Ersun Yanal, cumartesi günü 15.40 sularında görevinden

istifa ettiğini Anadolu Ajansı aracılığıyla kamuoyuna duyurdu. Yani devletin

ajansı aracılığı ile. Yani resmen ve açık açık... Ben bu satırları yazdığımda

Fenerbahçeden bir açıklama gelmemişti. Yani Fenerbahçe, ligin başlamasına

17-18 gün kala teknik direktörsüz kalıyordu.

Ve tabii ki telefon yağmuru başladı. Hatta mail

yağmuru da. Şimdi ne olacak, kim hoca olur gibi soruların yanı sıra bu işin

arkası nedir gibi sorgular da birbirini sıraladı. Ve bendeniz müstakbel hocanın

büyük ihtimalle lakabı ile Arap İsmail olacağını söyledim. Bu kanıya nereden mi

vardım Bir bilgi ulaştı da ona göre mi konuştum Hayır! Aziz Beyle İsmail

Kartalın hukukunu bildiğimden böyle cevap verdim. Bu kanıya nereden vardığımı

biraz ilerleteyim o zaman... Ersun Yanal düne kadar hangi kulübe hoca olduysa

ekibini de beraber götürmüştü. Mesut Bakkal da bunlardan birisi idi. Ama sonra

Mesut hoca tek başına çalışacağını söyleyince Ersun Yanal da ekibine yeni

isimler ekledi. Ama Fenerbahçeye gelişte bir Aziz Bey kankası mutlaka yanında

olmalıydı. İşte bu da İsmail Kartal idi. Ersun hoca buna karşı çıkamadı.

Üstelik çok defa da yazdığım gibi ilk sözleşme için tam 32 gün bekledi. Hele

hele takımı şampiyon yaptıktan sonraki imza için de 17 veya 18 gün beklemesi

artık Ersun hocanın itibarını sıfıra indirmiş idi. Yani Fenerbahçeyle bağı

pamuk ipliğinde idi. Ve ip koptu.

Aziz Bey için bunlar sıradan olaylar idi. O

Fenerbahçenin çoktan sahibi olmuştu bile... Yaklaşık 10 sene önceden bu yana.

Bunu Türkiyede benden başka yazan çizen olduysa alnını karışlarım. Artık

Fenerbahçe de ne genel kurulun, ne de divan kurulunun bir itibarı

kalmıştı. Bu toplulukları oluşturanların sözleri hava cıva idi. Zaten

seslerini de çıkartamıyorlardı. Hatta Aziz Bey hapisten çıktıktan sonra Divan

toplantısında, "Yaptıysam Fenerbahçe için yaptım" diyerek aslında

buyurun konuşun demişti de, ama ne o toplulukta, ne de genel kurulda hakiki

Fenerbahçeli kalmamıştı. Yani Fenerbahçe lige 17-18 gün kala hocasız kalmıştı

ama bunda asıl kabahatli Aziz Bey değil, genel kurul ve divan kurulu idi.

Teslimiyetçilik bir kurumun, bir müessesenin, bir kuruluşun sonunu hazırlamak

demekti. Bunu on sene önce yazmış, her fırsatta da tekrarlamıştım.

Şimdi ne mi diyorum Allah selamet versin!

Fenerbahçenin kadrosu çok kaliteli... Ama sanırım ki bu oyuncular

topluluğu, teknik direktörlerini dışarıya atılıp kendilerine başkanları

tarafından teknik ders verilmesini nasıl hazmettiler acaba  Ribas,

"Ben hayatımda ilk defa böyle bir olay yaşıyorum " demişti. Siz

Fenerbahçeliler, özellikle de Azizciler, ne dersiniz bu durum üzerine Haa az

kalsın unutuyordum. Ersun hocanın bazı bayanlarla sık sık görüntülendiği

üzerine Aziz Bey bu işi yapmış diyorlar. Peki, Aziz Bey için ben de bir

konuşursam ne olur o zaman Hani Fenerbahçe TVden falan, hani kulüpte

çalışanlardan falan...

Neyse, siz yağcı spor basını aman işinizi ihmal

etmeyin! Aziz Bey, 13 dakika basın toplantısı yapıyor ve gidiyor. Neden soru

soramıyorsunuz Şayet basın toplantısı bu ise ki, değildir, siteden yazılı

açıklama yaparsınız olur biter.

Yazık! Ersun hoca gelişindeki teslimiyetçiliğinin

faturasını ödemiştir. Haaa Fenerbahçenin teknik direktörü Ersun Yanal mı

olmalıydı Ona sabaha kadar karşı çıkan benden başkası oldu mu,

beyler   Yani binanın temeli sağlam olmazsa, ne olur Ah be, deprem

dede de hayattı değil ki, size cevap versin...