöyle eleştirdi: "Üslubu beyan, aynı ile insan. Torun sahibi olanların bu tarz üslupla söylediklerinin ne anlama geldiğini dile getirmeye terbiyemiz müsaade etmiyor." (8. 11. 2012)

Meclis, kavga, kabalık ve birbirine hakaret etme yeri değil; çözüm üretme ve ülkenin problemlerine çare bulma yeridir. Atışmak, gönderme yapmak, gerilim oluşturmak, çirkin sözler sarf etmek kolaydır ama; vakur bir devlet adamı, kibar ve nezaketli bir siyasetçi olmak zordur.

Erdoğan ve Kılıçdaoğluna soruyorum: Yaptığınızı beğendiniz mi Siz, kibar ve nezaketli davranmayı bilmez misiniz Cumhurbaşkanı veya başkanlık sistemine geçilirse devlet başkanı olacağı haberleri dolaşan sayın Erdoğan, bu kaba üslupla Türkiyenin 1 numaralı yöneticisi olmayı hak ediyor mu

Yoksa, bu iki genel başkan, gerilim ve kamplaşma oluşturarak oyları parsellemeye mi çalışıyorlar, dersiniz!

ÜLKE YÖNETMEK VİZYON İŞİDİR

Polemik ve hitabet gösterileri, kaba söz ve hakaret içeren üslup ülke yönetmeye yetmez, vizyon gerektirir. Köklü ve kalıcı çözümler üretemedikleri için kavga ve polemik üslubunu seçen AKP ve CHP bu ülkenin en büyük şanssızlığıdır. Politikasını elde avuçta ne varsa satmak üzerine kurmuş olan AKPnin Çılgın Proje ve 2023 Vizyonu söylemleri bir aldatmaca ve göz boyamadan ibarettir. Uzmanlar, "Çılgın Proje"nin daha şimdiden uygulama pratikliğinin bulunmadığını ifade ediyorlar.

AKP ve CHPye bir önerim var: Bütün insanlığa sevgi ve şefkatle yaklaşarak Türkiye ekseninde, İslam alemi ve bütün insanlığa hizmet etme vizyonuna sahip olan Erbakan Hocayı örnek alın! O, kavga etmiyor, çözüm üretiyordu. Türkiyeyi "lider ülke" haline getirmeye çalışıyordu.

Aynı Hükümette görev yaptıkları Tansu Çiller, Erbakan Hocanın bilgi, kibarlık, nezaket ve hocalığını defalarca övmüştü.

Gazeteci-Yazar Uğur Dündar, Erbakan Hocayı şöyle anlatır: "Hoşgörülü, kibar ve nüktedan bir siyasetçiydi. Taklitçi değil, özgündü. En sert eleştirilerinde bile, insanı gülümseten bir yaklaşım yer alırdı."

Koruma polisi Osman Akgün, Erbakan Hocanın nezaketi ile ilgili olarak şunları söyler: "Bize asla bağırıp çağırmadı, rencide etmedi, aşağılamadı. Asla emir kipini kullanmadı. Verir misin , Yapar mısın , Yazar mısın şeklinde hitap ederdi. Çok nazik ve kibardı."

Türkiye, insanlığın yüz akı parlak bir geçmişe sahip büyük bir ülkedir. Birbiriyle kavgalı, çirkin söylemlere sahip sözde yöneticilere değil; birbiriyle barışık, kafa kafaya vererek Türkiyeyi layık olduğu mevkiye taşıyacak kibar, nezaketli, ufku geniş, vizyon sahibi kaliteli devlet adamlarına ihtiyacı vardır.