Papanın Türkiyeyi ziyareti ciddi sorunları da beraberinde getirecek gibi görünüyor. Dileriz böyle bir şey olmaz. Hele bir de Papa Türkiyede kendince meydan okumaya kalkışır, birtakım hesaplarla hareket edecek olursa görünen o ki, canımız çok sıkılacak. Unutulmamalıdır ki, Haçlı zihniyetinin temsilcisi bir din adamı ülkemizi ziyaret ediyor. Bu sebeple de Ayasofyayı ziyareti sırasında ıstavroz mu çıkaracağı yoksa dua mı edeceği sorusu tekrarlanıp duruyor.  Aslında daha işin başında Papanın Ayasofyayı ziyaret etmek istemesi ve bunu proğramına almaktaki ısrarı bile belli ki Ayasofyanın fetihle birlikte camiye çevrilmiş olmasına karşı bir tavır sergiliyorlar. Yani, "Siz fetihle cami yapsanız da bizim nazarımızda Ayasofya kilisedir" demeye getiriyorlar.. Demeye de getirmiyorlar açıkça ifade ediyorlar.. Bunun ardından Ayasofyanın Kilise olarak ibadete açılması talebi de gelebilir. Belli ki Fethi ve Ayasofyanın camiye dönüştürülmesini aradan geçen bunca yüzyıla rağmen içlerine  sindirememişler.

Ve yine Hıristiyan dünyasında durulmuş gibi görünen İslam düşmanlığı ve Haçlı zihniyetinin son zamanlarda yeniden hortladığı açıkça görülüyor.. Dinimize ve Paygamberimize yapılan saldırılar bunun açık ifadesi.

Musevi İsrail ise yıllardan beri Filistinde müslümanları katlederek düşmanlığını gizlemeye bile ihtiyaç duymuyor.

Tüm bunlar olurken İslam dünyasının bu çatışmalarda başlatıcı olmadığı bir başka gerçek.

Bu hatırlatmalardan sonra Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gülün Papanın Türkiye ziyaretini değerlendirirken söylediği şu sözler üzerinde kısaca durmakta yarar var diye düşünüyorum:

"Medeniyetler arası çatışmanın öne çıktığı bir dünyada bu ziyaret önemli. Allah, Müslümanın da, Hıristiyanın da, Yahudinin de aynı Allahı. Devletimiz kendisini en iyi şekilde ağırlayacaktır."

Bir din adamı ya da devlet adamının ülkemizi ziyaretine izin verilmişse elbette en iyi şekilde ağırlanması gerekir. Buna kimsenin itirazı yok.. Önemli olan bu ziyaretin gerçekleşmesinin doğru olup olmadığıdır.. Sayın Gül medeniyetler arası çatışmanın öne çıktığı bir dünyada Papanın ziyaretinin bu çatışmayı önleyebileceği gibi bir düşence ileri sürüyor. Bu noktada medeniyetler çatışmasını hangi tarafın, hangi medeniyetin mensuplarının körüklediği önemli değil mi Medeniyetler çatışmasını körükleyenler, saldıran, katleden, ülkeleri bölenler Müslümanlar mı, Papanın mensubu olduğu medeniyetin mensupları mı Çatışmayı sürekli kılan tarafın ziyaretinde çatışmanın sona ermesini beklemek ne kadar akla uygundur

Herkesin Allahının aynı olması elbette doğrudur. Çünkü, bir tek Allah vardır.. Ancak, Allah tek ama din anlayışları farklı.. Çatışma da buradan ileri geliyor.. Bir taraf sürekli olarak tüm dünyayı kendi yörüngesine girmeye zorluyor. Bunun için ülkeleri işgal ediyor, bunun için insanları katlediyor. Bir olan Allahın emirlerine uyulmuş olsaydı yeryüzünde çatışma olur muydu Kaldı ki, Hıristiyan ve Yahudilerin Allah anlayışı öylesine farklıdır ki, Allahı kendi emellerine alet etmek için kutsal kitaplarda tahrifat yapmışlar, Allaha birtakım sıfatlar yüklemişlerdir. Bu bakımdan Müslümanın Allah anlayışı ile Hıristiyan ya da Yahudinin Allah anlayışı arasında farklılıklar vardır. Böyle olmasaydı farklı dinler oluşur muydu

Demek istediğim o ki, doğru söyleyerek de yanlışa hizmet etmek mümkündür.. Sayın Gülün yukarıya aldığımız sözleri de bunun açık örneğidir.