önce Kayseri’den başlayalım. Ev sahibi artık emekli olmuş 120 kiloluk santrforu, fazla şişirilmiş acemi iki ön kenar oyuncu ile Fenerbahçe’ye karşı pozisyona girebilir miydi Hayır! Ancak ne var ki, büyük üstat Pereira’nın sahaya sürdüğü oyuncularla kurduğu kurgu buna izin verdi. Kayserispor, rakibinin ceza alanına kadar geldi geldi ama hep sıfır çekti. Biri ölü toptan gelene çakılan kafadan, biri de tesadüf ortadan patlayanları da Volkan kornere attı. Fenerbahçe mi Topal ve Sousa’dan kurulu bir orta alan oyuna ne kadar etkileyici olabilirdi ki Van Persie de var, Fernandao da var... Hem Nani, hem de Markoviç de var. O zaman ne mi olur Rakibin savunma hatlarını pas yaparak geçemezsiniz. Ancak ve ancak Nani ve Markoviç topla uzun driplingler yaparsa belki... Ona da rakip fazla adamla alan kapatırsa ulaşamazsınız. Peki, şut atabilir misiniz Hayır! Çünkü adam eksiltememişsiniz, rakibin duvarlarında delikler oluşturamamışsınız... Bu nedenle de kaleyi göremiyorsunuz. Ancak duran toptan, o da büyük baraj hatası ile Van Persie’nin sol kesmesiyle tabelaya yansıyabiliyorsunuz. Peki, aynı oyuncu 79 dakika başka ne yaptı Hiç... Diego, Alper ve Ozan’ın oyuna girişleriyle biraz olsun takım gibi oynamaya başlandı mı Etkisiz ama en azından var olmaya gayret anlamında. Ama futboldan çok anlayan(!), yayınlarını sadece tiraj ve reyting kaygısına ayarlayan spor medyası öyle istedi diye Aziz Bey’in açıkladığı 70 milyon avroluk transfer sepetini denize mi atacaksınız Ba-Kjaer ikilisi ancak böyle şişko bir emekli uç adamı karşısında bu kadar oynayabildi. Ya örneğin Kweuke olsaydı karşılarında Özetle Fenerbahçe berabere bile bitmesi zor olan bir maçı Hollandalının sol ayağından çıkan mermi ile cebine indirdi.
Sonra Başakşehirspor Stadı’na geldik. Bu ne yahu Bir Olimpiyat, bir orası Lig maçını Başakşehir’de oynayan bir takım, üç gün sonra Avrupa maçını başka bir statta oynarsa, acaba her iki maçı da kendi evinde oynamış olur mu Bu sorunun cevabını Beşiktaş’ta kim varsa lütfen versin! Pardon unuttum. Bu lig maçına kaç seyirci geldi ki
Devam edelim... Rizespor sürekli ciddi kontralara çıkıyor. Önde Gomez çakılı kalmış. Ne Gökhan’ın, ne Olcay’ın, ne de ortadan gelenlerin duvarı olamıyor, bölge açamıyor. Dolayısıyla kaptırılan toplar veya kapılanlar, sürekli biçimde Beşiktaş kalesinde tehlike patlatıyor. Bir gol ofsayt gerekçesiyle sayılmıyor, bir de direğe çarpan harika bir kafa vuruşu var. Hep bekliyorum... Neyi mi Necip girecek, Atiba hariç birileri çıkacak ve Beşiktaş kontraya izin vermeden yüklenebilecek. Ama nerede Olcay kabahatli bulunup yerini Quaresma’ya bıraktı. Ne mi oldu Hiç... Ta ki gole kadar. Golden sonra geride iyi toplanan Rizespor maçı kurtarma adına üstünü başını açmaya başlayınca Beşiktaş’ın atakları da koridorlar buldu, oyuncuları da paslaşıp adam eksiltme şansı... Tabii ki paslaşma derken Gökhan Töre’den söz etmemem mümkün mü Biz de Şenol hoca onu iyi yola çekti sanıyorduk. Neyse, 80.dakikadan sonra Necip’in girmesiyle Beşiktaş en azından maçı 1-0’a kilitledi. Ya hakemler Bu Mete Kalkavan hoca göğsündeki kokartı biraz erken takmış anlaşılan. Beşiktaş maçının hakemi de yılların tecrübeli bayrak hakeminin kurbanı oluyordu az kalsın...