Oysa bu kıyas batıldır ve birinci önermesi, mukaddimesi icmâî yani âlimlerin söz birliği ettiği bir hüküm değildir. Çünkü bu hüküm, haram maddenin diğer helâl maddelere hükmen şâyi, yaygın olmaması kaydına bağlıdır. Yani, eğer "haram madde helal unsura hükmen sirâyet etmiyorsa, her tarafına yayılmıyorsa" takdîrindedir. Bir adamın helal kazancı çok, haram kazancı az olsa, helal kısmı helal, haram kısmı da haram kalır. Mânen pis olan haram şeyler, temiz olan helallere hükmen, karışmış olmaz. Siz, helal kısmını niyet ederek onun malından yiyebilirsiniz. Öyle olmasaydı, bir küp şarabı beş küple, hatta bir buçuk küp temiz suyla karıştırırsanız helal olması icab edecekti. Hatta bir bardak rakıyı iki bardak temiz suya katsanız bu helal olacaktı. Burada maddî pislik ile manevî pislik karıştırılıyor. Ortada illet fârklılığı olmasına rağmen bâtıl bir  kıyas var.

Ayrıca, "büyük su"yun necis, pis maddeyle "necis" olmaması "bir ucundan diğer ucuna ulaşmaması" takdirine bağlı idi. Ulaştığı farzedilirse, "küçük su" oluyordu ve pisleniyordu. Çünkü "Suyun "çok" oluşu necâsetin diğer tarafa ulaşmaması esasına dayanmaktadır."3 Buradan anlaşılmaktadır ki, sular  karıştırılınca, onların tahareti meselesi bile şu hükmün tamamen dışındadır.

Bir de: "Herhangi bir içecek, bir seferde içilebilecek en fazla miktarda içildiği halde sarhoş etmiyorsa haram değildir. Çok fazla miktarda gazoz, kola veya kefir içerek sarhoş olana rastlanmamıştır. Dolayısıyla bu içecekler, "çoğu sarhoş ettiği için azı da haram olan" içeceklerden değildir. Bunların içeriğindeki alkolün şu veya bu miktarda olması bir şeyi değiştirmez." deniliyor.

Halbuki: "Çoğu sarhoş eden şeyin azı da haramdır." Eğer gazozdaki alkol miktarı mevcuttan daha fazla artırıldığı zaman sarhoş edici özelliğe kavuşması söz konusu ise, mevcut durumda da haram olmalıdır. Çünkü Cabir b. Abdullah (R.A.) den rivayet edilen Resûlullah (S.A.V) Efendimizin:

"Çoğu sarhoş eden içkinin azı da haramdır."4 Hadisi-i şerifine yakından baktığımızda konumuz açısından şöyle bir problem ortaya çıkmaktadır: Acaba hadiste geçen "çoğu sarhoş edici şey" ifadesinden içeceği mi, yoksa içerdiği alkolü mü anlamalıyız Eğer içecekleri, konumuz gazoz, kefir vb. olduğuna göre bunları anlayacaksak, haram olduklarını söyleyemeyiz. Yani "bu içeceklerin çok miktarı sarhoş etmediği için azı da helaldir" diyeceğiz. Eğer alkolü anlarsak, bu içeceklerin haram olduğunu söylemek zorundayız. Zira, içinde binde bilmem kaç oranında alkol bulunan içecek ne kadar alınırsa alınsın sarhoş edici değildir; ancak içindeki alkolün oranı artırıldığında sarhoş edicilik özelliğinin ortaya çıkacağında şüphe yoktur.

Bu görüş sahipleri şöyle bir kıyâs da yapıyorlar: "Çoğu sarhoş edenin azı da haramdır.  Yani çoğu sarhoş etmeyenin azı ve çoğu haram değildir. Gazozların çoğu sarhoş etmez. Öyleyse gazozların azı da çoğu da haram değil."

Oysa bu kıyas batıldır. Çünkü bu kıyasın birinci önermesi, mukaddimesi olan kaide ve hüküm "mustakil olduğu" haldedir. Öyle olmasaydı: "Çoğu sarhoş etmeyenin azı da çoğu da haram değildir. İçine bir bardak veya bir şişe şarap yahut rakı katılan bir küp suyu içen sarhoş olmaz. Öyleyse, bu küpten içmek de haram değildir, helaldir" dememiz lâzım gelecekti.

Yine: "İçine beş şişe veya on şişe rakı katılan bir büyük havuzdan biraz küçük, bir suyun tamamını veya içinden bir tas suyu içmek kişiyi sarhoş etmez. Öyleyse o suyun içinde o rakıyı içmek helal olur" mu diyeceksiniz Bu nasıl bir muhâkeme

Yani ne denilmek isteniyor "Rakının ve şarabın susuz olanı haram ama sulu olanı helal", öyle mi Rakıyı suyla karıştırarak içenler acaba bu "fetvâ" (!) ile mi amel ediyorlar, ne dersiniz

Bir de: "Bir şarabın içine tuz  atılır ve sirke haline gelirse haramken helal olur. Gazoz gibi içeceklerde  dahi alkol değişir, sirke olur. Öyleyse gazozlar içine atılan alkol haramlıktan çıkar, helal olur"

Oysa bu kıyas da batıldır. Çünkü şarabın, belli usullerle  sirke olması mümkün ise de, diğer alkollerde bu geçerli değildir. Zira sirke,  üzüm ve benzeri meyve sularından olur. Kaldı ki, alkolün alkollükten çıkarılması "gazlı meşrûbât"çıların işine yaramaz. Onlara alkol lâzım, alkol

 Gazlı içeceklerin satın alınması ve içilmesi konusuna bir de "sağlığa tesiri" ile Müslümanların servetlerinin yabancılara, bazen de Müslümanların düşmanlarına akması, iç ve dış "İslâm düşmanları"nın veya onların "yerli işbirlikçileri"nin ve "yerli ortakları"nın, yâhut onların "televole danışmanları"nın kasaları ve keselerinin doldurulması açısından bakmak gerekir. Bu işin başka bir tarafı ve ayrı bir cinâyet Bu bakımlardan da bir sakınca varsa ilgili içecekten uzak durmak kaçınılmazdır.